Geçtiğimiz aylarda çocuklarda mahremiyet eğitimi üzerine aldığım eğitimler, bu konunun çocuk psikolojisi açısından ne kadar temel ve vazgeçilmez bir yere sahip olduğunu bir kez daha fark etmemi sağladı. Mahremiyet eğitimi, çoğu zaman yalnızca cinsellikle ilişkilendirilmekte; bu nedenle aileler tarafından ya ertelenmekte ya da konuşulması zor bir alan olarak görülmektedir. Oysa mahremiyet, çocuğun yalnızca bedeniyle değil; duyguları, düşünceleri, eşyaları ve sosyal ilişkileriyle doğrudan ilişkili olan çok boyutlu bir gelişim alanıdır. Çocuğun kendine ait olanı fark etmesi, sınırlarını tanıması ve bu sınırları koruyabilmesi, sağlıklı bir benlik algısının temelini oluşturur.
Sınır Farkındalığı ve İstismardan Korunma Yolları
Mahremiyet eğitimi, çocuğun kendini neden ve nasıl koruması gerektiğini öğrenmesini sağlar. Aileler çoğunlukla bu eğitimi vermekte zorlanmakta ya da çocuğun henüz “küçük” olduğu düşüncesiyle bu konuyu ertelemektedir. Özellikle cinselliğe dair sorular karşısında sessiz kalmak, konuyu değiştirmek ya da jest ve mimiklerle çocuğa yanlış bir soru sorduğu mesajını vermek, çocuğun merakını bastırmak yerine suçluluk ve utanç duygularının gelişmesine yol açabilmektedir. Bu durum, çocuğun ihtiyaç duyduğu bilgiyi aile dışındaki güvensiz kaynaklardan edinmesine neden olabilmektedir.
Oysa çocukları taciz, istismar ve sınır ihlallerinden korumanın en etkili yolu, onları korkutmak değil; bilgilendirmek ve güçlendirmektir. Çocuk, aldığı mahremiyet eğitimi sayesinde vücudunun özel bölgelerini tanır, hangi durumların kendisi için güvenli olmadığını ayırt etmeyi öğrenir ve rahatsızlık hissettiğinde bu duyguyu fark edebilir. Eğitim sürecinde çocuğa, huzursuzluk, korku ya da rahatsızlık gibi duyguların önemli olduğu ve bu duyguların mutlaka dikkate alınması gerektiği öğretilir. Bu farkındalık, çocuğun olası bir tehdit karşısında kendini ifade edebilmesini kolaylaştırır.
Çocuklar çoğu zaman rahatsız edici bakışları, dokunuşları ya da ses tonlarını sezgisel olarak fark edebilirler. Ancak aile ortamında, güvenli bir alanda büyüyen çocuk, bu olumsuz duyguları dış dünyada yaşadığında isimlendirmekte ve anlamlandırmakta zorlanabilir. Çocuk kendisine zarar veren kişiyi gördüğünde huzursuzluk hisseder; fakat bu huzursuzluğun nedenini ifade edemeyebilir. Ailenin vereceği mahremiyet eğitimi, çocuğa bu duyguları tanımayı ve söze dökmeyi öğretir. Aynı zamanda çocuk, tehdit hissettiği bir durumda ailesine güvenle her şeyi anlatabileceğini de öğrenmiş olur.
Kişisel Alan Bilinci ve Sosyal İlişkiler
Mahremiyet eğitimi, çocuğun yalnızca kendi mahrem alanını tanımasını değil, başkalarının da mahrem alanı olduğunu fark etmesini sağlar. Bu eğitim sürecinde çocuk; bedeninin yanı sıra eşyalarının, fotoğraflarının, duygu ve düşüncelerinin de kendisine ait olduğunu öğrenir. Böylece hem kendi sınırlarına saygı beklemeyi hem de başkalarının sınırlarına saygı göstermeyi içselleştirir. Çocuğa istemediği her dokunuşa ve talebe “hayır” deme hakkı olduğu öğretilir. Kendini nasıl koruyacağı, tehlike hissettiğinde ne yapması gerektiği de bu eğitim kapsamında ele alınır.
Mahremiyet eğitiminin ilk ve en önemli kaynağı ailedir. Bu eğitimin anne-baba tarafından verilmesi, çocuğun güven duygusunu pekiştirir. Eğitimi hangi ebeveynin vereceğinden ziyade, çocuğun sorduğu sorulara soruyu yönelttiği ebeveynin yanıt vermesi önemlidir. Eğitim tek seferlik bir süreç değildir; çocuğun gelişim dönemlerine uygun şekilde belirli aralıklarla tekrar edilmesi gerekir. Çünkü çocuğun fiziksel ve bilişsel gelişimiyle birlikte bilgi ihtiyacı da artmakta, soruların kapsamı genişlemektedir.
Mahremiyet eğitimi genellikle 3 yaş ve sonrasında yapılandırılmış şekilde verilmeye başlanmakla birlikte, mahremiyet bilincinin temelleri çok daha erken dönemde atılmaktadır. Özellikle tuvalet eğitimi süreci, çocuğun mahremiyet eğitimine hazır oluşunu gösteren önemli bir göstergedir. Çocuğun kakasını yaparken saklanma ihtiyacı hissetmesi ya da başkalarının yanında rahatsızlık göstermesi, özel alan farkındalığının geliştiğini gösterir. Bu dönemde çocuğun öz bakımıyla mümkün olduğunca az sayıda ve belirli kişilerin ilgilenmesi, mahremiyet bilincini destekler.
Ebeveyn Rol Modelliği ve Dijital Mahremiyet
Prof. Dr. Nevzat Tarhan da çocuk gelişiminde mahremiyet ve sınır kavramlarının önemine dikkat çekmektedir. Tarhan’a göre, çocuğa sosyal ve davranışsal sınırların öğretilmemesi, ilerleyen yıllarda empati erozyonuna yol açabilmektedir. Sınır koyulmayan çocuk, başkalarının duygu ve ihtiyaçlarıyla kendi ihtiyaçları arasındaki farkı ayırt etmekte zorlanabilmektedir. Bu durum, çocuğun benmerkezci ve narsistik özellikler geliştirmesine zemin hazırlayabilir. Dolayısıyla mahremiyet eğitimi yalnızca çocuğu dış tehlikelerden korumakla kalmaz, aynı zamanda sağlıklı sosyal ilişkiler kurabilmesi için de önemli bir temel oluşturur.
Mahremiyet bilinci kazandırılırken ebeveynlerin doğru rol model olması büyük önem taşır. Çocuğun yanında giyinip soyunmamak, kapalı kapıları izinsiz açmamak, çocuğun odasına girerken izin almak gibi günlük davranışlar, çocuğa sınır kavramını doğal yollarla öğretir. Öpmek ve fiziksel temas da çocuğun isteği ve izni doğrultusunda olmalıdır. Çocuğa istemediği bir temasın normal olmadığı, bu durumda “hayır” diyebileceği öğretilmelidir.
Günümüzde mahremiyet eğitimi yalnızca fiziksel sınırlarla sınırlı değildir. Dijital dünyanın çocukların yaşamındaki yeri arttıkça dijital mahremiyet de önemli bir başlık haline gelmiştir. Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın da vurguladığı gibi, eğlence ve oyun amacıyla ekran kullanımının sınırlandırılması ve ebeveyn eşliğinde gerçekleştirilmesi, çocuğun hem duygusal hem bilişsel gelişimi açısından önemlidir. Çocuğun soru sorabilmesi, izlediği içerikleri ebeveyniyle konuşabilmesi sağlıklı gelişimin önemli bir göstergesidir.
Sonuç olarak, mahremiyet eğitimi çocuğun kendini tanımasını, sınırlarını korumasını ve güvenli ilişkiler kurmasını sağlayan temel bir yaşam becerisidir. Bu eğitimin erken yaşlardan itibaren, gelişimsel özellikler dikkate alınarak ve aile içinde tutarlı bir biçimde verilmesi, çocuğun ruh sağlığını koruyucu bir rol üstlenir. Aldığım eğitimler ve alandaki çalışmalar, mahremiyet eğitiminin yalnızca bir bilgi aktarımı değil; çocuğun tüm yaşamını etkileyen bir farkındalık süreci olduğunu açıkça göstermektedir.
Kaynakça
-
Tarhan, N. (2018). Aile içi iletişim. Timaş Yayınları.
-
Tarhan, N. (2020). Çocuk psikolojisi: Sağlıklı kişilik gelişimi. Timaş Yayınları.
-
Yörükoğlu, A. (2016). Çocuk ruh sağlığı. Özgür Yayınları.
-
Kenny, M. C., & Wurtele, S. K. (2010). Children’s abilities to recognize a “good” person as a potential perpetrator of childhood sexual abuse. Child Abuse & Neglect, 34(7), 490–495.
-
Wurtele, S. K., & Miller-Perrin, C. L. (2014). Preventing child sexual abuse: Sharing the responsibility. University of Nebraska Press.


