Travma kelimesi Yunanca kökenli bir terimdir ve Türkçe’de “yara” anlamına gelmektedir. Düşündüğümüzde, Türkçe’de travma kelimesini çok iyi tarif eden bir kelimedir. Fiziksel yaralar zamanla iyileşirken, psikolojik yaralar yani travmalar, zamanla iyileşmenin aksine daha da zararlı hale gelebilir. Görmezden gelindiğinde ya da baskılandığında uzun süre devam eder ve zaman geçtikçe daha büyük sorunlara yol açar.
Fiziksel yaralar gözle göründüğü için bireyler tarafından daha çok dikkate alınır ve önemsenir. Ancak psikolojik yaralar gözle görünmediği için bu kadar dikkate alınmaz. Göz ardı edilen bu travmalar, geriye atılmaya çalışıldıkça, çözmek yerine ertelendikçe kendiliğinden ortadan kalkmaz. Fiziksel belirtilerle başka şekillerde yeniden ortaya çıkabilirler. Bu da iyileşme sürecinin zorlaşmasına ve uzamasına neden olur. Zamanında çözülmemiş ve ertelenmiş travmalar, bir süre sonra geçmişten gelen olumsuz deneyimlerin birikimiyle mide bulantısı, uyku problemleri, çarpıntı gibi somatik belirtilerle kendini gösterebilirken, travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), depresyon, anksiyete gibi ruh sağlığı sorunlarının yaşanma ihtimali de artar. Bu nedenle bu konuda bilinçlenilmesi ve farkındalık geliştirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu konuyu seçme sebebim de tam olarak budur. İçimize attığımız ve yük gibi taşıdığımız bu ağırlıklar zaman geçtikçe ağırlaşır. Artık taşıyamayacağımızı hissettiğimizde ise fizyolojik belirtilerle ortaya çıkar.
Günlük yaşamda karşılaşabileceğimiz sık rastlanabilen bir örnekle bu konuya açıklık getirmek gerekirse; moralimizin bozuk olduğu veya psikolojik iyi halimizin düşük olduğu dönemlerde gribe ya da benzer enfeksiyonlara daha kolay yakalandığımızı fark etmiş olabiliriz. Bu durumu destekleyen birçok araştırma bulunmaktadır. Yaşanan uzun süreli stres ve olumsuz duygusal durumlar, bağışıklık sistemimizin zayıflamasına ve o dönemlerde hasta olmaya daha yatkın olmamıza neden olur.
“Travmatik stresin, özellikle yaşamın ilk dönemlerinde, ilişkisel ve yineleyici olduğunda ve yakın çevreden kaynaklandığında yaşam boyu süren derin izlere yol açtığı bilinmektedir ve böyle durumlar günümüzde kompleks travma olarak adlandırılmaktadır. Bu izler, günlük yaşamdan klinik durumlara, psikiyatrik bozukluklardan bedensel hastalıklara geniş bir yelpazede olumsuz sonuçlara yol açmaktadır.” (Şar, V., 2018, Travmatik stres ve bedensel hastalıklar, Türkiye Klinikleri Psikiyatri Özel Konular, 11(2), 1-5)
Beden ve zihnimiz sürekli birbiriyle etkileşim halindedir. Bu nedenle yaşadığımız olumsuz deneyimler, olumsuz bedensel sorunları da etkiler. Bu bilgilerden yola çıkarak, travmatik bir deneyimle karşılaşıldığında, omuzlarımızdaki yükün ağırlaşmasını beklemeden ve yaşanan bu olumsuz deneyimin bastırılarak iç dünyamızda daha derin izler bırakmasına izin vermeden bu sorunu çözümlemek, tıpkı fiziksel sağlık sorunları kadar ciddiye alınmalıdır. Gerektiğinde profesyonel bir destek almak, travmanın anlamlandırılması ve çözümlenmesi açısından ileri yaşamımızda daha sağlıklı bir yaşam için önem taşır. Zaman geçtikçe çözülmeyen sorunlar daha karmaşık ve çözümlenmesi daha zor hale gelir. Bireyler bazen zaman geçtikçe yaşadığı sorunların asıl altında yatan sebebi bulmakta zorlanabilir. Bu da asıl sorun ortaya çıkana kadar bize zaman kaybettirir. Bu nedenle zamanında tedavi her zaman önemlidir. Unutulmamalıdır ki travmalar gözle görünmeyen yaralardır. Yalnızca üzeri örtülmüştür. Her zaman fark edilmeyi ve iyileştirilmeyi bekler…
Kaynakça
- (Şar, V.,2018, Travmatik stres ve bedensel hastalıklar, Türkiye Klinikleri Psikiyatri Özel Konular, 11(2),1-5)


