Herkesle aynı fikirde olmamak neden rahatsızlık verici bulunur? Toplumsal normlara uymayan biri neden hemen “negatif” olarak yaftalanır? Farklılık, sıradanın dışına çıkmak çoğu zaman cesaret isterken, bu cesaretin karşılığı neden dışlanmak olur? Birey olarak kendimiz kalmak mı daha değerlidir, yoksa çoğunluğun arasında kaybolmak mı?
1. Uyum Baskısı: Bireysellik mi, Onaylanma mı?
Toplumlar, kendi düzenlerini sürdürebilmek için bireylerden belirli normlara uyum göstermelerini bekler. Bu normlara uyum sağlamak; genellikle “iyi vatandaş”, “saygılı öğrenci” ya da “olgun birey” olmakla özdeşleştirilir. Ancak bireysellik çoğu zaman bu düzenin dışına taşar. Farklı fikirler, sıra dışı tutumlar ya da alışılmamış yaklaşımlar, mevcut düzeni tehdit eden bir unsur gibi algılanabilir. Bu noktada, Erik Erikson’un “kimlik kazanımı” evresi devreye girer. Özellikle ergenlik ve genç yetişkinlik dönemlerinde birey, kendi kimliğini oluşturmak için zaman zaman normlara karşı gelmek durumunda kalabilir. Bu süreçte yaşanan çatışmalar, bireyin içsel gelişimi açısından doğal ve gereklidir. Ancak toplum gözünden bakıldığında, bu tür uyumsuzluklar genellikle bir “bozulma” ya da “tehlike” olarak görülür. Böylece bireysellik, sistemin işleyişine karşı bir tehdit gibi algılanır ve uyumsuz birey, çoğu zaman olumsuz etiketlemeyle karşı karşıya kalır.
2. Etiketleme: Farklıysan “Sorunlusun”
Etiketleme kuramı (Labeling Theory), bir davranışı tanımlamakta davranışın ne olduğundan daha çok “toplumun yorumu” belirleyici olur. Toplumdan farklılık gösteren birey, “olumsuz”, “inatçı”, “ters” gibi kalıplarla etiketlenir. Bu etiketler bireyin gerçek niyetini bastırır ve kişiliğine yapışır. İlerleyen zamanlarda etiketini sahiplenen birey, negatif düşünceler kurma veya negatif kararlar verme eğiliminde bulunur. İnsanlar ise “biz” ve “onlar” ayrımını çabuk kurar ve uyumsuzlar hemen “onlar” grubuna itilir. (Tajfel’in Sosyal Kimlik Kuramı). “Onlar” grubunda olmayı kabullenen bireyler de aynı şekilde bu dayatmaya uyarak devam etme eğiliminde bulunur. Dolayısıyla farklı düşünce bu etiketler altında kaybolup gider. Uyumsuz bireyler de ya “biz” grubuna girmek için kendinden vazgeçer ya da “onlar” grubuna uyum sağlamak için etiketine sarılır.
3. Etiketlenmenin Birey Üzerindeki Etkisi
Sürekli bir şekilde toplum tarafından “negatif” yaftası yemek, bireyin özsaygısını, özgüvenini ve öz-yeterliliğini zedeler. Bu durumda birey toplum karşısında güçlü durmakta zorlanır. Seligman’ın Öğrenilmiş Çaresizlik kuramına baktığımızda birey ne yaparsa yapsın olumsuz etiketi alıyorsa, toplumda pasifleşir. Maslow’a göre (A Theory of Human Motivation), birey toplumda kabul görmek, ait hissetmek ister. Kabul görmek isteyen birey farklı düşündüğü için dışlandığında içe çekilir. Carl Rogers’ın “koşulsuz kabul” ilkesi burada devreye girer: Kabul edilmediğini hisseden birey, potansiyelini gösteremez.
4. Aslında Etiketleme Kim İçin Daha Rahatlatıcıdır?
Tabii ki de etiketlemek, toplum için rahatlatıcı olandır. Çünkü onlara göre karmaşık ya da farklılık gösteren bir bireyi basitçe “olumsuz” olarak kodlamak, onu anlamaya çalışmaktan daha kolaydır. Kolay olmayanı seçmek ise uğraştırıcı ve zor olandır. Etiketleme bu yönüyle aslında toplumun işini kolaylaştırır. Çünkü farklılık, düzeni bozar gibi algılanır. Farklı olan kişi, çoğunluğun içindeki görünmez kuralları sorgular; alışılmışın dışına taşar. Ve bu, çoğu insan için rahatsız edicidir. Bu rahatsızlığı ortadan kaldırmanın en kolay yoluysa, o kişiyi bir kelimeyle tarif edip “diğerleri” arasına itmektir. Bu bir tür kaçıştır. Anlamaya çalışmak, empati kurmak ve kendi düşünce sınırlarını zorlamak yerine, farklı olanı basitleştirip tanımlamak çok daha güvenlidir. Bu durum toplumun bilinçdışı savunma mekanizması olarak da değerlendirilebilir. “Beni zorlayan, sorgulamama neden olan, bana ayna tutan birini görmek istemiyorum; bu yüzden onu yok sayıyorum.” Bu söylem çoğu zaman bilinçli olarak kurulmaz ama davranışa yerleşir. Toplum, kendisine uymayanı dışlamayı, “anormal” ya da “problemli” olarak tanımlamayı alışkanlık haline getirebilir. Çünkü böylece konfor alanı bozulmaz, normlar sarsılmaz. Oysa kolay olanı seçmek, gelişimin ve değişimin önüne konmuş en büyük engellerden biridir. Etiketleme bireyi değil, toplumu rahatlatır. Ama bu rahatlama geçicidir; çünkü bastırılan her farklılık bir gün daha güçlü şekilde kendini gösterir. Gerçek yüzleşme, ancak anlamaya cesaret ettiğimizde başlar.
5. Etiketlenmekten Korkmadan Var Olabilmek
Farklılık, sorgulamak ya da çoğunluğun dışında kalmak bazen yalnız hissettirir. Bu yalnızlık bireye var olmak için kendinden farklı düşünceleri onaylama, savunma gibi davranışlarda bulunmaya itebilir. Ama bazen yalnız kalmak başkası gibi davranmaktan daha iyidir. Çünkü insan başkalarının onayladığı bir kimliğe sıkışıp var olamaz. Her birey, kendine özgü bir bakış açısı ve deneyimle var olur. Etiketlenme korkusuyla kendini bastırmak, yalnızca topluma uyum sağlamak uğruna kendi sesini kısmaktır. Oysa gerçek uyum, herkesin benliğini kaybetmeden bir arada yaşayabildiği noktada başlar. Bana göre farklılık, bir tehdit değil; gelişmenin ön koşuludur. Birey, başkalarının etiketlerinden önce kendi değerini tanımalı ve bu değeri cesaretle koruyabilmelidir. Çünkü var olmak, bazen o etiketlere rağmen kendin kalmayı seçebilmektir.



Toplumda yaşanan birçok sorunun kaynağına yazar açıklayıcı bir şekilde inmiş. Geçmişten günümüze kadar var olan bu sorun önemli bir yer kapladığı için ele alınması ve farkındalık kazandırılması güzel olmuş. Ayrıca yazının belirli yerlerinde kuramcılara değinilerek açıklama yapılması konuyu derinden araştırmak isteyenler için de bir yönlendirici ve gösterge olarak değerlendirilebilir. Emeğine sağlık.
Toplumda meydana gelen birçok sorunun kaynağına açıklayıcı bir şekilde inmiş yazar. Bireylerin topluma uyum sağlamak amacıyla kendileri olamamaları ya da kendileri olmak için toplumla uyum sorunları yaşamaları geçmişte ve günümüzde önemli bir yer kaplıyor. Yazarın kuramcıların ortaya attığı fikirlere değinerek durumlara ve kavramlara açıklık getirmesi okuyucular için yazıyı daha anlaşılır ve daha bilgilendirici kılmış. Okuyanların farkındalık kazanması için de güzel bir yazı olmuş. Emeğine sağlık.
Çok iyi 👍