Psikoloji alanının son yıllardaki çarpıcı yaklaşımlarından biri olan ACT, yani Kabul ve Kararlılık Terapisi, bu terapi şeklinin ne olduğunu öğrenen bireylere farklı bakış açıları kazandırıyor. Bu yıl katılmış olduğum, Dr. İbrahim Bilgen öncülüğünde gerçekleşen bir seminerde bu kavramı yakından tanımış olup “kabullenmenin” önemini gün geçtikçe daha da anlamaya devam ediyorum. ACT, bireylere psikolojik esneklik kazandırıp zorlukları kabullenme konusunda önemli rol oynamaktadır.
Tarihçe
1980’lerin sonunda Steven C. Hayes, Kelly G. Wilson ve Kirk Strosahl tarafından geliştirilen Kabul ve Kararlılık Terapisi (Acceptance and Commitment Therapy – ACT), klasik bilişsel davranışçı terapiler gibi düşünceleri değiştirmeye çalışmaz. Bunun yerine, kişinin bu düşünceleri kabullenmesiyle olumsuzluklara olan bakış açısını değiştirmeyi hedefler (Hayes, Strosahl, & Wilson, 1999).
ACT Yaklaşımı
Bu yaklaşımın temelinde psikolojik esneklik önemli bir rol oynar. Psikolojik esneklik, bireyin karşılaştığı zorluklar dahilinde, yani onların varlığıyla, değerleri doğrultusunda hareket etmeye devam edebilmesidir (Kashdan & Rottenberg, 2010). ACT altı süreçten oluşur:
-
Kabul
-
Bilişsel Ayrışma
-
Şimdiki Anda Olma
-
Kendilik Olarak Bağlam (Self-as-context)
-
Değerler
-
Kararlı Eylem
Bu süreçlere kurgusal bir danışan yaratarak örnek oluşturabiliriz.
Zeynep, 22 yaşında, sosyal kaygı bozukluğu ile baş etmeye çalışan bir öğrenci olsun. Sosyal kaygı bozukluğu sebebiyle toplu alanlardan hep kaçıyor, üniversite arkadaş gruplarına katılamıyor, sunum yapması gerektiğinde panik atak belirtileri gösteriyor.
Terapiste bu şikâyetlerle gittiğinde, ACT yaklaşımını belirlemiş bir terapist, Zeynep’e bu duyguları bastırmak yerine onların varlığını benimsemesini tavsiye eder. Yani bu kaygıyı “yenmek” yerine ona alan açmasını önerir.
Kabul aşamasında, Zeynep, kaygının içinde olduğu gerçeğini kabullenir ama zihinsel yönetiminin bu kaygıda değil, kendisinde olduğunun farkına varır.
Bilişsel ayrışma evresinde, bu kaygının onda yarattığı olumsuz düşüncelerin sadece zihninden geçen bir düşünce olduğunu, gerçek olmadığını ayırt eder.
Şimdiki anda olma, pratik için güzel bir aşamadır. Bu aşamada, mindfulness egzersizleri ile kaygı sırasındaki belirtileri fark edip (ör. titreme, hızlı kalp çarpıntısı) dikkati tekrar ana, yani ortama odaklamak esastır.
Kendilik olarak bağlam aşaması, Zeynep’e onun sadece kaygılı bir kadın olmadığını, farklı roller ve değerleri olduğunu hatırlatır. Onun yalnızca düşüncelerden oluşmadığını ön plana çıkarır.
Değerler aşaması, bireye hayattaki değerlerini hatırlatır ve kaygı sırasında bu değerler kişiye yön verir.
Kararlı eylem, küçük adımlarla zihninin söylediği şeyin tersini yapmayı hedefler. Yani kaygının getirdiği “kalabalık ortamlarda konuşmamalısın” düşüncesini, bir cümle kurarak ve ardından daha kalabalık ortamlara girerek kaygının kişinin tüm hayatını yönetmesini engeller.
Sonuç
ACT; depresyon, anksiyete bozuklukları, yeme bozuklukları ve bağımlılık gibi alanlarda etkili olmuştur (A-Tjak et al., 2015). Kısacası, zor duygularımızı yok saymak ya da engellemeye çalışmak yerine onların varlığını kabullenip, bu kabullenmeyle birlikte hareket etmeye çalışmak ACT felsefesinin özünde yer alır.
Psikolojik esneklik, olumsuz duygularımıza rağmen hayatımıza sınırlar getirmeden yaşamayı içerir. Zihnimizi savaş alanına değil, değerlerimizi hatırlayarak huzurla ilerleyeceğimiz bir rehbere dönüştürelim.
Kaynakça
A-Tjak, J. G., Davis, M. L., Morina, N., Powers, M. B., Smits, J. A., & Emmelkamp, P. M. (2015). A meta-analysis of the efficacy of acceptance and commitment therapy for clinically relevant mental and physical health problems. Psychotherapy and Psychosomatics, 84(1), 30–36. https://doi.org/10.1159/000365764
Hayes, S. C., Strosahl, K. D., & Wilson, K. G. (1999). Acceptance and commitment therapy: An experiential approach to behavior change. Guilford Press.
Kashdan, T. B., & Rottenberg, J. (2010). Psychological flexibility as a fundamental aspect of health. Clinical Psychology Review, 30(7), 865–878. https://doi.org/10.1016/j.cpr.2010.03.001


