Pazar, Haziran 14, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Geciktirilen Başlangıçlar: Mükemmeliyetçilik ve Erteleme Döngüsü

Hiç çok önem verdiğiniz bir işe başlamayı günlerce ertelediğiniz oldu mu? Ya da bir ödevi, sınav hazırlığını veya önemli bir görevi son dakikaya bırakırken aslında başarısız olmaktan korktuğunuzu fark ettiniz mi? Peki, erteleme davranışı neden kaynaklanıyor? Yoksa bazı insanlar işleri önemsemedikleri için değil, tam tersine fazla önemsedikleri için mi erteliyor?

Erteleme Davranışı ve Mükemmeliyetçilik

Erteleme davranışı çoğu zaman sorumsuzluk, isteksizlik veya zaman yönetimindeki yetersizliklerle açıklanmaktadır. Ancak psikoloji alanındaki araştırmalar, ertelemenin yalnızca bir zaman yönetimi problemi olmadığını; bireyin düşünceleri, duyguları ve kişilik özellikleriyle yakından ilişkili olduğunu göstermektedir (Kandemir, 2011). Bu nedenle erteleme davranışını anlamak için yalnızca kişinin ne yaptığına değil, neden yaptığına da bakmak gerekmektedir.

Bu noktada karşımıza mükemmeliyetçilik kavramı çıkmaktadır. Mükemmeliyetçilik denildiğinde çoğu zaman akla başarılı, disiplinli ve çalışkan bireyler gelir. Gerçekten de yüksek standartlara sahip olmak bireyi başarıya yönlendirebilir. Ancak mükemmeliyetçilik, kişinin kendisinden ya da çevresinden gelen beklentileri kusursuz biçimde karşılamaya çalıştığı bir noktaya ulaştığında farklı sonuçlar doğurabilir. Bu durumda birey için önemli olan yalnızca görevi tamamlamak değil, onu eksiksiz ve hatasız yapabilmektir. Araştırmalarda mükemmeliyetçilik çoğu zaman olağanüstü yüksek performans standartları ve gerçekçi olmayan hedefler belirleme, aşırı eleştirel öz değerlendirmeler ve hata yapma endişeleriyle tanımlansa da her zaman uyumlu sonuçlar doğurmamaktadır (Sederlund et al., 2020).

Özellikle kişinin hata yapmaktan yoğun biçimde korktuğu, kendisini sürekli eleştirdiği ve başkalarının beklentilerini kusursuz biçimde karşılamaya çalıştığı durumlarda mükemmeliyetçilik bireyin harekete geçmesini zorlaştırabilir. Mükemmeliyetçi bireyler için bir göreve başlamak yalnızca bir işe başlamak anlamına gelmez; aynı zamanda değerlendirilmeyi, hata yapma ihtimalini ve yetersiz görünme riskini de beraberinde getirir. Yapılan iş ne kadar önemliyse, ortaya çıkabilecek kusurlar da kişi için o kadar tehdit edici hale gelebilir. Bu nedenle bazı kişiler için göreve başlamamak, başarısızlık ihtimaliyle yüzleşmekten daha güvenli hissettirebilir. Kısa vadede rahatlama sağlayan bu kaçınma davranışı ise uzun vadede erteleme döngüsünü besleyebilmektedir.

Araştırmalar Ne Söylüyor?

Mükemmeliyetçilik ile erteleme arasındaki bu ilişki araştırma bulgularında da karşımıza çıkmaktadır. Sederlund ve arkadaşlarının (2020) yürüttüğü çalışmada, mükemmeliyetçiliğin kaygı ve başarısızlık korkusuyla ilişkili boyutlarının erteleme davranışını anlamlı düzeyde yordadığı bulunmuştur. Closson ve Boutilier’e (2017) göre mükemmeliyetçi bireyler, mevcut performansları ile ulaşmayı hedefledikleri ideal standartlar arasında bir boşluk algıladıklarında erteleme davranışına daha fazla yönelebilmektedirler. Başka bir ifadeyle, kişi kendi beklentilerinin gerisinde kaldığını düşündükçe göreve başlamaktan ya da görevi sürdürmekten kaçınabilmektedir.

Türkiye’de üniversite öğrencileriyle yürütülen bir araştırmada da benzer sonuçlar elde edilmiştir. Kandemir’in (2011) çalışmasında sosyal mükemmeliyetçilik ile akademik erteleme nedenleri arasında pozitif yönde ilişkiler bulunmuştur. Araştırmada ayrıca performans, kaçınma yöneliminin akademik ertelemenin önemli yordayıcılarından biri olduğu belirlenmiştir. Bu bulgu, bazı bireylerin başarısız olmaktan çok başarısız görünmekten kaçındıkları için görevlerini erteleyebildiklerini düşündürmektedir.

Mükemmeliyetçiliğin İki Yüzü

Ancak bu noktada önemli bir ayrım yapmak gerekmektedir. Psikoloji literatüründe her mükemmeliyetçilik türü olumsuz olarak değerlendirilmemektedir. Bazı araştırmacılar mükemmeliyetçiliği uyumlu ve uyumsuz olmak üzere iki farklı boyutta ele almaktadır (Sederlund et al., 2020). Genel olarak uyumlu mükemmeliyetçilik düzen ve yüksek kişisel standartlarla ilişkilendirilirken; uyumsuz mükemmeliyetçilik beklenti ve performans arasındaki uyuşmazlık, kendinden emin olamama ve aşırı öz eleştiri gibi özelliklerle ilişkilendirilmektedir (Rasmussen & Troilo, 2016, akt. Bekil, 2021).

Erteleme davranışının da çoğunlukla bu uyumsuz mükemmeliyetçilik örüntüsüyle ilişkilendirildiği söylenebilir. Çünkü kişi için amaç başarılı olmak değil, kusursuz olmaktır. Kusursuzluğun mümkün olmadığı durumlarda ise göreve hiç başlamamak ya da sürekli ertelemek, kişinin kendisini olası bir hayal kırıklığından korumaya çalıştığı bir stratejiye dönüşebilmektedir.

Sonuç

Genel olarak baktığımızda erteleme davranışı her zaman tembelliğin, isteksizliğin ya da sorumsuzluğun bir göstergesi değildir. Bazen ertelenen şey görevin kendisi değil, o görevin beraberinde getirdiği kaygı, hata yapma ihtimali ve başarısızlık korkusudur. Ele aldığımız üzere mükemmeliyetçilik, erteleme davranışını açıklayabilecek önemli faktörlerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak erteleme davranışının tek bir nedene indirgenemeyeceği de unutulmamalıdır. Motivasyon eksikliği, zaman yönetimi becerileri, öz yeterlik algısı, kaygı düzeyi ve çeşitli çevresel etkenler de erteleme davranışında rol oynayabilmektedir.

Benzer şekilde mükemmeliyetçilik de her zaman olumsuz sonuçlar doğuran bir özellik değildir. Yüksek standartlara sahip olmak, bireyi hedeflerine ulaşmak için motive edebilir ve başarıyı destekleyebilir. Ancak bu standartlar hata yapma korkusu, yoğun öz eleştiri ve başarısızlık kaygısıyla birleştiğinde bireyin harekete geçmesini zorlaştırabilmektedir. Bu nedenle önemli olan mükemmel olmaya çalışmak değil, beklentiler ile gerçeklik arasında sağlıklı bir denge kurabilmektir. Çünkü çoğu zaman ilerlemenin ön koşulu kusursuz olmak değil, başlamaktır.

Nilüfer Al
Nilüfer Al
Ben Nilüfer Al. Eğitim hayatıma İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünde başladıktan sonra yatay geçiş yaparak Yıldız Teknik Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünde eğitimime devam ettim ve şu anda üçüncü sınıf öğrencisiyim. Bu süreçte klinik alanda staj yaptım ve aktif olarak stajıma devam ediyorum. Aynı zamanda Türk PDR Derneği bünyesinde staj yapıyorum. Çeşitli zirve ve organizasyonlarda görev aldım. Daha önce engelli bireylerle gönüllü çalışmalarda yer aldım, şu anda ise aktif olarak çocuklarla gönüllü çalışmalar yürütüyorum. Ayrıca üstün zekâlı çocuklarla çalışan bir kurumda stajyer olarak görev aldım; gözlem ve raporlama süreçlerinde yer aldım. İlgi duyduğum alanlar arasında bağımlılık psikolojisi, klinik psikoloji, bireysel psikoloji, ilişki ve aile psikolojisi, travma psikolojisi ile psikoloji ve teknoloji ilişkisi yer alıyor. Bunun yanında alanımla ilgili eğitimlere, seminerlere ve sertifika programlarına katılarak kendimi geliştirmeye devam ediyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar