Perşembe, Nisan 9, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Her Şey Yolunday’mış Gibi: Güçlü Olmak mı Kendin Olmak mı?

Merhaba sevgili sen, umarım baharın tüm güzellikleriyle hayatına devam ediyorsundur. Cemreler düştü, çiçekler açmaya başladı, güneş her gün olmasa da yüzünü daha sık gösterir oldu. Geçen zaman pek çok şey getirdi, götürdü ya da öylece bıraktı yerinde. Fakat öyle görüyorum ki etrafta herkes bolca kahkahalar atıyor. Evet bu görebileceğimiz, tanık olabileceğimiz en güzel anlardan biri. Peki ya, aslında o kahkahalar birer maskeyse?

Sabah erken kalktı. Her zamanki gibi kahvesini yaptı, aynaya baktı ve yüzüne küçük bir gülümseme yerleştirdi. İşe gitmeden önce annesine mesaj attı: “Günaydın annecim, merak etme, her şey yolunda.” Yolda gördüğü çiçekçi kadına, su satan çocuğa ve her sabah selam vermeyi asla aksatmadığı kuşlara, en büyük gülümsemesini takınarak: “Günaydınlaaarr” dedi. Ofiste ise herkes onu güçlü biri olarak tanıyordu tıpkı ofis dışındaki hayatında olduğu gibi. Sorun çözen, sakin kalan, kimseyi kırmayan biri… Arkadaşları dertlerini ona anlatırdı çünkü o hep mantıklı ve güçlü görünürdü. Ki öyleydi de başkaları için yani… O gün öğle arasında arkadaşı ona bir sordu: “Nasılsın gerçekten?” Kadın kısa bir an durdu. Sonra alıştığı o cevabı verdi: “Ben mi? İyiyim tabi ki, her şey yolunda.” Kurulu alarm gibi bu soru ne zaman gelse hiç şaşmaz aynı cevabı yapıştırıverirdi.

Akşam eve geldiğinde koca bir sessizlik onu bekliyordu. Gün boyunca herkese güç verdi; birkaç kişiye destek oldu, sorunlarını dinledi. Ama kimse onun nasıl olduğunu sormadı. Ayakkabılarını ve çantasını çıkarıp bir süre kapının yanında durdu. O an fark etti: Gün boyunca söylediği “iyiyim” kelimesi, içindeki yalnızlığı hiç dindirmemişti. Maskesini çıkaramadığı sürece, fırtına hep içeride kalacaktı. Fakat o gece eve geldiğinde sessizlik her zamankinden çok daha ağırdı. Gün boyunca söylediği o iki kelime — “iyiyim ve her şey yolunda” — sanki odanın içinde yankılanıyordu. İyi miydi gerçekten ya da yolunda mıydı her şey hep söylediği gibi? Koltuğa oturduğunda fark ettiği şey şuydu: Herkese güçlü görünmeye çalışırken, aslında kimse onun gerçekten nasıl olduğunu hiç sormamıştı. Tamam, bunu düşünürken oldukça bencildi. Aslında belki de sorun insanların sormaması değildi. Asıl sorun, onun hiçbir zaman gerçekten cevap vermemiş olmasıydı.

Kendini Kandırma(k)

Şimdi bu duruma bir de yazarın gözüyle bakalım. Acaba, bu durumun altında saklı olan neler var? Eğer hikayemi okuduktan sonra sende bir merak uyandırdıysam bu demektir ki hikayemdeki kadını bir yerden kendine benzettin sevgili sen. O yüzden yazarın özel ricasıdır bu; lütfen okumaya devam et.

Sen dışarıdan bakıldığında güçlü ve her şey yolundaymış gibi görünüyorsun. İnsanlar senin sorunları kolayca çözebildiğini, duygularını kontrol edebildiğini ve kriz anlarında sakin kaldığını düşünüyor. Lakin bu güçlü duruşun, çoğu zaman çocuklukta edinilmiş davranış kalıplarının ve psikolojik adaptasyonların bir sonucu olabilir. Eminim sen de bazı bazı böyle düşünmüşsündür. Pekâlâ gelelim asıl mesele’lere. Mesele’ler diyorum çünkü bunun tek bir sebebinin olması inan bana çok da mümkün değil. Sadece ben değil psikoloji de öyle söylüyor.

Çocukken yaşadığın aileyi ve alman gereken ya da almak zorunda bırakıldığın sorumlulukları bir hatırla. Ki biz buna çocuklaşmış ebeveynlik diyoruz. Yani senin çocukken ruhundan ve yaşından büyük olarak almış olduğun sorumluluklar… Bu durum, duygusal bastırma ve problem odaklı savunma mekanizmaları geliştirmene yol açtı. Benzer şekilde, görülmek istediğin ve görülmediğini hissettiğin zamanları hatırla. Bunlar duygusal ihtiyaçlarının yeterince karşılanmadığı veya fark edilmediğin bir ortamda büyümene sebep oldu. Psikolojide bahsettiğim deneyim duygusal ihmal deneyimi olarak sınıflandırılır ve bireyin kendi duygu ve ihtiyaçlarını geri plana atmasına neden olur.

Sadece bunlar mı tabi ki değil. Korku da bu davranışın önemli bir belirleyicisidir. Kırılganlık, yetersizlik veya sevilmeme korkusu, başkalarına duygusal olarak açılmayı zorlaştırır. Bu durum, çocuklukta şekillenen bağlanma stilinle doğrudan ilişkilidir. Özellikle kaçıngan bağlanma stili olan bireyler, duygusal destek aramaktan kaçınır -bana yardım eder misin demekten mesela- ve içsel kırılganlıklarını maskeleyerek sosyal ilişkilerde mesafe yaratır. Evet sorgula kendini. Şu an tam olarak doğru olan şeyi yapıyorsun. Fakat sakinleş buna sahip olduğunu söylemedim. Sana sadece sebepleri anlatıyorum.

Tüm bu etkenler bir araya geldiğinde ortaya görünmez bir yük ve duygusal masken ortaya çıkar. Başkalarının beklentilerini karşılamak ve kendini korumak için bu maskeyi sürdürürsün; ancak bu aynı zamanda içsel yalnızlığını ve sosyal izolasyonunu artırır. Bu yalnızlık yalnızca dışsal koşulların bir sonucu değildir; aynı zamanda senin geliştirdiğin başa çıkma stratejilerinin ve güçlü olma rolünün bir yan etkisidir. Sonuç olarak, güçlü görünmek seni korur ama aynı zamanda duygularını ifade etmeni, yakın ilişkiler kurmanı ve sevilmeni zorlaştıran bir duvar oluşturur. Duvarlar ise diğerleri için engel… Bu farkındalık ise çocukluktan gelen davranış kalıplarını anlamanın ve içsel duygusal ihtiyaçlarına alan açmanın ilk adımıdır. O seslere kulak vermek öncelikli görevlerimizdendir.

Yüzleşme Evresi

Ne yaşamak istiyoruz ne görmek istiyoruz ya da ne duymak istiyoruz? Bunlar etkiler mi gülümsememizi, hissettiğimizi? Güçlü duruşumuz bağlı mıdır buna? Sana o kadar soracak sorum var ki sevgili sen… Ama asıl merak ettiğim ne biliyor musun, senin aklındaki soru ne oldu? Bunu ne yazık ki hiçbir zaman bilemeyeceğim ama sen azından benim sorularım ve cevaplarımı duyabileceksin.

Herkese güçlü görünmek için gülümsüyoruz. Minik Serçe’nin dediği gibi “gülümse” … Evet, gülümsemek beynimizi kandırır, kısa süre iyi hissettirir, umut verir. Ama ya hissettiğimiz iyi değilse? Ya içimizdeki fırtına susturulamıyorsa? Bu soruların cevabı, görünürdeki neşede değil, maskelerin ardında gizlidir.

Belki de tek gerçek güç, kendinle ve hissettiğin duygularla yüzleşmekte, maskeleri çıkarmakta ve içindeki fırtınayla barışmakta yatıyor. Gülümsemek kısa bir rahatlama verir; ama yüzleşmek, özgür bırakır. Ve senin için artık güçlü olmak, dışarıya gösterdiğin yüz değil, kendi kırılganlığını kabul edebilmek olur.

Belki de şunu söylebebilmektir sevgili sen: İçimdeki fırtına benimdir, ama artık onu sessizce taşımak zorunda değilim. Mabel de şunu söyler: Bazen fırtınadayım; ama Minik Şerçe’yi dinleyelim biz yine de. Ne de olsa gülümsemek az da olsa kandırır seni. Çünkü hayatın yüküyle başa çıkarken, gülümsemek bir umut ışığıdır. Fakat tekrar söylemeliyim ki asıl cesaret, maskelerin arkasındaki gerçek benlikle yüzleşmek ve kırılganlığını kabul etmektir. İşte bu, görünmez yüklerin ve sessiz fırtınaların arasında bile bulunabilecek en gerçek güçtür. Maskeni indirmek en korkutucu şey gibi görünse bile unutma ki kendinle tanışmadan ve barışmadan, değil hayata devam etmek birini sevmek bile senin için maskeni indirmekten daha korkutucu olacaktır, bunu sakın unutma. Kulak ver kendine; çünkü bu yaşamının ilk adımıdır sevgili sen.

Durdane Karlı
Durdane Karlı
5 Şubat 2002 yılında Adıyaman’da doğdum. Ankara’da yaşıyorum. Lisans eğitimimi Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Psikoloji Bölümünden onur derecesiyle tamamladım. Alana dair eğitimlerimi almaya devam ediyorum. Ankara Üniversitesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Otizm Uygulama ve Araştırma Merkezinde, 2023 Haziran tarihli gerçekleştirdiğim staj sürecinde; psikolojik testler ve WAIS-R (zeka testi)’a katılma, anamnez alınırken gözlem yapma, katkı gösterme imkânı buldum. Ayrıca Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı Kredi Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğünde, 2023 Ulusal Staj Programı kapsamında stajımı tamamladım. Klinik Görüşme Teknikleri Uygulayıcı Eğitimimi, Uzman Klinik Psikolog Nurdan Ökten eğitimiyle tamamladım.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar