Çarşamba, Aralık 3, 2025

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Akran Baskısından Zorbalığa: Sosyal Öğrenme ve Ebeveyn Rehberliği

Kendinizi kabul ettirmek uğruna, hiç istemediğiniz bir davranışı yapmak zorunda kaldınız mı? Akranlar, aynı sosyal grubun parçası olan ve birbirini etkileyen bireylerdir. Zaman zaman, bu gruba ait olabilmek için aslında kendi irademizle yapmayacağımız davranışlara, hatta alkol veya sigara gibi zararlı maddeleri denemeye yönlendiren bir akran baskısıyla karşı karşıya kalabiliriz. Bazen ait hissetmek, bazen fark edilmek veya anlık olarak iyi hissetmek adına, kendi değerlerimize aykırı tutumlar sergileyebiliriz.

Bu durum, özellikle okul çağındaki çocuklar arasında sıkça karşılaşılan bir deneyimdir. UNICEF verilerine göre, 13-15 yaş aralığındaki öğrencilerin yarısı okulda veya çevresinde akran baskısına maruz kalmaktadır. Akran baskısı genellikle negatif çağrışımlar yapsa da, pozitif etkileri de olabilir; örneğin, sizi yeni aktivitelere katılmaya veya okul içi etkinliklere dahil olmaya teşvik edebilir. Ancak, çoğu zaman ilgi çekmeyen ve sosyal olarak doğru kabul edilmeyen davranışlara zorlayabilir.

Okul çağındaki bir çocuk için ‘Hayır’ diyebilmek ve kişisel sınırlarını doğru yönetebilmek her zaman kolay değildir. İstenen davranışı sergilemediği zaman, bu kez de farklı bir zorbalığa maruz kalma riskiyle karşı karşıya kalabilir.

Akran zorbalığı, bir çocuğun sosyal ve akademik yaşamını ciddi anlamda etkileyebilecek kritik bir sorundur. Bu, sadece zorbalığa uğrayan taraf için değil, zorbalığı yapan çocuk için de dikkate alınması gereken bir husustur. Unutulmamalıdır ki, bu çocuklar yarının yetişkinleridir. Hem mağdur hem de zorba pozisyonundaki çocukların bu durumla sağlıklı bir şekilde başa çıkabilmesi için rehberlik edilmesi, geleceğe yapılmış en değerli yatırımdır. Bu nedenle, ailelerin ve öğretmenlerin çocuklara bu konularda farkındalık ve başa çıkma becerileri kazandırması büyük önem taşımaktadır.

Zorbalık Nasıl Öğrenilir?

Albert Bandura’nın ortaya koyduğu Sosyal Öğrenme Teorisi’ne göre, öğrenme büyük ölçüde gözlem, taklit ve modelleme yoluyla gerçekleşir. Bir davranışın öğrenilme süreci; çocuğun çevresiyle olan doğrudan etkileşimi sonucu gelişebileceği gibi, günümüzün gerçeği olan medya araçları (oyunlar, sosyal medya, filmler vb.) aracılığıyla da dolaylı olarak ortaya çıkabilir.

Bu bağlamda, ebeveynlerin ve bakım verenlerin, çocuğa nasıl rol model olduklarını ve çocuğun ne tür medya ürünlerine maruz kaldığını kontrol etmeleri büyük öneme sahipZr. Ayrıca, çocuklarımızın davranışlarını ödüllendirirken, farkında olmadan yanlış bir tutumu veya davranışı pekişZrmesine neden olabiliriz. Örneğin, çocuğunuzun yolda karşıdan gelen birine, şaka adı al[nda, fiziksel görünüşüyle alay eden bir yorumuna gülmeniz, çocuğun bu davranışı devam e\rilebilir bir eylem olarak varsaymasına yol açar. Bu durumda, zorbalığa zemin hazırlayan tutumlar olumlu pekişZrme yoluyla öğrenilmiş olur.

Bu nedenle, çocuklarda zorbalığa karşı farkındalık kazandırmak, her şeyden önce doğru bir rol model olmakla başlar.

Zorbalığa Uğrayan Bir Çocuk Ne Yapabilir?

1. Empati ve Duygusal Farkındalık Geliştirme

Zorbalığa uğrayan bir çocuğa destek olmanın ilk adımı, bu konuyu açık ve yargılayıcı olmayan bir dille konuşmaktır. Çocuğun yaşına göre iletişim stratejinizi belirleyebilirsiniz:

İlkokul Çağı: Çocuğun izlediği bir çizgi filmden veya okuduğu bir kitaptan karakter veya sahne seçin. Bu kurgusal dünya üzerinden, diğer karakterlerin nasıl hissedebileceğini ve zorbalığa karşı neler yapabileceğini tartışın.
Ergenlik Dönemi: Sosyal medyada yaşanan güncel bir olay veya akran etkileşimi üzerinden empati kurmasını sağlayarak fikir alışverişi yapın. Ona, kendisinin veya bir arkadaşının benzer bir durumda ne hissedeceğini sorun.

2. “Hayır” Demeyi Öğretmek ve Sınırları Belirlemek

Çocuklara, kendi değerlerini bilmeleri, onları rahatsız eden durumları tanımaları ve istemedikleri bir duruma “Hayır” demelerinin çok doğal olduğunu hatırlatmak esastır. “Hayır” demek, yanlış bir şey değil; çocuğun kendini korumak için kullanabileceği yasal bir haktır.

• Bu beceriyi geliştirmek için çocuğunuzla birlikte senaryolar oluşturup pratikler yapın (rol oynama).
• Ergenlik çağındaki bir çocuk için, zor bir durumdan nazikçe sıyrılmak üzere kendi bahanelerini doğrudan kullanmasını önerebilirsiniz. Örneğin, “Şimdi gelemem, önemli bir işim var” veya “Bu benim tarzım değil, teşekkürler”.

3. İletişime Açık Olduğunuzu Gösterme

“Hayır deme” ve sınır koyma gibi beceriler bir anda oluşmazlar. Bunlar, zaman içinde pratik yaptıkça gelişen çok önemli iletişim becerileridir.

• Ebeveyn olarak çocuğunuzun duygularını paylaşmasına zaman ayırın.
• Onları yargılamadan dinleyin ve duygularını anladığınızı gösterin. Koşulsuz desteğinizi açıkça ifade edin.

4. Yalnız Olmadığını ve Güvende Hissedebileceği Kanalları Belirleme

Çocuğunuzun, zorbalıkla karşı karşıya kaldığında kimlerle rahatça konuşabileceğini ve yardım isteyebileceğini bilmesi gerekir.

• Çocuğunuza güvendiği bir yetişkin ağı (öğretmeni, koçu, rehberlik öğretmeni, okul hemşiresi, okul idaresi vb.) gösterin.
• Bu kişilerle nasıl iletişime geçebileceğini öğretin ve yardım istemekten çekinmemesi gerektiğini vurgulayın.

Unutmayalım ki, akran baskısı ile mücadelede en güçlü dayanağımız; çocuklarımıza güvenli bir liman sunmak ve onlara adil, empatik ve sorumlu yetişkinler olarak doğru rol model olmaktır.

Kaynakça

Ayr-Volta, L. K., PhD. (2022, January 20). 6 tips to help kids deal with peer pressure.
Connecticut Children’s. https://www.connecticutchildrens.org/growing-healthy/6-tips-help-kids-deal-peer-pressure

Elif Ulutaş
Elif Ulutaş
Elif Ulutaş, İstanbul Rumeli Üniversitesi İngilizce Psikoloji son sınıf öğrencisidir. Özel ve devlet ruh sağlığı kurumlarında yaptığı stajlarla teorik bilgilerini sahada uygulama ve gözlem yoluyla pekiştirerek pratik beceriler kazanmaktadır. Gönüllülük çalışmaları ile dezavantajlı gruplarla temas etme fırsatı bulmuştur. Bunun yanı sıra yapay zeka ve iyi oluş üzerine yürütülen disiplinlerarası bir projede aktif olarak görev almakta, eğitim ve projeleri aracılığıyla hem mesleki hem akademik yolculuğunu derinleştirmeyi amaçlamaktadır. Psikolojiye dair yazılarında bilişsel psikolojiye odaklanmayı hedefleyen Ulutaş, özellikle dil, bellek ve algı alanlarına duyduğu ilgiden beslenerek kalemini yönlendirmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar