İnsanın Seçimleri ve Özgür İrade
İnsanın seçimleri üzerine düşündüğümüzde, çoğu zaman özgür iradeden söz ederiz. Ancak seçim dediğimiz şey, sanıldığı kadar basit bir tercih değildir. Bedenin biyolojik mirası, zihnin bilinçdışı dinamikleri ve toplumun normları, kararlarımızın zemininde görünmez bir harita çizer. Kadının “daha iyisini bulma” eğilimiyle ilişkilendirilen hipergami ve erkeğin çok eşlilik arzusu olan poligami, bu haritanın iki farklı rotasıdır. Popüler kültürde çoğu zaman karşı karşıya getirilen bu eğilimler, psikolojik açıdan bakıldığında ortak bir kökten beslenir: dürtülerin evrimsel ve kültürel izleri.
Evrimsel İzler ve Hayvansal Deneyimler
Fareler ve primatlar üzerinde yapılan deneyler, insanın genetik belleğinde kalan ilkel stratejilere ışık tutar. Erkek farelerin sürekli yeni eşlerle çiftleşmeye yönelmesi, genlerini daha fazla yayma arzusunun biyolojik karşılığıdır. Dişi fareler ise yavrusuna daha iyi genetik miras ve daha güvenli bir bakım sağlayacak güçlü eşleri seçme eğilimindedir. Bu tabloyu yalnızca biyolojiye indirgemek elbette eksik olur; fakat evrimsel süreçte türün devamını güvence altına alan bu davranış biçimlerinin psikolojik yankıları bugün hâlâ hissedilir.
Erkeğin “dölleme isteği” ve kadının “daha iyisini seçme” eğilimi, aslında farklı yollarla aynı ilkeye bağlanır: türün devamı. Ancak modern dünyada bu dürtüler, yeni maskelerle karşımıza çıkar. Erkek gücünü kaslarından çok kariyerinden, servetinden ya da toplumsal statüsünden gösterir. Kadın ise güvenliği yalnızca biyolojik korumadan değil, duygusal bağdan, sadakatten ya da sosyal destekten talep eder. Dürtülerin özü değişmez; ama sahneye çıktıkları biçim kültürle beraber dönüşür.
Psikolojinin Topografyası
Freud’un topografik modelinde olduğu gibi, insan zihni katmanlıdır. Bilinç, bilinçdışı ve önbilinç arasındaki sınırlar, dürtüler ile seçimler arasındaki gerilimi görünür kılar. İşte bu yüzden psikolojinin topografisi bu kadar zengindir: at (dürtü) koşmak ister, araba (beden) bu yükü taşır, sürücü (akıl) yön vermeye çalışır, baba (otorite) ise toplumsal kuralları hatırlatır.
Hipergami, atın daha geniş otlaklara koşma arzusudur; poligami ise aynı atın farklı yönlere birden hamle yapma eğilimi. Fakat sürücü her zaman dizginleri elinde tutmaya çalışır, baba ise sınırları hatırlatır. Bu metafor, kadın ve erkeğin farklı eğilimlerini suçlamadan açıklamanın en berrak yollarından biridir. Çünkü mesele yalnızca kadınların ya da erkeklerin tercihleri değil; insanın dürtü, bilinç ve kültür arasındaki bitmeyen mücadelesidir.
Normların Görünmez Dizgini
Toplumsal normlar, dürtülerin seyrini değiştiren görünmez eller gibidir. Tarih boyunca kimi kültürlerde poligami meşru, kimi kültürlerde yasaklı olmuştur. Hipergami, kimi toplumlarda kadınların hayatta kalma stratejisi, kimi toplumlarda ise “aşkın doğallığı” içinde eritilmiştir. Norm, yalnızca davranışları değil, arzuların algılanış biçimini de dönüştürür. Bir toplumda “doğal” görülen dürtü, başka bir toplumda “ahlaka aykırı” damgası yiyebilir.
Psikoloji bu noktada bize şunu öğretir: seçim dediğimiz şey, yalnızca bireysel bir karar değil; aynı zamanda kolektif değerler tarafından biçimlenen bir psikolojik deneyimdir. Dürtüler, bilinçdışının yankısını taşır; fakat toplum, bu yankının nasıl duyulacağını belirler.
Sonuç: Ortak Bir İnsanlık Hikâyesi
Hipergami ve poligami, birbirinden bağımsız, tek bir cinsiyete ait özellikler değildir. Onlar, insanın biyolojik hafızasında kalmış evrimsel stratejilerin bugünkü izdüşümleridir. Kadın ya da erkek fark etmeksizin, hepimiz bu stratejilerin izlerini bilinçli seçimlerimizin içinde taşırız. Seçimlerimizi yönlendiren yalnızca dürtüler değildir; aynı zamanda bilinçli tercihler, toplumsal değerler ve içsel çatışmalardır.
Belki de asıl soru şudur: İnsan gerçekten kimin elindedir? Atın mı, sürücünün mü, yoksa babanın mı? Psikoloji kesin bir cevap vermez; ama bize şunu gösterir: insan davranışları, dürtülerin ilkel çağrısı ile kültürün ince dokusu arasında örülen bir pazarlığın ürünüdür. Bu yüzden psikolojinin topografisi zengindir; çünkü insanın hikâyesi tek boyutlu değil, çok katmanlıdır.


