Günümüz toplumunda çocukların davranışları çoğu zaman hızlıca yorumlanmakta ve etiketlenmektedir. “İnatçı”, “uyumsuz”, “sorunlu” gibi tanımlamalar, çocuğun yaşadığı duygusal süreçleri görünmez kılabilmektedir. Oysa çocuklar dünyayı yetişkinlerden farklı bir dille deneyimler. Yaşadıkları kaygıları, korkuları, üzüntüleri ya da öfkeleri sözcüklerle ifade etmekte zorlanan çocuklar, bu duyguları çoğunlukla oyun aracılığıyla dışa vurur. Bu nedenle oyun, çocuk için yalnızca eğlenceli bir etkinlik değil; kendini ifade etmenin, düzenlemenin ve iyileştirmenin doğal bir alanıdır. Çocuk psikolojisi alanında oyun, çocuğun ruhsal dünyasına açılan en güvenli kapılardan biri olarak kabul edilmektedir (Yavuzer, 2014). Oyun, çocuğun gelişiminde bilişsel, sosyal ve duygusal açıdan temel bir işleve sahiptir (Yavuzer, 2014). Çocuk oyun sırasında hem çevresini tanır hem de iç dünyasında olup bitenleri anlamlandırır. Piaget, oyunu çocuğun bilişsel gelişiminin bir yansıması olarak ele alırken, çocuğun oyun aracılığıyla dünyayı kendi gerçekliğine göre yeniden kurduğunu ifade eder (akt. Yörükoğlu, 2018). Vygotsky’ye göre ise oyun, çocuğun içsel yaşantıları ile sosyal çevresi arasında bir köprü kurar ve çocuğun kendini düzenleme becerilerini destekler (akt. Gander ve Gardiner, 2015).
Oyun ve Kendini İfade Etme
Çocuklar çoğu zaman “nasılsın?” sorusuna cevap veremez; ancak oynadıkları oyunda yaşadıklarını anlatırlar. Psikodinamik yaklaşıma göre oyun, çocuğun bilinçdışı duygularını ve çatışmalarını semboller yoluyla ifade ettiği güvenli bir alandır (Axline, 2003). Axline’a göre çocuk, oyun sırasında kendini olduğu gibi ortaya koyar ve bu süreçte doğal bir iyileşme potansiyeli devreye girer (Axline, 2003). Oyuncaklar, figürler ve roller; çocuğun iç dünyasında yaşananların dışavurumuna aracılık eder. Oyuncaklar, figürler ve roller; çocuğun iç dünyasında yaşananların sembolik temsilcileri olarak önemli bir işleve sahiptir. Çocuğun seçtiği oyuncaklar ve kurduğu oyun senaryoları, onun kişilerarası ilişkilerine, bağlanma örüntülerine ve duygusal yaşantılarına dair ipuçları sunar (Gil, 2017; Landreth, 2012). Özellikle tekrarlayan oyun temaları, çözümlenmemiş travmatik yaşantıların ya da yoğun duyguların göstergesi olabilir. Bu nedenle oyun, yalnızca bir ifade aracı değil; aynı zamanda değerlendirme ve müdahale açısından da temel bir terapötik araç olarak kabul edilmektedir (Gil, 2017; Landreth, 2012).
Travma ve Zorlayıcı Yaşantılarda Oyunun Rolü
Travmatik ya da zorlayıcı yaşam olayları çocukların ruhsal dünyasında derin izler bırakabilir. Bu tür yaşantılar sonrasında çocuklar, oyunda benzer sahneleri tekrar ederek yaşanan olaya anlam vermeye ve kontrol duygusu geliştirmeye çalışırlar. Bu tekrarlar çoğu zaman yanlış anlaşılır; ancak aslında çocuğun yaşantıyı sindirme ve ruhsal dengesini yeniden kurma çabasının bir parçasıdır (Erden ve Gürdil, 2009). Oyun, bu yönüyle çocuğun kendini onardığı ve iyileştirdiği bir alan işlevi görür.
Toplum ve Ebeveynler İçin Oyunun Anlamı
Oyunun iyileştirici etkisi yalnızca terapi odasıyla sınırlı değildir. Günlük yaşamda oyun, çocuğun stresle baş etme biçimidir. Ancak toplumda oyun çoğu zaman “boş zaman etkinliği” ya da “gereksiz” bir uğraş olarak görülmektedir. Oysa oyunu ciddiye almak, çocuğun ruh sağlığını ciddiye almak anlamına gelir. Ebeveynlerin ve eğitimcilerin oyuna eşlik eden, çocuğun oyun içindeki duygularını fark eden ve yargılamadan kabul eden bir tutum benimsemesi, çocuğun kendini güvende hissetmesini sağlar (Yörükoğlu, 2018).
Sonuç
Oyun, çocuğun kendini iyileştirme kapasitesinin en doğal ve kuvvetli yansımalarından biridir. Çocuk, oyun aracılığıyla iç dünyasını düzenler, yaşadığı duygusal zorlanmaları anlamlandırır ve ruhsal dengesini yeniden kurar. Oyun terapisi bu süreci yapılandırılmış bir çerçevede desteklerken, günlük yaşamda sunulan oyun alanları da çocuğun ruh sağlığını koruyucu bir rol üstlenir. Bu nedenle oyun, yalnızca çocukların değil; ebeveynlerin, eğitimcilerin ve toplumun tüm kesimlerinin ciddiyetle ele alması gereken bir ihtiyaçtır. Çocuğun oyununa kulak vermek, onun iyileşme yolculuğuna eşlik etmenin en etkili yollarından biridir.
Kaynakça
-
Axline, V. M. (2003). Oyun Terapisi (Çev. N. Yurtbay). İstanbul: Sistem Yayıncılık.
-
Erden, G. & Gürdil, G. (2009). Travma Yaşamış Çocuklarla Oyun Terapisi. Ankara: HYB Yayıncılık.
-
Gander, M. J. & Gardiner, H. W. (2015). Çocuk ve Ergen Gelişimi (Çev. A. Dönmez). Ankara: İmge Kitabevi.
-
Gil, E. (2017). Play in Family Therapy. New York: Guilford Press.
-
Landreth, G. L. (2012). Play Therapy: The Art of the Relationship. New York: Routledge.
-
Yavuzer, H. (2014). Çocuk Psikolojisi. İstanbul: Remzi Kitabevi.
-
Yörükoğlu, A. (2018). Çocuk Ruh Sağlığı. İstanbul: Özgür Yayınları.


