Dijital çağın yükselişiyle birlikte sosyal medya, her geçen gün hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Instagram, Snapchat, Twitter ve TikTok gibi platformlarda, kullanıcılar sabah uyanıp günlük yaşamlarını paylaşırken, bu paylaşımlar giderek gerçeklikten uzaklaşmaktadır. Bununla birlikte bize dijital vitrinde algoritmaya uyan, normları seven yapay bireyleri sunuyor. Peki, bu kadar mükemmellik arasında gerçek benliğimiz nereye saklanıyor? Bu makale, dijital platformların bireylerin özsaygı algısı üzerindeki etkilerinden bahsedecektir.
Özsaygı
Özsaygı, bireyin kendini nasıl gördüğü ve gördüğünü beğenip, beğenmediğine ilişkin bir yargılamayı ifade etmektedir (Reçber, 2011). Başka bir deyişle, bireyin kendine bakışını olumlu veya olumsuz bir yönde etkileyen önemli bir rol oynar. Bu role dijital çağın katkıları da büyüktür. Günümüz sosyal medya etkinliklerinde bireyler, hedef kitlesinin ilgisini çekebileceğini düşündüğü içerikler paylaşmakta, sosyal medya üzerinden paylaştıkları fotoğrafların da beğenilebilir olmasına özen göstermektedir (Özdemir, 2015). Örneğin, ince bel ve kusursuz cilt gibi özellikler son zamanlarda oldukça popülerdir. Bu durum, ergenler dahil birçok bireyin kendini yetersiz hissetmesine ve bedenleriyle ilgili kaygılar yaşamasına yol açmaktadır. Ayrıca, bireylerin kendini sevebilme ve beğenebilme, sosyal medyada kendini filtrelerle düzenleyip görünümü kusursuzlaştırma çabasına dönüşmüştür. Böylelikle, bireyler sosyal çevrelerinin ışığında algılandıkları şekillerde kendilerini göstermektedir. Bu durum özsaygılarının oluşumunda önemli bir etkendir. Bu durumu destekleyen araştırmalar bulunmaktadır. Örneğin, Karaman (2021) ergenlerde sosyal medya kullanım tutumlarının benlik saygısı üzerindeki olumsuz etkilerini ortaya koymuştur. Ayrıca, Sarıkoç (2021) genç yetişkinler üzerinde yaptığı araştırmada, sosyal medyada günde dört saat veya daha fazla zaman geçiren bireylerin benlik saygılarında olumsuz etkiler gözlemlendiğini ortaya koymuştur.
Ergenlikte Özsaygı ve Kimlik Arayışı
Özellikle ergenlik döneminde birey değişen vücudu ve hormonlarıyla baş etmeye çalışırken bir yandan da kendini anlamlandırma, çevresini tanıma ve benliğini inşa etme sürecine girer. Bu dönemde dışarıdan gelen seslerle bir çatışma yaşanır. Dijital platformda sunulan idealize edilmiş görüntüler ise bu çatışmayı daha da derinleştirir ve bireyin zihinsel yükünü arttırır.
Erikson’un teorisine göre, birey psikososyal gelişimin de “kimlik ve rol karmaşası” evresinde, “Ben kimim?” sorusuna cevap aramaktadır. Ergen, kimlik arayışına girdiği bu hassas süreçte, kendini hem tanımaya hem de toplumda kabul gören kimlik kalıplarına uydurmaya çalışır. Sosyal medya platformları, başlangıçta bir paylaşım alanı olarak görülse de zamanla ideal bir yaşam tarzını sergileme alanına dönüşmüştür. Bu durumda birey, kendi gerçekliğini yansıtmak yerine, sosyal olarak kabul gören popüler normlara uyum sağlamaya çalışır.
Dış Benlik ve İçsel Çatışma
Birey, kendi özüyle; arkadaşlarına, ailesine ve iş çevresine gösterdiği “dış benlik” arasında bir ikilik yaşamaya başlar. Bu durum, sosyal maskelerin giderek çoğaldığı bir iç çatışmaya yol açar. Filtrelerle yüzler yeniden şekillenir, ciltler pürüzsüzleştirilir ve fiziksel görünüm baştan yaratılır. Ancak bu değişim yalnızca dış görünüşle sınırlı kalmaz; bireyin benlik algısı da ayna karşısında sorgulanmaya başlar. Zamanla özsaygı algısında bir kopukluk oluşur ve birey, kendi içsel gerçekliğinden uzaklaşır. Bu içsel çatışma süreçleri, Carl Rogers’ın ideal benlik-gerçek benlik kavramlarıyla ilişkilidir. İdeal benlik, bir bireyin olmayı arzuladığı kişiyi ifade eder. Gerçek benlik, bireylerin şu anda öz farkındalıklarına ve iç gözlemlerine dayanarak kendilerini nasıl gördükleridir (Simply Psychology, 2023). Örneğin, sosyal medyadaki mükemmel hayatlarla kişi kendi yaşamını kıyaslar. Bu kıyaslama, gerçek benlik ile ideal benlik arasındaki farkın büyümesine yol açar. İdeal benlik ve gerçek benlik uyumsuzluk arttığında kişide anksiyete, huzursuzluk, düşük özsaygı ve tatminsizlik gibi sorunlar ortaya çıkar.
Bireysel Farkındalık
Bireyin kendine yaklaşması, kendini tanımasıyla mümkün olur. Başka bir deyişle, sosyal medya ve çevresindeki alışılagelmiş güzellik kalıplarından sıyrılarak, kendine has olan özünü kabul etmeli ve bu farkındalığa ulaşmalıdır. Bu süreçte, kendi değerlerini, kusurlarını, güçlü ve zayıf yönleri gibi özelliklerini keşfedebilmeli ve hepsini bir bütün olarak kabul etmelidir. Böylelikle, kendi farkındalığına ulaşarak kendini sevebilme yetisini geliştirebilir.
Sonuç
Bireyin kendini tanıyıp kabul etmesi, hayatın birçok alanında gelişimine katkı sağlar. Kendi ihtiyaçlarının farkında olan ve buna göre yol alan bireyler için gerçek anlamda tatmin edici bir yaşamın kapıları açılır. Diğerlerinden bağımsız kendi değerlerini oluşturur, sağlıklı sınırlar koyar ve özsaygılarını koruyarak yaşarlar.
Kaynakça
Özdemir, Z. (2015). Sosyal medyada kimlik inşasında yeni akım: Özçekim kullanımı. Maltepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi, 2(1), 112-131.
Reçber, B. (2011). Bir özsaygı geliştirme programının yetiştirme yurdunda yaşayan ergenlerin özsaygı düzeyleri üzerinde etkililiği. Toplum ve Sosyal Hizmet, 22(1), 115-132.
Sarıkoç, F. (2021). Genç yetişkinlerde sosyal medya bağımlılıkları benlik saygısı ve beden algısı arasındaki ilişkisi (Yüksek Lisans Tezi, Biruni Üniversitesi). YÖK Ulusal Tez Merkezi.
Karaman, G. (2021). 14–18 yaş grubu ergenlerin sosyal medya kullanım tutumlarının, ilişkilerde güven ve benlik saygısı üzerine etkisi (Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Aydın Üniversitesi).
Simply Psychology. (2023, 20 Aralık). Self-concept in psychology. https://www.simplypsychology.org/self-concept.html?utm_source=chatgpt.com#Actual-Self


