Gelecek Kaygısı: Belirsizlikle Yaşamanın Psikolojisi
Çağımızın en yaygın duygusu belki de kaygı değil, belirsizliktir. Net olmayan ekonomik durumlar, kalıcılığı net olmayan meslekler, belirsiz bir hayat düşüncesiyle birçok insan “kötü bir şey olacak” düşüncesine sahip olsa da daha çok, “ne olacağını bilmiyorum” hissiyle yorulabiliyor. Zihnimiz belirsizliği tehdit olarak algılar. Çünkü belirsizlik, kontrol edememek anlamına gelebilmekte ve insan kontrol edemediğinde savunmasız hissedebilmektedir. Bu yüzden gelecek kaygısı yaşayan kişiler genellikle ya aşırı plan yapar, her ihtimali hesaplamaya çalışır ya da tamamen kaçınır, düşünmemeye çalışır. Ancak geleceği düşünmeden yaşamak mümkün olmamakla beraber onu kesinleştirmek de mümkün değildir.
Geleceği Kontrol Etme İhtiyacı
Gelecek kaygısı çok sık görülen psikolojik bir durumdur. Gelecek kaygısının merkezinde çoğu zaman “Hazırlıklı olursam güvende olurum.” inancı bulunmaktadır. Elbette plan yapmak işlevsel bir durumdur ancak hayatın doğasında belirsizlik de bulunmaktadır. Psikolojik esneklik, belirsizliği ortadan kaldırmaktan ziyade belirsizliği kabul edip değerler doğrultusunda harekete geçmektedir (Sevin ve Tarakçıoğlu, 2025).
Psikolojik açıdan burada önemli olan kavramlardan biri psikolojik esnekliktir. Psikolojik esneklik, bireyin zorlayıcı düşünceler ve duygular yaşasa bile hayatını değerleri doğrultusunda sürdürebilme becerisini ifade eder. Yani kişi kaygı hissetse bile yaşamını ertelemeden ilerleyebilir. Belirsizliği ortadan kaldırmaya çalışmak yerine onunla hareket etmeyi öğrenmek, bu becerinin temelini oluşturur (Mutlu ve Tasa, 2022).
Psikolojik esnekliği düşük olan bireyler belirsizlikle başa çıkmada zorlanır ve zihin sürekli senaryo üretir. En kötü ihtimal üzerinden prova yapar. Bu da bedensel gerginliği, uykusuzluğu ve kronik stres halini arttırabilmektedir. Buradaki temel problem ise çoğu zaman geleceği garanti altına almaya çalışırken bugünü kaçırma riskidir. İnsan zihni sürekli “sonra ne olacak?” sorusuyla meşgul olduğunda, içinde bulunduğu anla olan temas zayıflayabilir. Oysa yaşam yalnızca gelecekte değil, şu anda da devam etmektedir.
Gençlerde Neden Daha Yoğun Hissediliyor?
Hemen hemen her yaşta ortaya çıkan gelecek kaygısı özellikle genç nüfusta daha fazla görülmektedir. Özellikle lise, üniversite ve lisansüstü öğrencileri eğitim hayatının son yıllarında gelecek kaygısını daha yoğun hissedebiliyor. Rekabetin çok fazla olması, kişinin yaşadığı ülkenin ekonomik temelinin sağlam olmaması, geçim sıkıntısı, uzun süre iş bulamamak, kişinin istediği eğitimi alamaması, istediği mesleği yapama durumu, kişinin kişisel gelişimlerini tamamlayamaması, yetiştirilme tarzı gibi durumlar gelecek kaygısının başlıca nedenleri olarak karşımıza çıkmaktadır (Türköz vd. 2021).
Bandura, gelecek kaygısını bilişsel olarak ele alır. Gelecek kaygısını karşılaşılabilecek tehlike ve tehditler karşısında öngörülebilen bir endişe ve harekete geçme durumu olarak tanımlar. Bandura’ya göre yaşanabilecek tehditler karşısında kontrol sahibi olan ve başa çıkma gücü olan kişiler kaygılanmaz ve endişe verici düşüncelere sahip olmazlar (Bandura, 1991).
Belirsizlikle Sağlıklı İletişim Kurabilmek
Bu noktada belirsizlikle sağlıklı bir ilişki kurabilmek oldukça önemlidir. Çünkü belirsizlik yaşamın kaçınılmaz bir parçasıdır. Geleceği tamamen kontrol etmek mümkün değildir; ancak bugün atılan küçük adımlar bireyin yaşamını şekillendirmede önemli bir rol oynamaktadır. Belirsizlikle başa çıkma sürecinde bazı psikolojik beceriler kişiye yardımcı olabilmektedir. Öncelikle kontrol edilebilen ve kontrol edilemeyen durumları ayırt edebilmek önemlidir. İnsan çoğu zaman enerjisinin büyük kısmını değiştiremeyeceği ihtimalleri düşünerek tüketebilir. Oysa kişinin kontrol edebileceği alan çoğunlukla bugün yaptığı seçimlerdir (Carleton, 2016).
Bunun yanında küçük ve ulaşılabilir hedefler belirlemek, zihnin sürekli olumsuz senaryolar üretmesini fark edebilmek ve dikkatini yapılan işe yönlendirebilmek de kaygıyı dengelemeye yardımcı olabilir. Böylece kişi geleceği düşünmeyi tamamen bırakmaz, ancak onun zihnini ele geçirmesine de izin vermez.
Sonuç
Sonuç olarak gelecek kaygısı günümüzde yaşamın en tanıdık duygularından biridir. Değişen dünya koşulları belirsizlik duygusunu artırsa da bu durum insanın yaşamını tamamen belirlemek zorunda değildir. Geleceği garanti altına almak mümkün olmamakla beraber birey bugün attığı adımlarla kendi yaşamına yön verebilir. Birey tüm ihtimalleri kontrol etmeye çalışmak yerine belirsizliğin varlığını kabul ederek yaşamın içinde kalabilmelidir.
Kaynakça
Türköz, O., Bektaş, M., ve Çiçek, H. (2021). Lisansüstü Eğitim Alan Öğrencilerde Gelecek Kaygısı. Bucak İşletme Fakültesi Dergisi, 4(2), 132-152.
Bandura, A. (1991). Social cognitive theory of self-regulation. Organizational Behavior and Human Decision Processes, 50(2), 248–287.
Carleton, R. N. (2016). Fear of the unknown: One fear to rule them all? Journal of Anxiety Disorders, 41, 5–21.
Mutlu, S. ve Tasa, H. (2022). Psikolojik Esneklik, Kişilerarası Reddedilme Duyarlılığı ve Yaşam Doyumu Arasındaki İlişki. Aydın İnsan ve Toplum Dergisi, 8(1), 41-68.
Sevin, D. N. ve Tarakçıoğlu, M. F. N. (2025). Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) ve Bilinçli Farkındalık Temelli Bilişsel Terapinin (MBCT) Karşılaştırılması. Psikoloji Araştırmaları, 2(2), 31-44.


