“Beş dakika daha, bir kahve daha, bir bölüm daha…” Peki, bu kısa ertelemelerin içinde neleri geride bıraktığımızı hiç düşündünüz mü? Günlerce ertelediğiniz bir işi son dakikada yetiştirmeye çalışırken kendinize kızdığınız oldu mu? Eğer olduysa, yalnız değilsiniz. Çünkü erteleme davranışı, günümüz insanının en yaygın problemlerinden biri hâline gelmiş durumda. Günlük hayatta dikkatimizi dağıtan birçok dış etken var. Bu etkenlerin içinde günümüz toplumunu en çok zorlayan ise “sosyal medya”. Neredeyse hepimiz en az bir sosyal medya platformuna üyeyiz. Bazılarımız bu platformlarda çok aktif; bazılarımız ise sadece bir kontrol edip çıkıyor ama yine de çoğumuz gün içinde sosyal medyada planladığından daha fazla vakit geçirirken buluyor kendini. Yapmayı planladığımız işe başlamadan önce ‘sadece beş dakika’ diye açtığımız sosyal medya, bazen dakikalarımızı, bazen saatlerimizi alabiliyor. Bu nedenle sosyal medya, boş zamanlarımızı doldurmaktan ziyade erteleme davranışımızı şekillendiren faktörlerden biri haline gelebiliyor.
Sosyal medyanın sunduğu sürekli uyaranlar, anlık ödüller ve kesintisiz içerik akışı, bu davranışı sürdürmeyi kolaylaştırıyor. Sosyal medyada gezinirken birçok duyguyu kısa aralıklarla deneyimleyebiliyoruz; bir dakikadan daha kısa videolarla eğlenirken sonrasında kendimizi başkalarının başarılarıyla kıyaslayabiliyor, ilham veren bir paylaşımın ardından yetersizlik hissedebiliyor ya da arkadaşlarımızın sosyalleştiğini gördüğümüzde yalnızlık hissedebiliyoruz. Sosyal medyanın bu ve benzeri hissettirdikleri, erteleme davranışımızdan alakasız gibi gözükse de aradaki bağlantı göz ardı edilemeyecek kadar fazladır.
Önemli bir iş yapmamız gerekirken izlediğimiz eğlence dolu paylaşımlar, ister istemez motivasyonumuzu düşürüp erteleme eğilimini artırabiliyor. Ayrıca güncel psikoloji araştırmaları, ertelemenin çoğu zaman bir zaman yönetimi sorunu olmaktan çok, bireyin görevle ilişkili olumsuz duyguları düzenleme çabasıyla ilişkili olduğunu göstermektedir (Sirois & Pychyl, 2013). Başka bir deyişle, çoğu zaman ertelediğimiz şey, görevin kendisi değil; o görevin bizde uyandırdığı kaygı, sıkıntı, belirsizlik ya da başarısızlık korkusudur. Ertelemek, kısa süreli bir rahatlama hissi yaratabilir; yapmamız gerekenlerden geçici olarak uzaklaşmak, kaygımızın azalmasını sağlayabilir. Ancak telefonu kapatıp gerçekliğe döndüğümüzde görevlerimiz hâlâ bizi beklemektedir. Üstelik bu kez onlara suçluluk, stres ve zaman baskısı da eklenmiştir. Kısa süreli rahatlama hissi, uzun vadede daha yoğun olumsuz duygulara dönüşebilir (Sirois & Pychyl, 2016).
Sosyal medya platformları, kullanıcıları mümkün olduğunca uzun süre platformda tutacak şekilde tasarlanmaktadır. Sonsuz kaydırma özelliği, kısa videolar ve sürekli yenilenen içerik akışı dikkatimizi canlı tutmayı başarır. Yaşadığımız çağda dikkat, sınırlı bir bilişsel kaynak olmasının yanı sıra dijital platformların rekabet ettiği önemli bir unsur hâline gelmiştir (Davenport & Beck, 2001). Elbette sosyal medya, erteleme davranışının tek sorumlusu değildir. Mükemmeliyetçilik, başarısızlık korkusu, düşük öz yeterlilik algısı, kaygı ve depresif belirtiler gibi birçok psikolojik etken de bu davranışın ortaya çıkmasında rol oynayabilir. Sosyal medya ise çoğu zaman bu eğilimi kolaylaştıran ve sürdürmeye katkıda bulunan çevresel faktörlerden biridir (Değirmenci, Çetinkaya & Sayın Karakaş, 2023). Belki de kendimize sürekli “Neden bu kadar iradesizim?” diye sormak yerine önce: Gün boyunca dikkatimizi dağıtmak için yarışan kaç bildirim, kaç uygulama var? diye sormamız gerekir. Özdisiplin, kendimizi acımasızca eleştirmekten değil; dikkatimizi nelerin yönlendirdiğini fark etmekle başlar. Çünkü davranışlarımızı değiştirebilmenin ilk adımı, onları hangi koşulların şekillendirdiğini anlayabilmektir.
Kaynakça
- Davenport, T. H., & Beck, J. C. (2001). The Attention Economy: Understanding the New Currency of Business. Harvard Business School Press.
- Değirmenci, H., Çetinkaya, A. B., & Sayın Karakaş, G. (2023). Erteleme davranışının kişilik özellikleri, üstbilişsel inançlar ve endişe ile ilişkisi. Klinik Psikoloji Dergisi, 7(2), 127-140.
- Sirois, F. M., & Pychyl, T. A. (2013). Procrastination and the priority of short-term mood regulation: Consequences for future self. Social and Personality Psychology Compass, 7(2), 115-127. https://doi.org/10.1111/spc3.12011


