İnsanı İnsan Yapan Soru
Neden sorusu hayatımızın en temel bilişsel süreçlerinden biridir. Bir anlam ararız, sebebini merak ederiz. İnsan yaşamayı değil, yaşamın anlamını da sorgulayan bir canlıdır; sadece düşünmez, neyin anlamlı ve doğru olduğunu da düşünür. Psikolojide bu durum öz-farkındalık ve metabilişsel kapasite ile açıklanır. Heidegger bu durumu şöyle özetler: “İnsan, varoluşunu sorun edinen tek varlıktır.” Bu arayış tarihimizin başından beri sürer. Bu farkındalık bizi yalnızca insan kılmaz, aynı zamanda değişime de açık hâle getirir. Yeni sorular, yeni cevaplar ortaya çıkar; bazen cevapsız sorular bile başka bir bakış açısı kazandırabilir. Bu süreç yaşam boyudur ve bununla sürekli mücadele ederiz. Saf anlam arayışında olmasak bile, insan yine de anlamı ve hayatı sorgular. Gelişim psikoloğu Erik Erikson’a göre, ergenlik döneminde “Ben kimim?” sorusuyla bu arayış farklı bir nitelik kazanır. Viktor Frankl’a göre insanın en temel güdüsü “zevk” (Freud) ya da “güç” (Adler) değil, anlam bulma arzusudur. Pozitif psikolojinin kurucularından Seligman’a göre de yaşam doyumunu artıran en önemli bileşenlerden biri anlam duygusudur. Bu anlam arayışı hem bireyin kendine hem topluma değerler katar. Anlam bulunduğunda değil, arandığında hayata değer katmaya başlar. Belki anlam, keşfedilecek bir olgu değil, yaratılacak bir şeydir.
Anlamı Bilmenin Psikolojik Bedeli
Varoluşumuzun anlamını anlarsak ne olur? Anlam arayışı da hayat gibi devamlıdır ve hayatta olduğu gibi kendimizi farklı anlamlarda, bakış açılarında bulabiliriz. Çünkü anlam insana uyar, insan gibi değişir. Varoluşun anlamının etkileri, bedelleri vardır. Anlam, amaç duygusunu birlikte getirir. Hayatta sana bir alan sunabilir. Bu alanla ve amaçla insan gelişir. Bu nedenle yaşamına anlam yükleyebilen bireyler, psikolojik olarak daha dayanıklı ve amaç odaklı hale gelebilirler. Öz belirleme kuramına göre insanın sağlıklı gelişimi için aidiyet ve özerklik kavramları çok önemlidir. Bu sayede hayata daha anlamlı yaklaşır ve psikolojik sağlamlığı artar. Depresyon ve kaygı seviyeleri düşebilir. Ancak, anlam aramak huzursuzluk da yaratabilir. İnsan sorgulamaya devam eder, şüphe eder. Bazı bireylerde bu sorgulama, varoluşsal kaygıyı ve kimlik bunalımlarını artırabilir. Varoluşsal kaygı patolojik değildir, insan olmanın doğal bir parçasıdır. Anlam farkındalık katar ve bu farkındalıklar her zaman olumlu değildir. Bazen başa çıkmakta zorlandığımız gerçeklerle yüzleşmemiz gerekir. Anlamlar bizi belirsizlikten kurtarıyormuş gibi görünse de aslında arkasında görünen farkındalıklar daha çok sorguyu, anlamı ve belirsizliği birlikte getirir. Önemli olan bu belirsizliği kabullenmek ve belirsizliği anlamsızlık olarak tanımlamamaktır. Kaygıyla savaşmak kaygıya daha çok arttırabilir. Bu yüzden Yalom, Kaygıyı yok etmeye değil, “yer açmaya” çalış, der. Gelecek belirsizdir ve geleceğimizi bu anlamlarla inşa ederiz.
Anlamı Bulmak Değil, İnşa Etmek
İnsan anlamı yalnızca keşfetmez aynı zamanda üretir. Anlam bazen bulunduğu anda değil, arandığı süreçte insanı dönüştürür. Yaşanan zorlu anılar, kırılmalar bazen yeni bir anlam yaratır. Erikson’un belirttiği gibi bu kırılma dönemleri “Ben kimim?” sorunu yeniden karşımıza çıkararak kimliğimizi en çok şekillendiren ve geliştiren süreçler hâline gelir. Bu süreçte yeni bakış açıları, yeni bir kimlik kazanılabilir. Çünkü öz farkındalık arttıkça daha tutarlı bir kimlik mümkün hale gelir. Anlamsızlık, belirsizlik birçok duyguyu çağrıştırabilir. Bu duygularla kaçınmadan temas kurmak, kişinin daha olgun, daha otantik bir benlik geliştirmesini sağlar. Anlamı inşa etmek, duyguları düzenlemeyi, stresle baş etmeyi, davranışı yönlendirmeyi kolaylaştırır. Anlam, hayatı ve bireyin kimliğini sınıflandırmamalıdır. Önümüzdeki yol ve belki de geçmişte aldığımız yol daha belirgin gözükür ama bu yol değişmeye devam edebilir. Değişim haliyle eski düşünceler anlamını yitirebilir ve bu durumda bilişsel yapılandırma ile birey daha işlevsel düşünme biçimleri geliştirebilir. İnsan anlamı bir kere bulmaz, hayatın akışıyla birlikte onu yeniden üretir. Anlamı üretmek, bulmaktan daha dönüştürücü olabilir. İnsan kesin bir sonuca ulaşmasa bile bu arayışta kendini yeniden kurar, yeniden tanımlar. Belki de varoluşun en anlamlı yanı şudur: Dünyayı değiştiremesek bile, onu nasıl gördüğümüzü değiştirme gücü bize aittir. Ve anlam tam da bu değişimin içinde bizim varoluşumuz ile doğar.
Kaynakça
Adler, A. (1998). The practice and theory of individual psychology. Routledge.
Baumeister, R. F. (1991). Meanings of life. Guilford Press.
Baumeister, R. F., & Vohs, K. D. (2002). The pursuit of meaning. C. R. Snyder & S. J. Lopez (Ed.), Handbook of positive psychology içinde (s. 608–618). Oxford University Press.
Beck, A. T. (1976). Cognitive therapy and the emotional disorders. International Universities Press.
Becker, E. (1973). The denial of death. Free Press.
Deci, E. L., & Ryan, R. M. (2000). The “what” and “why” of goal pursuits: Human needs and the self-determination of behavior. Psychological Inquiry, 11(4), 227–268. https://doi.org/10.1207/S15327965PLI1104_01
Erikson, E. H. (1994). Identity and the life cycle (2nd ed.). W. W. Norton.
Frankl, V. E. (2006). Man’s search for meaning. Beacon Press.
Heidegger, M. (1962). Being and time (J. Macquarrie & E. Robinson, Çev.). Harper & Row.
Heine, S. J., Proulx, T., & Vohs, K. D. (2006). The meaning maintenance model. Personality and Social Psychology Review, 10(2), 88–110. https://doi.org/10.1207/s15327957pspr1002_1
Seligman, M. E. P. (2011). Flourish: A visionary new understanding of happiness and well-being. Free Press.
Steger, M. F., Frazier, P., Kaler, M., & Oishi, S. (2006). The Meaning in Life Questionnaire: Assessing the presence of and search for meaning in life. Journal of Counseling Psychology, 53(1), 80–93.
Tedeschi, R. G., & Calhoun, L. G. (2004). Posttraumatic growth: Conceptual foundations and empirical evidence. Psychological Inquiry, 15(1), 1–18.
Yalom, I. D. (1980). Existential psychotherapy. Basic Books.


