Cumartesi, Haziran 6, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Suçun Değil, Çocuğun Hikayesi; Suça Sürüklenen Çocuklar

Gelişimsel açıdan baktığımızda, çocukluk çağı olarak adlandırdığımız dönem, yaşama dair bir hazırlık evresi değildir. Çocukluk, yaşamın kendisidir. Bu dönem, doğası gereği esnekliğe ve yüksek bir dışsal uyaran açıklığına sahiptir. Dışsal uyaranların olumsuz olması ve yaşam koşullarının elverişsizliği, çocuğun gelişim sürecinin olağan akışından sapmasına neden olabilir. Oysa, çocuk sağlıklı bir ego ideali geliştirmelidir. Bu gelişim sürecini sağlıklı sürdürebilmesi için özdeşim kuracağı rol modellere ihtiyaç duyar. Çocuğun ihtiyaçlarının karşılanmaması, rol modelinin olmaması, aile ve sosyal çevresinde kabul görmemesi, akran zorbalığı gibi faktörler, çocuğun ego ideali gelişimini olumsuz etkileyebilir ve onu suç eylemine yönlendirebilir. Albert Bandura’nın Sosyal Öğrenme Kuramı çerçevesinde, çocuğun çevresinde sosyal uyumlu rol modelleri bulamaması durumunda, olumsuz sosyal etkileşimlerle birlikte suç davranışını bir yaşam stratejisi olarak benimseyebileceği belirtilmektedir. Diğer bir bakış açısıyla, Erik Erikson’un psikososyal gelişim kuramının ilk evresi olan “Temel Güvene Karşı Güvensizlik” evresinde yaşanan olası bir başarısızlık, ilerleyen yaşlarda sosyal içe dönme ve antisosyal davranışlara zemin hazırlayabilir.

Suça sürüklenen çocuk (SSÇ) kavramı, bir çocuğun içinde bulunduğu biyopsikososyal durumları göz önünde bulundurarak, aile ve çevresel risk faktörleri ile suç eylemine yönelebileceğini anlatmak için kullanılmaktadır. Yavuzer (2001), bir çocuğun gelişim ve sürekli öğrenme sürecinde olduğunu göz önünde bulundurarak, “suçlu çocuk yoktur, suça itilmiş çocuk vardır” görüşüyle suça sürüklenme kavramının benimsenmesinde öncü bir isim olmuştur.

Suça Sürüklenme Risk Faktörleri

Aile Dinamikleri: Aile yapısının işlevselliği büyük önem taşımaktadır. Çopur ve arkadaşlarının (2015) belirttiği gibi, bir çocuğun ilk suç davranışını görmezden gelmek, çocuğun benzer davranışları tekrarlamasına ve hatta suç davranışına daha fazla eğilim göstermesine neden olabilir. Sadece çocuğa yönelik yapılacak çalışmalar, suça sürüklenmenin önlenmesi noktasında yetersiz kalacağından, aile ile yapılacak çalışmalar derin ve fonksiyonel olmalıdır.

Sosyoekonomik Şartlar: Bir çocuğun suça sürüklenmesinde yoksulluk tek başına bir risk faktörü değildir. Ancak, eğitime erişememe, olumsuz yaşam koşulları, çevresel risk faktörleri ve akran etkisi gibi durumlar, suça sürüklenmeye zemin hazırlamaktadır.

Akran Etkisi: Erken ergenlik ve ergenlik döneminde kabul görme ve bir gruba ait olma ihtiyacı, ergenler üzerinde aktif bir etki göstermektedir. Bu ihtiyacın yanlış yönlendirilmesi, dikkat edilmesi gereken bir risk faktörüdür.

Koruyucu Önleyici Faktörler

Bir çocuğun suça sürüklenmesini önlemek, risk faktörlerinin net bir şekilde belirlenmesi ve azaltılması, koruyucu faktörlerin ise güçlendirilmesiyle mümkündür. Risk faktörlerinin belirlenmesi, bir ekip çalışması gerektirmektedir. Aile, öğretmenler, akranlar ve ilgili kurumların işbirliği büyük önem taşımaktadır.

Suça sürüklenen çocuklar için yapılacak en önemli çalışmalardan biri, koruyucu önleyici faktörleri artırmaktır. Çocukların eğitim haklarının desteklenmesi, meslek edindirme çalışmaları ve amaç edindirme programları büyük önem taşımaktadır. Aile ve sosyal çevreye verilecek psikoeğitimlerle bilinçlenmenin sağlanması adına uzun soluklu programların geliştirilmesi, koruyucu önleyici faktörler arasında yer alabilir. Unutmayalım ki, suça sürüklenen her çocuk aslında korunmamış, korunamamış bir çocuktur.

Elif Nur Tasman
Elif Nur Tasman
Uzman Psikolog Elif Nur Tasman, Üsküdar Üniversitesi Psikoloji (İngilizce) lisans eğitiminin ardından nörobilim yüksek lisansını tamamlayarak nöropsikoloji alanında uzmanlaşmıştır. Akademik çalışmalarını; travma, nöropsikoloji, çocuk ve ergen ruh sağlığı, psikososyal destek ve psikoterapi yaklaşımları üzerine yoğunlaştırmıştır. 2019-2021 yılları arasında T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile UNFPA iş birliği kapsamında yürütülen projelerde psikolog olarak görev almış; hassas gruplarla çalışma, psikososyal destek süreçleri ve koruyucu-önleyici ruh sağlığı hizmetleri alanlarında deneyim kazanmıştır. Ardından, UNHCR kapsamında Çocuk Evleri Sitesi Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Çocuk Koruma İlk Müdahale ve Değerlendirme Birimi’nde uzman psikolog olarak görev yapmıştır. Bu süreçte; risk altındaki çocuklar, travmatik yaşantılar, ihmal ve istismar vakaları ile çocuk koruma sistemine yönelik multidisipliner çalışmalar yürütmüştür. 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremler sonrasında İslahiye/Gaziantep bölgesinde akut ve post-akut dönemde psikososyal destek çalışmalarında aktif rol almış; afet ve travma psikolojisi alanında saha deneyimi edinmiştir. Ayrıca T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Sosyal Rehabilitasyon Hizmetleri Daire Başkanlığı bünyesinde görev alarak sosyal rehabilitasyon süreçlerinde çalışmalar yürütmüştür. Mesleki yaklaşımında bilimsel temelli ve bütüncül bir perspektifi benimseyen Elif Nur Tasman; EMDR, Şema Terapi, Çözüm Odaklı Terapi, Nörobilim Temelli Bilişsel Davranışçı Terapi, Sanat Terapisi, Aile Danışmanlığı ve Çocuk Projektif Testleri alanlarında eğitimler almıştır. Klinik çalışmalarında bireyin yaşam öyküsünü nörobiyolojik, duygusal ve çevresel faktörlerle birlikte ele almayı önemsemektedir. Travma, çocuk, ergen ve yetişkin psikolojisi, kişilik yapılanmaları, aile dinamikleri ve psikososyal müdahale alanlarında çalışmalarını sürdürmekte; bireyin psikolojik dayanıklılığını güçlendirmeyi hedefleyen etik, bilimsel ve insan odaklı bir yaklaşım benimsemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar