Salı, Ocak 20, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Otoriteye Karşı “Carpe Diem”: Ölü Ozanlar Derneği Film İncelemesi

Ölü Ozanlar Derneği (Dead Poets Society) kitabından bir sene sonra 1989 yılında yayınlanmış bir filmdir. 1959 yılında geçen film katı kurallara sahip Welton Akademisi’nde öğrencilerin kimlik gelişimi ve benlik arayışını konu alır. Burada baskıcı ve otoriter bir eğitim sürecinden geçen öğrenciler, yeni gelen öğretmenleri John Keating sayesinde özgürlük ve yaratıcılık gibi kavramlarla tanışırlar. Film, psikolojik açıdan oldukça zengin.

Otorite Figürleri

Welton Akademisi ana olarak 4 ilkeyi benimsemiş görünmektedir: Gelenek, Şeref, Disiplin ve Mükemmeliyet. Öğrencilerin Hell-ton (Cehennem-ton) olarak adlandırdığı bu okul, onlardan başarılı ve itaatli olması beklemektedir. Öğrencilerin itaat etmek istemedikleri durumlarda bile otoriteye karşı gelmekte zorlandıkları film boyunca açık bir şekilde görülmektedir ve bu durum onların üstlerinde ağır bir psikolojik baskı oluşturmaktadır. Öğrencilerden biri olan Neil Perry, okulun baskıcılığının yanı sıra başka bir otoriteyle daha boğuşmak durumundadır: babası.

Diana Baumrind, ebeveyn stilleri kuramında dört tane ebeveynlik stili tanımlıyor: demokratik, izin verici, ihmalkâr ve otoriter. Filmde, Neil’in babası otoriter ebeveyn stilinin tipik bir örneğini sunmaktadır. Neil’in bireysel isteklerini ve fikirlerini tamamen göz ardı ederek, kendisinin Neil için belirlediği hayatı yaşamasını ister. Koyduğu katı kurallara koşulsuz şartsız itaat beklemektedir ve bunların dışına çıkılmasına asla tahammül etmez. Örneğin, filmin başlarında, babası Neil’den okul yıllığındaki editör yardımcılığı görevini bırakmasını ister. Bunu isterken Neil’e söz hakkı tanımaz ve Neil’in ona karşı gelmesine katlanamaz. Neil ancak ona itaat ettiğinde onu bir iltifat ile ödüllendirir.

Öğrencilerden bir diğeri olan Todd Anderson’ın hayatındaki otorite figürünün ise Neil’inkinin aksine biraz daha örtük olduğunu söyleyebiliriz. Oldukça başarılı abisinin yolundan giderken sürekli beklentileri karşılamasının beklenmesi Todd’un içselleştirdiği bir durumdur. Abisinin fiziksel yokluğunda bile, Todd’un kendi içindeki kıyaslamalar onun düşük özgüvenine yol açmıştır ve davranışlarını kısıtlamıştır. Değersiz hissederek, bunu ailesinin iki sene üst üste doğum gününde aynı hediyeyi göndermesi sahnesinde de görebiliriz, sosyal olarak geri çekilmiştir.

John Keating ve Ölü Ozanlar Derneği

Keating, yeni edebiyat öğretmeni olarak göreve başlamıştır. O da zamanında Welton Akademisi’nde okumuştur. Daha ilk günden akademideki alışılmış ve geleneksel öğretim tekniklerinin dışına çıkarak öğrencileri yeni ve yaratıcı düşüncelerle tanıştırmıştır. Neil ve arkadaşları eski okul yıllığında Keating’i incelerken “Ölü Ozanlar Derneği”ne denk gelirler ve bunun ne olduğunu sorarlar. Keating, Ölü Ozanlar Derneği üyelerinin bir mağarada toplanıp birbirlerine şiir okuduğunu anlatır. Bunun yanısıra, Ölü Ozanlar’ın kendilerini “hayatın iliğini” emmeye adadığını söyler. Neil ve arkadaşları, Ölü Ozanlar Derneği’ni yeniden canlandırmayı kafalarına koymuştur.

Filmde Keating karakterinin ve hatta Ölü Ozanlar Derneği’nin prensiplerinin hümanistik psikoloji ana ilkelerini temsil ettiğini söylebiliriz. Abraham Maslow ihtiyaçlar hiyerarşisi teorisinde en üst sıraya “kendini gerçekleştirme”yi koyar. Bu basamak bireylerin yaratıcılık, özgürlük ve öğrenme ile potansiyellerinin tam olarak farkına varmasını gerektirir. Maslow’a göre insanlar ancak kendini gerçekleştirme ihtiyacını da karşıladıktan sonra tam anlamıyla kapasitesini kullanmaya başlar ve psikolojik olarak sağlıklı hale gelir. Keating, “Carpe Diem” vurgusu yaparak öğrencilere “Hayatı yaşayın ve sıradışı hale getirin” demektedir. Aynı zamanda, Ölü Ozanlar Derneği de hayatı dibine kadar yaşamayı prensip edinmiştir. Geleneksel toplantı açılış mesajında “Hayat, ecelim geldiğinde yaşamadığımı fark etmek değildir” der. Hem Keating hem de Ölü Ozanlar Derneği’nin ilkeleri bireyin kendini fark etmesini, istekleri doğrultusunda yaşamasını, “kendini gerçekleştirme”sini savunur.

Kimlik Arayışı

Erik Erikson’un psikososyal gelişim kuramına göre birey gelişirken 8 basamaktan geçer. Her bir basamakta birey ayrı çatışmalar, ayrı ikilemler deneyimler. Erik Erikson’a göre ergenlik dönemindeki ana ikilem “kimlik kazanmaya karşı rol karışıklığı”dır. Bu evrede, kişiler kim olduklarını ve hayattaki yerlerini sorgulamaya başlar, ne olup ne olmadıklarını anlamaya çalışır.

Filmde, öğrenciler ergenlik çağındadır ve hepsinin kimlik arayışı yolunda farklı yollardan geçtiğini görebiliz. Neil babasının onun için seçtiği hayata göre yaşamaktaydı, ancak Keating sayesinde öğrendiği ve fark ettiği şeylerle bir şeyleri sorgulamaya başlar. Oyunculuğa olan ilgisini fark etmesi onun benliğini anlamasının ve kimliğinin oluşmasının başlangıcıdır. Oyun günü sahnedeyken daha önce hissedemediği bir şeyi hisseder: kendini gerçekleştirmenin hazzı. Bu tatmin duygusunun hemen ardından babasının onu başka bir okula doktor olması için yollamak istemesinin, onun kırılma noktası olmasına şaşmamak lazım. Babasının onun için istediği hayatla kendi istediği hayat arasında sıkışmış halde çıkış yolu bulamaması onu hazin sona sürükledi. Gelecekte boşa hayatta kaldığını, “eceli geldiğinde yaşamadığını” fark etmek istemedi.

Todd, film boyunca gelişimini gözlemleyebildiğimiz karakterlerden bir diğeri. Todd, filmin başlarından çekingen, içe dönük ve özgüven eksikliği olan bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Keating’in ona karşı destekleyici ve yapıcı olan tavrı, Todd’un da zorlu kimlik arayışında kilit bir nokta oynuyor. Özellikle, Todd’un sınıf önünde şiir okuduğu sahnede bunu açıkça görebiliriz. İlk başta ağır bir anksiyete sergilerken, Keating’in yardımıyla kendi içinde derinlere ulaşmayı başararak korkusunun üstünden gelmiştir. Filmin tamamına baktığımızda da aynı etkiyi görebiliriz. Filmin sonunda, Todd’un çekingenliğini ve korkaklığını bir kenara bırakıp sıranın üstüne çıkarak “Oy Reis! Koca Reis!” demesi öz benliğinde pozitif bir gelişim gösterdiğinin bir belirtisidir.

Sonuç

Sonuç olarak, Ölü Ozanlar Derneği otoriteye karşı bireysel kimlik ve özgürlük arayışında yaşanan çatışmaları ele alan etkileyici bir yapımdır. Neil ve Todd’un yanısıra, daha başka karakterlerin de kimlik arayışında geçtiği yollar ve karşılaştıkları zorluklar film boyunca gözlemlenebilir. Film sonunda, Todd’un yanında diğer öğrencilerin de sıranın üstüne çıkması Keating’in öğretilerinin bir sonucudur, toplu bir başkaldırıdır. Kendi içlerinde otoriteye karşı “Carpe Diem”in bir zaferidir.

emine baran
emine baran
Emine Baran, Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde psikoloji lisans öğrencisidir. Akademik eğitimi boyunca aldığı derslerin yanı sıra ders dışı yürüttüğü psikoloji sahasındaki deneyimleriyle kendini geliştirmeye devam etmektedir ve bireylerin psikolojisini anlamaya yönelik becerilerini güçlendirmektedir. Yazılarında psikoloji bilimini toplum için daha anlaşılır ve ulaşılabilir olmasını amaçlamaktadır. Bunun yanı sıra, okurlarının duygu ve düşünce dünyalarını tanımasına yardımcı olarak kendi ruh sağlıklarının farkına varmalarını sağlamayı hedeflemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar