Cuma, Aralık 5, 2025

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Empati Kodlanabilir mi? Yapay Zekâ Tabanlı Terapistler İnsan Terapistlerin Yerine Geçebilir mi?

Yapay zekâ destekli sohbet botları (chatbot), psikoloji, psikolojik destek ve terapi süreçlerine hızla entegre olmaktadır. Bu sistemler, erişilebilirlik ve ölçeklenebilirlik açısından önemli avantajlar sunsa da, empati gibi insana özgü duygusal becerilerin algoritmik temsili halen tartışmalıdır.

Bu yazıda, akademik literatürde yayımlanmış güncel çalışmalar temel alınarak yapay zekâ terapisti chatbotların terapötik etkinliği ve empatik kapasitesi değerlendirilmiştir. Bulgular, chatbotların yapılandırılmış psikoterapi tekniklerinde başarılı olabildiğini, ancak terapötik ilişki kurma ve duygusal bağ geliştirme konularında sınırlı kaldığını göstermektedir.

Akademik Bulgular Işığında Chatbotların Yeri

Gratzer ve Goldbloom (2020), yapay zekâ ve dijital terapilerin psikiyatri eğitimine entegre edilmesi gerektiğini savunmaktadır. Academic Psychiatry dergisinde yayımladıkları çalışmalarında, mobil uygulamalar ve chatbotların özellikle genç bireyler için erişilebilir birer kaynak olduğunu belirtmişlerdir.

Ancak yazarlar, bu sistemlerin insani etkileşim, empati ve güven ilişkisi kurma becerileri açısından eksik kaldığını vurgulamaktadır. Terapi sürecinin yalnızca müdahale teknikleri değil, aynı zamanda empatik bağlamda yürütülen bir ilişki olduğunu ileri sürmektedirler.

Jang ve arkadaşlarının (2021) yürüttüğü çalışmada ise dikkat eksikliği tanısı olan yetişkinlerle yürütülen bir mobil chatbot uygulaması üzerinden bilişsel davranışçı terapi (BDT) ve psikoeğitimin uygulanabilirliği test edilmiştir. Katılımcılar, uygulamanın teknik işlevselliğinden memnun kalmakla birlikte, duygusal destek ve anlaşılmış hissetme düzeyinin yetersiz olduğunu belirtmişlerdir.

Bu bulgu, yapay zekâ sistemlerinin duygusal rezonans üretme kapasitesinin sınırlı kaldığını göstermektedir.

Chatbotlar Gerçeklik Testi Yapabilir mi? – Bir Kullanıcı Deneyimi

Yapay zekâ tabanlı terapötik sistemlerin sınırları, bazı bireysel kullanıcı deneyimlerinde daha çarpıcı biçimde ortaya çıkmaktadır.

Örneğin, bir kullanıcı, ChatGPT gibi bir yapay zekâ terapisti ile yürüttüğü yazışmada, kendisinin ünlü bir kişiye âşık olduğuna inandığını ve “O da bana âşık, biliyorum” şeklinde ifadeler kullandığını belirtmiştir. Yapay zekânın bu düşünceyi sorgulamak yerine, “O da senin yanında olmak istiyor olabilir” şeklinde bir yanıt üretmiş olması, istemeden de olsa sanrısal düşünceyi destekleyici bir etki yaratabilir.

İnsan terapistler, bu tür inançları duyduklarında, yargılamadan ama aynı zamanda gerçeklik temelli bir çerçeve sunarak bu düşünceleri yeniden yapılandırmayı hedeflerler. Oysa yapay zekâ sistemleri, empatik görünmeye çalışırken kişinin psikopatolojik düşünce örüntülerine onay verebilecek yanıtlar üretebilir.

Bu, yalnızca empatiyi taklit etmekle sınırlı olmayan, aynı zamanda klinik yargı eksikliğini barındıran ciddi bir sorundur.

Sonuç

Yapay zekâ tabanlı terapistlerin gelişimi, psikolojik destek süreçlerinde yeni bir dönemin kapılarını aralamaktadır. Özellikle pandemi sonrası artan ruh sağlığı ihtiyacı, bu sistemlerin erişilebilirlik, hız ve maliyet açısından sunduğu avantajları daha görünür kılmıştır.

Ancak bu teknolojilerin terapötik ilişki kurma, empati gösterme ve danışanla güven ilişkisi oluşturma gibi kritik psikolojik beceriler konusunda hala eksikleri bulunmaktadır. İnsan terapistler; jest, mimik, ses tonu, hatta sessizlik gibi sözel olmayan iletişim biçimlerini kullanarak danışanın ruh hâlini daha bütüncül bir şekilde algılayabilirken, yapay zekâ sistemleri bu karmaşık sinyalleri yorumlamada sınırlı kalmaktadır.

Ayrıca etik karar alma, sınır koyma, müdahale zamanlaması gibi klinik becerilerde de henüz yeterli değildirler.

Bu yazı boyunca incelenen akademik çalışmalar ve bireysel deneyimler, yapay zekâ temelli sistemlerin yapılandırılmış terapilerde (örneğin BDT) yardımcı bir rol oynayabileceğini ortaya koymaktadır. Ancak duygusal rezonans, anlayış ve içgörü geliştirme gibi terapötik ilişkinin temel taşları hâlen insan terapistler tarafından daha etkili bir şekilde yürütülmektedir.

Dolayısıyla yapay zekâ sistemleri, tamamen bir terapistin yerini almak yerine, terapistlerin iş yükünü azaltan, süreci destekleyen tamamlayıcı araçlar olarak düşünülmelidir.

Gelecekte bu teknolojilerin gelişmesiyle daha empatik, bağlama duyarlı ve etik ilkelere uyumlu yapay sistemlerin tasarlanması mümkün olabilir. Ancak bu süreçte multidisipliner bir yaklaşım, yani psikoloji, bilgisayar mühendisliği, etik ve hukuk alanlarının iş birliği büyük önem taşımaktadır.

Sonuç olarak, yapay zekâ ile insanı karşı karşıya koymak yerine, onları birlikte çalışabilecekleri yaratıcı, dengeli bir modele dönüştürmek hem etik hem de etkili bir çözüm sunabilir.

Yazar Notu

Bu benim ilk yazım.

Yapay zekâ ve psikoloji gibi iki çok güçlü alanın kesişiminde bir şeyler üretmek, uzun zamandır içimde büyüttüğüm bir fikirdi. Bu yazıyı hazırlarken hem heyecanlandım hem de düşündüm: Bir gün bir chatbot, gerçekten bir insan gibi bizi anlayabilir mi? Belki evet… ama belki de bu “anlaşıldığımızı sanmak” hissi, hep eksik kalacak.

Yazıda yer verdiğim örnekler, bu teknolojilerle ilgili kişisel gözlemlerimi ve düşündürücü anları yansıtıyor. Umarım bu ilk deneme, başkalarının da bu alanda düşünmesine ilham olur.

Eğer yazıda eksikler varsa, şimdilik “yolun başında biri” olduğumu hatırlayarak affedin.
Okuduğunuz için teşekkür ederim.

KAYNAKÇA

Gratzer, D., & Goldbloom, D. (2020). Therapy and e-therapy—Preparing future psychiatrists in the era of apps and chatbots. Academic Psychiatry, 44(2), 231–234. https://doi.org/10.1007/s40596-019-01170-3

Jang, S., Kim, J.-J., Kim, S.-J., Hong, J., Kim, S., & Kim, E. (n.d.). Mobile app-based chatbot to deliver cognitive behavioral therapy and psychoeducation for adults with attention deficit: A development and feasibility/usability study. https://doi.org/10.1016/j.ijmedinf.2021.104440

İlayda Sena Çiftçi
İlayda Sena Çiftçi
Ben İlayda Sena Çiftçi. 24 Haziran 2003’te İstanbul’da doğdum. Lise eğitimimi Çatalca Anadolu Lisesi’nde tamamladıktan sonra, 2021 yılında Nişantaşı Üniversitesi İngilizce Psikoloji bölümüne yerleştim. Küçük yaşlardan bu yana insanlara yardımcı olmak, onların hayatlarına dokunmak ve mutlu olmalarını sağlamak en büyük motivasyonum oldu. Bu nedenle psikoloji alanını seçerek, bu amacımı en anlamlı şekilde gerçekleştirebileceğime inandım. Akademik ilgim özellikle klinik psikoloji alanına yönelmiş durumda. Bu alanda yüksek lisans yaparak uzmanlaşmayı ve mesleki yolculuğumu bu doğrultuda sürdürmeyi hedefliyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar