Cuma, Şubat 20, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Sevmek Bir İlişki için Yeter mi?

Birçok ilişki, şu cümleyle başlar ya da bu cümleyle ayakta tutulmaya çalışılır: “Ama biz birbirimizi seviyoruz.” Bu ifade güçlüdür; içinde umut, bağ ve anlam barındırır. Ancak psikolojik açıdan baktığımızda şu soruyu sormak kaçınılmazdır: Sevmek, bir ilişkiyi sürdürmek için gerçekten yeterli midir?

Sevgi, iki insanın birbirine yönelmesini, bağ kurmasını ve yakınlık geliştirmesini sağlar. Bağlanma Kuramı perspektifinden bakıldığında sevgi, bireyin ilişkide “güvende olma” arayışının temelini oluşturur (Bowlby, 1988). Ancak güvenli bir bağlanmanın oluşabilmesi yalnızca sevgiyle değil, tutarlılık, duyarlılık ve karşılıklılıkla mümkündür.

Sevgi Ne Sağlar ne Sağlamaz?

Sevgi; şefkat, bağlılık ve fedakârlık isteğini besler. Zor zamanlarda ilişkiye tutunmayı kolaylaştırır. Buna karşın sevgi, çiftlere otomatik olarak sağlıklı iletişim kurmayı öğretmez. İletişim becerileri, duygusal farkındalık ve çatışma çözme kapasitesi, öğrenilen ve geliştirilen süreçlerdir (Cüceloğlu, 2016).

Birbirini seven iki insanın;

  • Aynı sorunu tekrar tekrar yaşaması,

  • Duygularını açıkça ifade edememesi,

  • Öfke, kırgınlık ya da geri çekilme döngülerine girmesi, ilişkide sevginin yokluğundan değil, ilişkiyi taşıyacak psikolojik becerilerin yeterince gelişmemiş olmasından kaynaklanabilir.

Nitekim Türkiye’de yapılan çalışmalar da evlilik ve çift doyumunun, sevgiden ziyade İletişim Kalitesi ile daha güçlü ilişki gösterdiğini ortaya koymaktadır (Yalçın, 2014).

İlişkiler Yalnızca Duygularla Yürümez

Sağlıklı bir ilişki, sadece “ne hissettiğimizle” değil, “ne yaptığımızla” ilgilidir. Sevgi bir duygudur; ilişki ise davranış, sorumluluk ve etkileşimden oluşan dinamik bir sistemdir. Gottman ve Silver (2015), uzun süreli ve doyumlu ilişkilerin ortak özelliğinin romantik yoğunluk değil; duygusal düzenleme, onarıcı iletişim ve karşılıklı saygı olduğunu vurgular. Benzer biçimde Türk kültüründe yapılan çalışmalar da ilişki doyumunun; empati, sınır koyabilme ve sorumluluk alma gibi becerilerle yakından ilişkili olduğunu göstermektedir (Tarhan, 2018).

“Seviyorum Ama Mutlu Değilim”

Terapi süreçlerinde sıkça karşılaşılan ifadelerden biri şudur: “Onu seviyorum ama bu ilişki beni çok yoruyor.” Bu cümle, sevginin varlığını değil; ilişkinin işlevselliğini sorgulamamız gerektiğine işaret eder. Sevgi devam ederken birey kendini değersiz, yalnız ya da anlaşılmamış hissedebilir. Çünkü ilişki içinde temel psikolojik ihtiyaçla karşılanmadığında, sevgi tek başına iyileştirici bir işlev göremez (Satir, 2001).

Burada önemli bir ayrım yapmak gerekir: Birini sevmek, her koşula uyum sağlamak ya da duygusal olarak incinmeyi tolere etmek anlamına gelmez. Sağlıklı ilişkiler, sevginin yanında sınırları da barındırır. Sınırların olmadığı yerde zamanla tükenmişlik ve öfke ortaya çıkabilir (Köroğlu, 2019).

Sürdürülebilir Bir İlişkinin Temelleri

“Sevmek yeterli mi?” sorusuna verilebilecek en gerçekçi yanıt şudur: Hayır; ancak önemli bir başlangıçtır. Sevginin ilişkiyi sürdürülebilir kılabilmesi için şu unsurlarla desteklenmesi gerekir:

  • Duygusal olgunluk

  • Güven ve tutarlılık

  • Etkili iletişim

  • Esneklik ve değişime açıklık

  • Karşılıklılık

İlişkiler durağan değildir; zaman içinde dönüşür. Sevgi bu dönüşüme eşlik edebildiği sürece ilişkiyi besler. Aksi halde, ilişkinin geçmişteki hâline tutunmak, bugünkü sorunları derinleştirebilir (Yavuzer, 2020).

Sevgi çok değerlidir; ancak tek başına bir ilişkiyi ayakta tutmak zorunda değildir. Bir ilişkinin iyi gelmesi; sevilmenin yanı sıra görülmek, anlaşılmak ve güvende hissetmekle mümkündür. Belki de asıl soru şudur: “Sadece seviyor muyuz, yoksa bu İlişkiyi Taşıyabiliyor muyuz?” Bu soruya verilen dürüst yanıt, ilişkinin yönünü belirler.

Kaynakça

  • Bowlby, J. (1988). A secure base: Parent-child attachment and healthy human development. New York, NY: Basic Books.

  • Cüceloğlu, D. (2016). İnsan ve davranışı (30. bs.). İstanbul: Remzi Kitabevi.

  • Gottman, J. M., & Silver, N. (2015). The seven principles for making marriage work. New York, NY: Harmony Books.

  • Köroğlu, E. (2019). İlişkilerde sınırlar. Ankara: HYB Yayıncılık.

  • Satir, V. (2001). İnsan yaratmak (Çev. S. Yeniçeri). İstanbul: Beyaz Yayınları.

  • Tarhan, N. (2018). Evlilik psikolojisi. İstanbul: Timaş Yayınları.

  • Yalçın, İ. (2014). Evlilik doyumu ile iletişim becerileri arasındaki ilişki. Kuram ve Uygulamada Eğitim Bilimleri, 14(2), 1–18.

  • Yavuzer, H. (2020). Evlilik okulu. İstanbul: Remzi Kitabevi.

Ceren Dalarslan
Ceren Dalarslan
Ceren Dalarslan, Psikoloji lisansının ardından Klinik Psikoloji ve Genel Psikoloji (Sosyal Psikoloji ve Gelişim Psikolojisi odaklı) yüksek lisans eğitimlerini tamamlamıştır. Akademik ve profesyonel ilgi alanlarını özellikle bağımlılık, Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), şema terapi ve çift terapisi üzerine yoğunlaştırmıştır. Yüksek lisans tezini, “Romantik ilişki yaşayan bireylerde akılcı olmayan inançlar, öz-şefkat ve ilişki doyumunun incelenmesi” konusu üzerine yazmıştır. Ergen ve yetişkinlerle yürüttüğü çalışmalarda bireylerin kendilerini daha iyi anlamalarına, duygularını tanımalarına ve yaşamlarında kalıcı değişimler yaratmalarına destek olmayı amaçlamaktadır. Her danışanı kendi hikâyesiyle biricik gören Dalarslan, terapi sürecinde içten, güvenli ve yargısız bir alan sunmayı önemsemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar