Pazar, Mayıs 10, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

İçimde Bir Yerde Kendimi Değersiz Hissediyorum

Nedir Bu Değersizlik Duygusu?

Değersizlik duygusu, kişinin kendisini önemsiz, değersiz, işe yaramayan ve varlığının bir değeri yokmuş gibi kendini değerli hissedememe durumudur. Özdeğer kavramı iki boyutlu olarak açıklanabilmektedir.

Birincisi, kişinin kendisini yaşama uygun görmesi (feeling appropriate to life), ikincisi ise mutlu bir yaşam için kendi aklının ve becerilerinin yeterli olduğuna güvenmesidir (efficacy).

Değersizlik hissine sahip olan bir kişi kendini yetersiz görmekte, yaptıklarını küçümsemekte, suçluluk hissini yoğun yaşamaktadır. Kişi kendini diğer insanlardan daha aşağıda ve eksik görür, kendisinde gördüğü olumsuzluklara daha çok odaklanır ve kendine sert yaklaşmaktadır.

Bu his ile beraber kişinin hayatında olumsuz etkiler oluşur. Değersizlik hissi aslında normal bir histir. Her insan dönem dönem kendini değersiz hissettiği, bu his ile savaştığı anlar yaşamaktadır. Önemli olan bunun kişinin hayatındaki işlevselliği bozmayacak ve sosyal yaşamını etkilemeyecek şekilde yaşanıyor olmasıdır.

Her duygu yaşanmalıdır. Sadece olumlu duyguları hissetmeye çalışmak kişiye zarar verir ve onu yaşama hissinden alıkoyar. Kişi kendini ayarlı, sadece pozitif duygulara odaklı bir robot gibi hissedebilir. Zamanla bastırılan duygular öfke ve tükenmişlik olarak dışarı çıkabilir.

Olumsuz duygular da olumlu duygular kadar faydalıdır. Bize ihtiyacımızın ne olduğunu gösterirler ve mesaj verirler. İyileştirmemiz gereken yaralarımızı olumsuz duygular bize fısıldarlar.

Değersizlik duygusu kişinin hayatında büyük bir yer kapladığında sosyal yaşamı, aile hayatı, ilişkileri, iş hayatı olumsuz etkilenebilir. Bu hisle yaşayan kişi zamanla içe çekilmeye başlar, ikili ilişkilerinden uzaklaşır. Çünkü değersizlik duygusuna sahip bir kişi olumsuz değerlendirileceğinden, reddedileceğinden ve sevilmeyeceğini düşünür.

Kendi hakkında olumsuz düşünceleri vardır ve bunlar yıkıcı ve serttir. Kişi “Ben yetersizim, neden sevileyim, neden beni sevsinler, neyim var ki?” deyip kendindeki olumlu özellikleri küçültür ve kendisini sosyal ortamlardan uzaklaştırmaya başlar.

Zamanla bu uzaklaşma kişiyi yalnızlığa sürükler ve bunun sonucunda kişi depresyona girebilir. Kendini değersiz hisseden biri dış dünyaya yumuşak ve şefkatle bakarken kendine attığı sert darbelerle hareket eder. Her hata için bir darbe, her yapılamayan mükemmel iş için de sert sözleriyle kendi ruhunu yaralamaya başlar.

Yara alan ruhunun da iyileştirilmeye layık olmadığını düşündüğü için kendisini hayatı boyunca düşüncelerinin içine hapsederek ruhunu öldürmeye izin verir.

Değersizlik Duygusu ve Özsaygı

Özsaygı ve değersizlik duygusu birbiri ile ilişkili kavramlardır. Özsaygısı düşük olan kişi kendini değersiz hissedebilir.

Özsaygı, bir kişinin kendisini olduğu gibi kabul edebilmesi, kendisine, yeteneklerine, duygu, düşünce ve bakış açısına güvenmesi, olumsuz özelliklerini göz ardı etmemesi ve bunu sınırlarıyla beraber çevresine gösterebilmesidir.

Özsaygısı düşük birey kendini yetersiz ve değersiz hissedeceğinden bu değer hissini dışarıda aramaya başlar, onay arayışına girerek zamanla sınırlarını ihlal edebilir, bağımlı ilişkiler kurabilir ve yanlış ilişkiler kurarak mutsuz olabilir.

Düşük özsaygı ve değersizlik duygusu kişide zamanla sosyal izolasyona yol açabileceğinden, kişi kaygı ve depresyon yaşayabilir. Bunun sonucunda boyun ağrısı, uykusuzluk, yorgunluk gibi fiziksel belirtiler de gösterebilir.

Değersizlik Duygusu Nasıl Oluşur?

Değersizlik duygusunun oluşma sebepleri çevresel faktörler, aile yaşamı, büyünülen ev ve sosyal yaşam olarak birçok şekilde ortaya çıkabilir.

İnsanın dünyaya geldiğinde gözünü ilk açtığı yer ailesidir ve sevgiyi, ilgiyi, şefkati ailesinden almakta ve öğrenmektedir. Her insanın duygu deposu vardır. Bu depo; bakım almak, ilgi, onaylanmak, sevgi görmek, ait hissetmek gibi eylemlerle dolar.

Kişi ailesinden bunları yeterince alamadığı zaman değersizlik duygusu oluşur. Kişi anne ve babasının davranışlarından kendine olan bakış açısını, benliğini inşa eder.

Eğer bu davranışlar kıyaslayıcı, eleştirel veya baskılayıcı olursa kişi düşük benlik algısı geliştirebilir ve değersizlik duygusunu içinde oluşturabilir.

Aşırı eleştirel, yetersiz hissettiren ve olduğundan fazla sorumluluk veren ebeveynlerle yetişen çocuklar, düşük özsaygıya sahip olup yetişkinlik döneminde de aynı örüntüyü devam ettirebilir.

Romantik ilişkilerde de kişi, gördüğü değersiz davranışları sahip olduğu düşük özsaygı sebebiyle normal karşılayabilir ve ilişkiyi onay arayışı, yalnız hissetmemek isteğiyle yanlış partnerle sürdürebilir.

Oysa ki değer kanıtlanacak bir şey değildir. İnsan, sadece var olduğu için değerlidir.

Değersizlik Duygusuyla Nasıl Başa Çıkılır?

Değersizlik duygusunun olumsuz etkilerini azaltabilmek için atılacak ilk adım, bu hissin nereden geldiğini, hangi düşünceler sonrasında oluştuğunu ve nasıl hissettirdiğini doğru bir şekilde anlamaktır.

Kişi, kendisini değersiz hissettiren durumların farkında olmalıdır. Geçmiş deneyimler, aile dinamikleri bu hissin kaynağı olabilir.

Değersizlik duygusunun temelinde genellikle olumsuz düşünceler vardır. Bu düşünceler çoğu zaman çarpıtılarak değerlendirilir. Kişi, bunları daha gerçekçi ve kendisinde var olan olumlu özelliklerle değiştirmelidir.

Örneğin:
❌ “Ben bunu beceremem.”
✅ “Bunu aslında deneyebilirim, denemek gelişmemi sağlar.”

Bu tarz daha olumlu ve gelişmeye açık konuşmalar kişinin odağını mükemmelden çekerek hata yapabileceğini ve gelişebileceğini gösterir, kişiyi motive eder.

Değersizlik hissine sahip olan kişiler eleştiriye karşı daha hassas olabilirler. Eleştirilere açık olup bunları fırsat olarak görmek, gelişime katkı sağlar.

Bir uzmandan yardım almak, kişinin değersizlik duygusu ile daha sağlıklı baş etmesine yardımcı olabilir. Özellikle terapi sürecinde birey, bu davranışlarının kaynağını ve düşüncelerini fark ederek dönüştürebilir.

Bilişsel Davranışçı Terapi, kişide meydana gelen olumsuz düşünce kalıplarını daha olumlu ve gerçek olan düşüncelerle değiştirme üzerine çalışır. Böylece değersizlik duygusu, düşünce-duygu-davranış üçgeninde dönüştürülebilir.

Unutulmamalıdır ki değersizlik duygusu, kırıldığı yerden onarılmalı ve oradan büyütülmelidir.

Sude Aydemir
Sude Aydemir
Sude Aydemir.Nişantaşı Üniversitesi’nde 4.sınıf Psikoloji bölümü öğrencisidir.Lisans eğitimi boyunca birçok alanda edindiği deneyimler ile kendini geliştirmiş, ve geliştirmeye de devam etmektedir.Eğitim hayatı boyunca staj deneyimleri olmuş, bu süreçte Çözüm Odaklı Terapi, Sanat Terapisi, MMPI(Minnesota çok yönlü kişilik envanteri)adlı eğitimlerini tamamlamıştır.Akademik ilgisi Klinik Psikoloji alanında olup,ergen ve yetişkinler ile çalışmayı hedeflemektedir.Aynı zamanda nöropsikolojiye de merakı olup psikolojik süreçlerin beynimizle bağlantısını araştırarak bunun üzerine de keşfetmeye ve okumaya ilgi duymaktadır.İnsan ruhunu anlamaya, çözümlemeye, geliştirmeye yönelik hedefi doğrultusunda amacı, kişileri bilinçlendirmek hem kendisine hem de okuyuculara katkı sağlamak, hayatlarının belli noktasında bu bilgileri işlevli kılmaktır.Üzerinde durduğu ve araştırdığı konular, yaşantılarımızın bugüne etkisi, çocukluk yaşantılarımız ve ailemiz, ilişki döngüleri, beynimizin işlevi, duygusal zeka ve esneklik, adlı konularda okumalar ve araştırmalar yapmakta olup Şema ve Bilişsel Davranışçı Terapi Ekolüyle ilgilenmektedir.İnsanın kendini keşfi yolculuğunda bireylere eşlik etmek ve farkındalık kazandırmak amacıyla yazılarını ele alan Sude Aydemir şu anda Prof.Dr.Ebru Şalcıoğlu tarafından verilen Bilişsel Davranışçı Terapi eğitimine devam etmektedir.

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar