Cumartesi, Ocak 17, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Çocukluk Offline Olmalıydı

Ekranla Erken Tanışan Bir Nesil

Çocukluk, insan ruhunun en hızlı şekillendiği dönemdir. Bu dönemde kurulan ilişkiler, oynanan oyunlar ve yaşanan duygular; yetişkinlikteki ruhsal dayanıklılığın temelini oluşturur. Ancak günümüzde çocukluk giderek daha erken yaşlarda ekranla tanışmakta, oyun kavramı dijital platformlara taşınmaktadır. Klinik pratiğimde karşılaştığım birçok çocuk için oyun artık bir parkta değil, bir ekranda başlamaktadır. Bu dönüşüm yalnızca kültürel bir değişim değil; aynı zamanda ruhsal gelişimi doğrudan etkileyen bir risk alanıdır.

Oyun: Çocuğun Kendini İnşa Ettiği Alan

Oyun, çocuk için bir eğlence değil; kendini ve dünyayı tanıma biçimidir. Geleneksel oyunda çocuk aktif özne konumundadır: kurar, bozar, müzakere eder, kaybeder ve yeniden dener. Dijital oyunlarda ise bu süreç büyük ölçüde sınırlandırılmıştır. Kurallar önceden belirlenmiştir ve çocuk çoğu zaman oyunun akışına uymak zorundadır. Piaget’nin bilişsel gelişim kuramı, oyunun çocuğun düşünme yapısını geliştirmedeki merkezi rolünü vurgular. Ancak sanal oyunlar, bu doğal öğrenme sürecini hızlandırılmış ve yüzeysel bir deneyime dönüştürmektedir.

Beynin Ödül Sistemi ve Dijital Oyunlar

Dijital oyunların çocuk beyni üzerindeki etkisi yalnızca psikolojik değil, nörobiyolojiktir. Hızlı geçişler, ani ödüller ve sürekli kazanma-kaybetme döngüsü; dopamin salınımını yoğun biçimde tetikler. Kuss ve Griffiths (2012), bu tür uyarımların çocuk ve ergenlerde bağımlılık benzeri davranış örüntülerine yol açabildiğini göstermektedir. Klinik gözlemlerimde yoğun dijital oyun oynayan çocuklarda düşük frustrasyon toleransı, sabırsızlık ve gerçek hayattaki etkinliklere karşı isteksizlik sıkça görülmektedir. Çocuk, beklemeyi ve sıkıntıyla kalmayı değil; anında hazza ulaşmayı öğrenmektedir.

Duygusal Gelişim ve İlişkinin Yerini Alan Ekran

Duygular, ancak ilişki içinde düzenlenir. Çocuklar empatiyi, bir karakterin dijital tepkilerinden değil; gerçek bir insanın yüz ifadesinden, ses tonundan ve beden dilinden öğrenir. Amerikan Pediatri Akademisi (2016), erken çocukluk döneminde yoğun ekran maruziyetinin empati, sosyal iletişim ve duygu düzenleme becerileri üzerinde olumsuz etkiler yarattığını vurgulamaktadır. Ekran, çocuğun duygularıyla temas etmesini değil; onlardan uzaklaşmasını kolaylaştırır.

Winnicott ve “Yeterince İyi” Ebeveynlik

Donald Winnicott’a göre sağlıklı ruhsal gelişim, “yeterince iyi ebeveynlik” ile mümkündür. Bu kavram, çocuğun her ihtiyacının kusursuz biçimde karşılanmasını değil; çocuğun zor duygularına gerçek bir ilişki içinde eşlik edilmesini ifade eder (Winnicott, 1965). Günümüzde ekran, çoğu zaman bu eşliğin yerini almaktadır. Çocuk sıkıldığında, öfkelendiğinde ya da huzursuzlandığında ekran devreye girmekte; böylece çocuk duygularını regüle etmeyi değil, bastırmayı öğrenmektedir.

Fazla Uyarılmış, Az Temas Etmiş Çocuklar

Klinik pratiğimde “problemli” olarak tanımlanan birçok çocuğun ortak özelliği dikkat çekicidir: yoğun dijital maruziyet ve sınırlı gerçek deneyim. Bu çocuklar kötü niyetli ya da isteksiz değildir; yalnızca fazla uyarılmış ve az temas etmişlerdir.

Ne Yapılabilir?

Erken çocukluk döneminde ekran süresi mümkün olduğunca sınırlandırılmalı, oyun fiziksel ve sosyal etkileşim temelli olmalıdır. Dijital oyunlar tamamen yasaklanmak yerine süre ve içerik açısından yapılandırılmalıdır. Çocukların sıkılmasına izin verilmesi, yaratıcılık ve içsel motivasyon için kritik bir adımdır. Ebeveynlerin dijital farkındalık kazanması ve çocukla kurulan ilişkinin ekranın önüne geçmesi, ruhsal gelişim açısından koruyucu bir faktördür.

Çocukluk offline olmalıydı. Çünkü bazı gelişim basamakları çevrimdışı atılır. Ve çocukluk, indirilemeyen, güncellenemeyen ve telafisi olmayan bir dönemdir.

Kaynakça

  • American Academy of Pediatrics (2016). Media and Young Minds.

  • Kuss, D. J., & Griffiths, M. D. (2012). Internet gaming addiction: A systematic review.

  • Winnicott, D. W. (1965). The Maturational Processes and the Facilitating Environment.

Ezgi Kaya
Ezgi Kaya
Ezgi Kaya, psikolog ve yazar olarak aktif çalışmalarını sürdürmektedir. Klinik Psikoloji yüksek lisans eğitimine devam etmektedir. Çocuk, ergen ve yetişkinlerle çalışmaktadır. Uzmanlık alanları arasında EMDR terapisi, Bilişsel Davranışçı Terapi ve Deneyimsel Oyun Terapisi bulunmaktadır. Bu alanlarda yetkin bir deneyime sahiptir. Yazarlık serüveninde, psikoloji alanında farklı bakış açılarını ele alarak çocuklara, yetişkinlere ve ebeveynlere yönelik bilgiler ve deneyimler sunmayı amaçlamıştır. Böylece her kesime ulaşarak psikolojiye dair farkındalığı artırmayı hedeflemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar