Kumar bağımlılığı, dürtü kontrol bozuklukları arasında yer alan ve bireyin sosyal, mesleki ve psikolojik işlevselliğini ciddi biçimde bozan bir davranışsal bağımlılık türüdür. Son yıllarda çevrim içi bahis ve kumar platformlarının yaygınlaşması, bu bağımlılığın hem görünürlüğünü hem de yaygınlığını artırmıştır. Kumar bağımlılığının gelişiminde biyolojik, psikolojik ve çevresel pek çok etken rol oynasa da; cinsiyet farklılıkları ve kişilik tutumları, bağımlılığın oluşumu, sürdürülmesi ve tedavi süreci açısından özellikle dikkat çekici değişkenlerdir. Bu makalede, kumar bağımlılığının cinsiyet temelli görünümleri ve kişilik özellikleriyle olan ilişkisi ele alınacaktır.
Kumar Bağımlılığı ve Cinsiyet
Araştırmalar, kumar bağımlılığının erkeklerde kadınlara oranla daha sık görüldüğünü ortaya koymaktadır. Erkekler genellikle rekabet, risk alma ve kazanma motivasyonuyla kumara yönelirken; kadınlarda kumar davranışının daha çok duygusal kaçış, stres azaltma ve yalnızlıkla baş etme amacı taşıdığı görülmektedir. Bu durum literatürde “telafi edici kumar davranışı” olarak tanımlanmaktadır.
Kadınlarda kumar bağımlılığı daha geç yaşta başlasa da, bağımlılığın ilerleme hızı erkeklere kıyasla daha hızlıdır. Bu olgu telescoping effect (teleskopik etki) olarak adlandırılmakta ve kadınların bağımlılık sürecinde daha kısa sürede ciddi psikososyal sonuçlarla karşılaştığını göstermektedir. Ayrıca kadın kumar bağımlılarında depresyon, anksiyete bozuklukları ve travma öyküsüne daha sık rastlanırken; erkeklerde antisosyal davranışlar ve madde kullanımı eş tanıları daha yaygındır.
Kişilik Tutumları ve Kumar Davranışı
Kumar bağımlılığı ile ilişkili kişilik özellikleri incelendiğinde, özellikle dürtüsellik, yenilik arayışı, düşük özdenetim ve risk alma eğilimi ön plana çıkmaktadır. Beş Faktör Kişilik Modeli çerçevesinde değerlendirildiğinde, kumar bağımlılığı olan bireylerde düşük sorumluluk (conscientiousness) ve yüksek dışadönüklük ile deneyime açıklık düzeyleri sıklıkla rapor edilmektedir.
Dürtüsellik, kumar bağımlılığının hem başlangıcında hem de sürdürülmesinde merkezi bir rol oynamaktadır. Anlık haz arayışı, sonuçları öngörememe ve erteleme güçlüğü, kumar davranışının kontrolsüz biçimde tekrarlanmasına yol açmaktadır. Özellikle erkek bireylerde dürtüselliğin davranışsal düzeyde daha belirgin olduğu; kadınlarda ise bilişsel ve duygusal dürtüselliğin ön plana çıktığı görülmektedir.
Cinsiyet, Kişilik ve Etkileşimsel Bir Bakış
Cinsiyet ve kişilik tutumları birbirinden bağımsız değişkenler olarak ele alınmamalıdır. Aksine, bu iki faktörün etkileşimi kumar bağımlılığının klinik görünümünü belirlemektedir. Örneğin, yüksek nevrotiklik düzeyine sahip kadın bireylerde kumar davranışı, olumsuz duygulanımı düzenleme işlevi görürken; benzer kişilik özelliğine sahip erkeklerde öfke dışavurumu ve kontrol kaybı daha belirgin olabilmektedir.
Klinik gözlemler ve araştırmalar, erkek kumar bağımlılarının kayıp sonrası “telafi etme” amacıyla kumara devam etme eğiliminde olduğunu; kadınların ise kayıplarını gizleme, utanç ve suçluluk duygularıyla içe çekilme eğiliminde olduğunu göstermektedir. Bu farklılıklar, tedavi sürecinde cinsiyete duyarlı ve kişilik temelli müdahalelerin gerekliliğini ortaya koymaktadır.
Klinik ve Terapötik Yansımalar
Kumar bağımlılığı tedavisinde bilişsel davranışçı terapi başta olmak üzere, dürtü kontrolünü güçlendirmeye ve işlevsel baş etme stratejileri kazandırmaya yönelik yaklaşımlar etkili bulunmaktadır. Ancak cinsiyet farklılıkları ve kişilik özellikleri göz önünde bulundurulmadan yürütülen standart müdahaleler, tedaviye uyumu ve sürdürülebilirliği sınırlayabilmektedir.
Kadın danışanlarda duygusal düzenleme becerilerinin geliştirilmesi, travma öyküsünün ele alınması ve sosyal destek ağlarının güçlendirilmesi önem taşırken; erkek danışanlarda risk alma davranışlarının farkındalığı, bilişsel çarpıtmaların çalışılması ve dürtü kontrolü öncelikli hedefler arasında yer almalıdır.
Sonuç
Kumar bağımlılığı, tek boyutlu bir sorun olmaktan ziyade; cinsiyet, kişilik ve çevresel faktörlerin etkileşimiyle şekillenen çok katmanlı bir psikopatolojidir. Cinsiyete özgü psikososyal dinamikler ve bireysel kişilik tutumları dikkate alındığında, hem önleyici çalışmaların hem de tedavi yaklaşımlarının daha etkili ve kapsayıcı hale gelmesi mümkündür. Klinik uygulamalarda bu değişkenlerin bütüncül biçimde ele alınması, kumar bağımlılığıyla mücadelede önemli bir adım olacaktır.
Kaynakça
-
American Psychiatric Association. (2022). DSM-5-TR: Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders.
-
Blaszczynski, A., & Nower, L. (2002). A pathways model of problem and pathological gambling. Addiction, 97(5), 487–499.
-
Grant, J. E., & Chamberlain, S. R. (2014). Impulsivity and gambling disorder. CNS Spectrums, 19(2), 142–148.
-
Potenza, M. N. (2017). Clinical neuropsychiatric considerations regarding gender differences in gambling disorder. Current Addiction Reports, 4, 1–7.
-
Sharpe, L. (2002). A reformulated cognitive–behavioral model of problem gambling. Clinical Psychology Review, 22(1), 1–25.


