Pazar, Ocak 11, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Sessiz Tükenmişlik: Her Şey Yolundayken Neden Bu Kadar Yorgunuz?

Dışarıdan bakıldığında her şey yolunda görünür. İşe gidilir, sorumluluklar yerine getirilir, günlük yaşam aksamadan sürdürülür. Çoğu zaman kişi, çevresi tarafından “güçlü”, “başarılı” ve “hayatını toparlamış” olarak tanımlanır. Ancak bu dışarıdan iyi görünen tablonun içinde, çoğu zaman adı konulamayan bir yorgunluk vardır. Bu yorgunluk ne yalnızca uykusuzlukla ne de fiziksel bir hastalıkla açıklanabilir. Kişi, hayatının içinde aktif bir şekilde var olmaya devam ederken, iç dünyasında giderek uzaklaşmaya başlar.

Psikoloji alanında son yıllarda daha sık konuşulan sessiz tükenmişlik, tam olarak bu durumu tanımlar. Bireyin işlevselliğini kaybetmeden, hatta çoğu zaman “iyi gidiyor” algısı yaratacak şekilde yaşamını sürdürürken içten içe tükenmesi… Bu süreçte kişi çoğu zaman yaşadığını fark etmez ya da fark etse bile bunu önemsemez. Çünkü ortada dramatik bir kriz, belirgin bir çöküş ya da dışarıdan bakıldığında açıklanabilecek bir sorun yoktur.

Psikolog görüşmelerinde sıkça karşılaşılan bir örnek bu durumu oldukça net yansıtır. Hayatı dışarıdan bakıldığında düzenli görünen bir birey, terapiye genellikle “Aslında ciddi bir problemim yok” cümlesiyle başlar. İşine gider, sorumluluklarını yerine getirir, sosyal ilişkilerini sürdürür. Ancak seans ilerledikçe sabahları uyanmanın zorlaştığını, yaptığı şeylerin anlamsızlaştığını ve günlerin birbirine benzemeye başladığını fark ettiğini anlatır. “Her şey yolunda ama ben çok yorgunum” ifadesi, sessiz tükenmişliğin en yalın ve en güçlü anlatımıdır.

Klasik Tükenmişlik ve Sessiz Tükenmişlik Farkı

Sessiz tükenmişlik, klasik tükenmişlik sendromundan önemli bir noktada ayrılır. Klasik tükenmişlikte yorgunluk daha görünürdür; kişi işlevselliğinde belirgin bir düşüş yaşar, motivasyon kaybı açıkça hissedilir. Sessiz tükenmişlikte ise hayat devam eder. Kişi çalışır, üretir, sorumluluklarını aksatmaz. Ancak bu devam ediş çoğu zaman otomatik pilot modunda gerçekleşir. Duygular geri çekilmiş, yaşam mekanik bir rutine dönüşmüştür. Bu noktada işlevsellik, iyilik haliyle karıştırılmaya başlanır.

Duyguların Bastırılması ve Psikolojik Temeller

Bu sürecin psikolojik temelinde çoğu zaman duyguların bastırılması yer alır. Birçok birey çocukluk ve ergenlik dönemlerinden itibaren “güçlü ol”, “abartma”, “idare et” gibi mesajlarla büyür. Üzüntü, kırılganlık ve ihtiyaç ifade etmek zamanla öğrenilmemiş ya da güvenli bulunmamıştır. Yetişkinlikte ise bu kişiler, zorlandıklarında durmak yerine daha çok çabalamayı, hissetmek yerine bastırmayı tercih eder. Sessiz tükenmişlik, çoğu zaman bu uzun süreli bastırmanın doğal bir sonucudur.

Bedenin Sesi: Fiziksel Belirtiler

Bu yorgunluk yalnızca zihinsel değildir; beden de bu yükü taşır. Kronik halsizlik, uykuya dalmakta zorlanma, sık tekrarlayan baş ve kas ağrıları, sindirim problemleri ve odaklanma güçlüğü sessiz tükenmişliğin bedensel yansımaları arasında yer alır. Zihin ifade edilemeyen duyguları susturdukça, beden konuşmaya başlar. Bu noktada yaşanan belirtiler genellikle stresle açıklanır; ancak stres geçse bile yorgunluk hissi kalıcıdır.

İçsel Çatışma ve Suçluluk Duygusu

Terapi sürecinde sessiz tükenmişlik yaşayan bireylerin ortak bir özelliği, yaşadıkları durumu küçümseme eğilimidir. “Aslında her şeyim var ama mutlu değilim”, “Böyle hissetmeye hakkım yok”, “Biraz dinlensem geçer sanmıştım” gibi cümleler sıkça duyulur. Bu içsel çatışma, bireyin hem yorgun hissetmesine hem de bu yorgunluk nedeniyle kendini suçlamasına yol açar. Oysa ruhsal zorlanmaların geçerli olabilmesi için mutlaka büyük travmalar yaşanmış olması gerekmez.

Geç Fark Edilmenin Riskleri

Sessiz tükenmişliği tehlikeli kılan en önemli unsur, geç fark edilmesidir. Kişi işlevsel olduğu sürece yardım aramayı erteler. Ancak bu süreç uzadıkça depresyon, kaygı bozuklukları ve ilişkisel kopukluklar ortaya çıkabilir. Zamanla kişi insanlarla temas etmekte zorlanır, hayattan aldığı tat azalır ve “yaşıyorum ama canlı değilim” hissi derinleşir.

İyileşme Süreci: Farkındalık ve Kabul

Peki sessiz tükenmişlikten çıkmak mümkün müdür? Psikolojik açıdan bakıldığında cevap nettir: Evet. Ancak bu iyileşme, önce yorgunluğun fark edilmesiyle başlar. Yorgun olmak için her şeyin kötü olması gerekmez. Bazen her şey yolundayken de insan tükenebilir. Bu gerçeği kabul etmek, iyileşmenin ilk adımıdır.

İyileşme süreci; duygulara alan açmayı, ihtiyaçları ciddiye almayı ve durmaya izin vermeyi içerir. Sürekli güçlü olmak zorunda olmadığımızı kabul etmek, kişinin kendisiyle kurduğu ilişkiyi dönüştürür. Psikolojik destek ise bu sürecin güvenli bir şekilde ilerlemesine olanak tanır. Terapi, sessiz kalan bu yorgunluğun söze dökülmesine ve anlamlandırılmasına alan açar.

Sessiz tükenmişlik, ruhun duyulmayı bekleyen bir sinyalidir. Bu sinyali görmezden gelmek yerine fark etmek ve anlamaya çalışmak, ruh sağlığına yapılabilecek en önemli yatırımlardan biridir. Çünkü bazen en büyük iyileşme, “Ben neden bu kadar yorgunum?” sorusunu kendimize sormaya cesaret etmekle başlar.

Fatmanur TABAN
Fatmanur TABAN
Psikolog Fatmanur Taban, psikolojinin geniş ve çok yönlü bir bilim alanı olduğuna inanan, bu alanda kendini sürekli geliştiren bir uzmandır. Psikoloji alanında birçok eğitim sertifikası ve katılım belgesine sahip olup, mesleki eğitimine aktif olarak devam etmektedir. “Psikolojik danışma, bir nevi değişim ya da yaşamı zenginleştirme aracıdır.” ilkesini benimseyen Taban, yaptığı işin gerektirdiği sorumlulukların bilincinde olup, özenli, dikkatli ve istekli çalışmanın mutlaka başarıyla sonuçlanacağına inanır. Bu doğrultuda, danışanlarının yaşam döngüsündeki iniş çıkışlarda onlara eşlik etmeyi, travmalarla baş etme ve yaşamı olumsuz etkileyen durumlarla başa çıkma süreçlerinde psikolojik destek sunmayı amaçlamaktadır. Destek almak isteyen herkes, onun rehberliğinde daha dengeli ve farkındalıklı bir yaşam yolculuğuna adım atabilir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar