Çarşamba, Ocak 21, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Makbulden Maktul’e: Pargalı İbrahim Paşa’nın Karanlık Güç Psikolojisi

Birçok insan dizileri sadece eğlence aracı olarak görse de, iyi yazılmış bir senaryo ya da sergilenen oyunculuklar, insan doğasının en derin katmanlarını, psikolojik çatışmaları ve toplumsal dinamikleri ustalıkla gözler önüne serebiliyor. “Tarih dizilerden öğrenilmez” diyenleriniz çıkacaktır ancak bazı yapımlar, gerçek tarihi kişilikleri öyle başarılı canlandırıyor ki, yıllar geçse de izleyici “ancak bu kadar iyi olabilirdi” diye hayranlıkla tekrar tekrar izliyor, tıpkı benim gibi… İşte tam da bu etkiyi yaratan yapımlardan biri: Muhteşem Yüzyıl. Bugün ise dizinin en çarpıcı karakterlerinden biri olan Pargalı İbrahim Paşa’nın psikolojik portresine bakacağız.

İşte Pargalı İbrahim… Döneminin üstünden 500 yıl geçmesine rağmen hala konuşulan Osmanlı’nın en parlak sadrazamı. Yükselişinin altında yatan o tehlikeli tutkuyu ve en sonunda gelen trajik sonu, bize kendi içimizdeki sınırları da sorgulamaya davet edecek. İbrahim Paşa, diplomatik zekası ve askeri gücü sayesinde Osmanlı Devleti’nin muhteşem yüzyılına büyük katkılar sunmuştur (Emecen, 2000). Ancak aynı güç, aynı makam, aynı yakınlık… Zamanla içinde durduramadığı bir iktidar hırsını ve içsel çatışmalarını beslemiştir. Bu yükselişin sonunun trajik bir düşüşle biteceğini kim bilebilirdi? Hürrem Sultan tabii ki… Aklımda yer eden o repliği: “Senin yolun cehenneme gidiyor İbrahim… O yolda yürümek kolaydır.”

Pargalı’nın Güç Psikolojisi

Avusturya elçisiyle yaptığı görüşmedeki çarpıcı sözlerine dikkat çekmek istiyorum: “Bu büyük devleti idare eden benim; her ne yaparsam, yapılmış olarak kalır, zira bütün kudret benim elimdedir; memuriyetleri ben veririm, eyaletleri ben tevzi ederim; verdiğim verilmiş, reddettiğim reddedilmiştir. Büyük padişah bir şey ihsan etmek istediği yahut ihsan ettiği zaman bile eğer ben onun kararını tasdik etmeyecek olursam, gayr-i vaki gibi kalır; çünkü her şey; harb, sulh, servet, kuvvet benim elimdedir. Efendimiz padişah, kendileri ile benim aramda fark kalmamasını istediklerinden biri onda, biri de bende iki adet mühür bulunmasını buyurmuşlardır. Eğer kendileri için giysi ısmarlayacak olsalar, bir eşini de benim için yaptırırlar. Ben kesin güce sahibim ve istediğim her şeyi padişah da istiyor demektir. Hayvanların en korkuncu aslana kuvvet ve alışkanlığın etkisiyle hükmedilir. Bir başkası ona yiyecek vermek için yaklaşamaz. Aslan hükümdar, bakıcıları da danışmanları ve vezirleridir. Bakıcının uysallaştırmak için tuttuğu sopa, hükümdarları güdecek olan gerçek ve adalettir. Ben de efendim olan yüce sultanı, gerçeğin ve adaletin sopasıyla yönetiyorum. İstersem bir at uşağını paşa yaparım. Hoşuma giden herhangi bir kişiye, padişahımın araştırmasına bile gerek kalmadan ülkeler ve krallıklar verebiliririm. Benim kabul etmediğim bir şeyi isterse, buyruğu yerine getirilmez. Tersine padişahın kabul etmeyip, benim istediğim şey hemen uygulanır. Hünkâr benden daha şatafatlı giyinemez. Bütün harcamalarımı padişah karşıladığı için, servetim olduğu gibi durmaktadır.”

İnanılmaz! Onu ölüme götüren bu sözlerinden hareketle nasıl bir kişilik yapısına sahip olduğunu görebiliyoruz. Hedefe ulaşmak için her yolu meşru gören, insanları çıkarlarına göre kullanarak manipüle eden ikilemlerin veziri azam’ı… Zira dizide Machiavelli’nin Prens eserine de atıflar yapar: “Hükümdarın, dost görünmesi yeterlidir; aslında dost olup olmaması önemli değildir.” (Machiavelli, 1532/2009, Bölüm 18).

İbrahim’in içsel Çatışmaları

İbrahim Paşa’nın psikolojik dönüşümü dizide muazzam derecede işlenmişti. Onun yaşamı aslında genç yaşta hünkarın kölesi olarak başlar, devletin ikinci adamı olması ve hünkarın kız kardeşiyle evlilik yapmasına kadar yükselir (Emecen, 2000; Uzunçarşılı, 1988). Gücü elinde bulundurmasına karşın içten içe yaşadığı eksiklik duyguları en büyük çelişkidir elbette… Psikoanalitik açıdan bakıldığında, yaşadığı yetersizlik duygularını güce tutunarak telafi etmeye çalışması, padişahla olan dostluk ilişkisiyle bir kimlik bunalımı yaşaması ve sadakat gösterirken bile padişahtan bağımsız bir hakimiyet kurmak istemesi… Onun dünyasında şiddet ve entrika normaldir.

Genel Kişilik Analizi

Savunma mekanizması: Bastırma, düşüncelerini akılcı kılma.

  • Makyavelci Zeka: Stratejik ve manipülatördür.

  • Narsisistik Yapı: Güç kavramı hayatının her alanında. “Bensiz devlet olmaz” düşüncesi.

  • Aşağılık Kompleksi: Köle temasından gelen değersizlik hislerini bastırmaya çalışır.

  • Varoluşsal Kaygı: Zaman zaman yalnızlığıyla yüzleşir, güçsüz kalmak ölümden daha korkutucudur.

  • Paranoid Yönelim: Sadakatsizlik ve ihanet korkusu.

İktidarın Kaçınılmaz Sonu: Hürrem Sultan Haklıydı

Pargalı’nın sonu gerçekten ibretlik; gücün büyüsüyle sarhoş oluyor, padişahla olan bağı kopuyor ve dostluk bitiyor. Maalesef, bir gece uykusunda cellatlar ansızın ölümü getiriyor. Kanuni Sultan Süleyman’ın “mezarını benim bile bilmediğim bir yere yapın” emriyle cenaze namazı dahi kılınmayan İbrahim Paşa’nın günümüzde mezar yeri hala tartışmalı: Çeşitli rivayetler olsa da bir anıt mezarı bile bulunmamakta (Afyoncu, 2011). İşte bu; makbulken nasıl maktul olunur’un derin ama sarsıcı bir özetidir. Günümüz modern insanın hayatında da benzer yansımalar görmek mümkün; iş dünyasında, siyasette veya ikili ilişkilerde…

Peki sizce güç, insanı değiştirebilir mi? Yoksa içimizdeki karanlık taraflar günün birinde yüzeye çıkmak için uygun anı mı bekler?

Kaynakça

Afyoncu, E. (2011). Muhteşem Süleyman: Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan. Yeditepe Yayınevi. Emecen, F. (2000). İbrahim Paşa, Makbul. TDV İslâm Ansiklopedisi (Cilt 21, s. 333). TDV İslâm Araştırmaları Merkezi. Machiavelli, N. (2009). Prens (Çev. N. Adabağ). Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. (Orijinal çalışma 1532’de yayınlandı) Uzunçarşılı, İ. H. (1988). Osmanlı Tarihi (Cilt 2). Türk Tarih Kurumu Yayınları.

Zişan Fulya Kuday
Zişan Fulya Kuday
Psikolog Zişan Fulya Kuday, psikoloji lisans eğitimini yüksek onur derecesiyle tamamlamış, kariyerine çeşitli hastane ve anaokullarında başlamıştır. Kendini klinik psikoloji ve psikoterapi alanlarında geliştirmeyi hedefleyen Kuday; bireysel danışmanlık, aile/çift terapisi, çocuk ve ergen psikolojisi gibi alanlarda çalışmaktadır. İnsan ruhunu derinlemesine anlamak ve iyileştirmek amacıyla, bireylerin ruhsal iyilik halini etkili yöntemlerle desteklemeyi misyon edinmiştir.Bu doğrultuda, danışanlarına gönüllü psikolojik destek de sunmakta, alanındaki yenilikleri takip ederek psikoloji bilimini daha ulaşılabilir kılmayı, toplumsal farkındalık oluşturmayı ve danışanlarına sürekli öğrenme-gelişim bilinciyle etik temeller çerçevesinde profesyonel destek sunarak toplum ruh sağlığına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır. Spiritüel ve sanatsal yönleriyle de öne çıkan Kuday, spiritüel psikolojinin ve sanatın terapötik gücüne inanmakta; bu alanlarda da çalışmalar yürütmektedir. Yazıları, özellikle içsel gelişim, ilişki dinamikleri ve psikolojik dayanıklılık temalarına odaklanmaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar