15 yaş altı sosyal medya yasağının gündeme gelmesiyle birlikte, sosyal medya kullanımının günümüzde ne derece önemli bir noktaya ulaştığını ve bu konuda önlem alınması gerektiğini daha net fark ettiğimiz bir dönemdeyiz.
Bu durum bazı yönleriyle geçmişte sigaranın ilk yaygınlaşmaya başladığı dönemleri hatırlatmaktadır. 1940’lı yıllarda sigara; sağlığa faydalı olarak lanse edilmekte, ünlü oyuncular ve dönemin bazı doktorları tarafından önerilmekteydi. O dönemin koşulları içinde bu durum oldukça normal karşılanıyordu.
Elbette iki durum tamamen aynı değildir.
Bir tarafta kimyasal bir bağımlılık söz konusuyken, diğer tarafta davranışsal bir bağımlılık bulunmaktadır. Ancak bugün sosyal medya da benzer şekilde yoğun biçimde özendirilmektedir.
Üstelik günlük yaşamı kolaylaştıran, iletişimi hızlandıran ve bilgiye erişimi artıran bir araç olarak karşımıza çıkmaktadır. Fakat mesele kullanımın kendisinden çok:
- aşırı kullanım,
- denetimsiz kullanım
- ve özellikle çocuklarda bilinçsiz kullanım
noktasında ortaya çıkmaktadır.
Çünkü teknoloji doğru kullanıldığında oldukça işlevsel olabilirken, kontrolsüz kullanım özellikle gelişim çağındaki çocuklar üzerinde ciddi olumsuz etkiler yaratabilmektedir.
Burada “doğru kullanım” kavramı kritik bir öneme sahiptir.
Beynin Gelişim Süreci Ve Sosyal Medyanın Etkisi
Ergenlik dönemi ve öncesinde çocuk beynindeki bazı bölgeler henüz tam anlamıyla gelişimini tamamlamamıştır.
Özellikle:
- dürtü kontrolü,
- karar verme,
- planlama
- ve uzun vadeli düşünmeden sorumlu olan prefrontal korteks
çocukluk ve ergenlik döneminde gelişmeye devam etmektedir.
Sosyal medya ise çocuk beynini sürekli ve yoğun bir uyarıcı bombardımanına maruz bırakmaktadır.
Kısa videolar, hızlı içerik akışı, anlık bildirimler ve sürekli değişen görseller beynin ödül sistemini doğrudan etkileyebilmektedir.
Bu durum, beynin doğal dopamin dengesini bozarak sürekli daha fazla uyarıcı istemesine neden olabilir.
Zamanla beyin bu yoğun uyarana karşı tolerans geliştirir ve aynı düzeyde haz alabilmek için daha fazla içerik tüketmeye yönelir.
Araştırmalar, yoğun sosyal medya kullanımının bazı bireylerde sosyal medyadan uzak kaldıklarında:
- huzursuzluk,
- kaygı,
- dikkat dağınıklığı,
- irritabilite
- ve boşluk hissi
gibi belirtiler oluşturduğunu göstermektedir.
Bu belirtilerin bazı yönleri, davranışsal bağımlılık süreçleriyle benzer özellikler taşıyabilmektedir.
Çocuklar Üzerindeki Psikolojik Ve Bilişsel Etkiler
Çocuklarda yoğun sosyal medya kullanımı:
- dikkat süresinde azalma,
- dürtüsellik,
- zihinsel yorgunluk,
- odaklanma güçlüğü,
- uyku problemleri
- ve duygusal regülasyon zorlukları
gibi etkilerle ilişkilendirilmektedir.
Sürekli yüksek uyarana maruz kalan zihin, zamanla düşük uyarıcılı ortamlarda zorlanmaya başlayabilir.
Bu nedenle çocuk:
- ders çalışırken,
- kitap okurken,
- tek bir işe odaklanırken
- ya da sessiz bir ortamda kalırken
yoğun sıkılma hissi yaşayabilir.
Çözüm Olarak Can Sıkıntısı
Aslında çocukların zaman zaman sıkılması gerekir.
Çocuklara sıkılabilecekleri alanlar bırakmak;
- hayal kurmalarına,
- üretmelerine,
- problem çözmelerine
- ve yaratıcılık geliştirmelerine
yardımcı olabilir.
Bu durum psikolojide mind-wandering yani “zihnin serbestçe gezinmesi” kavramıyla ilişkilidir.
İnsan zihni bazen:
- duş alırken,
- yürürken,
- camdan dışarı bakarken
- ya da hiçbir şey yapmıyormuş gibi görünürken
en yaratıcı bağlantıları kurabilir.
Halk arasında “Aha!” anı olarak tarif edilen bu durumun nedeni, zihnin sürekli dış uyaranla meşgul olmadan serbest biçimde düşünmeye alan bulabilmesidir.
Sosyal medya, sürekli aktif dikkat talep ettiği için zihnin bu doğal dolaşım alanını daraltabilmektedir.
Oysa ekranlardan uzak kalan bir zihin:
- yaşadığı deneyimleri anlamlandırabilir,
- geçmiş ve gelecek arasında bağlantılar kurabilir,
- yeni fikirler geliştirebilir.
“Telefon Temelli Çocukluk”
Sosyal psikolog Jonathan Haidt, günümüzde çocukluğun önemli ölçüde değiştiğini vurgulamaktadır.
Haidt’e göre geçmişte çocuklar:
- sokakta oynayarak,
- düşerek,
- kalkarak,
- sosyal çatışmaları gerçek ortamda yaşayarak
gelişirken;
bugün giderek daha fazla “telefon temelli çocukluk” ortaya çıkmaktadır.
Bu durum çocukların:
- spontane oyun deneyimlerinden,
- problem çözme becerilerinden,
- sosyal öğrenmeden
- ve yaratıcı düşünceden
uzaklaşmasına neden olabilmektedir.
Topyekûn Bir Ebeveyn Hareketi Neden Önemli?
Bu süreçte yalnızca tek bir ebeveynin çabası bazen yeterli olmayabilir.
Çocuk büyüdükçe akran etkisi devreye girer.
Çocuk:
“Herkeste telefon var.”
“Sadece ben kullanmıyorum.”
gibi düşünceler geliştirebilir.
Bu nedenle Jonathan Haidt, ebeveynlerin kolektif hareket etmesinin önemini vurgulamaktadır.
Örneğin bazı ülkelerde ebeveynler:
- belirli yaşa kadar çocuklarına akıllı telefon vermemek,
- sosyal medya kullanımını geciktirmek
- ve çocukları ekran dışı aktivitelere yönlendirmek
konusunda ortak kararlar almaktadır.
Bu tür dayanışma ağlarının örneklerinden biri:
“Smartphone Free Childhood”
hareketidir.
Türkiye’de de benzer şekilde:
“Akıllı Telefonsuz Çocukluk Hareketi”
gibi girişimler ortaya çıkmaya başlamıştır.
Yasal Düzenlemeler Ve Koruyucu Yaklaşımlar
Türkiye’de gündeme gelen 15 yaş altı sosyal medya düzenlemeleri ve ebeveyn kontrolü sistemleri de aslında çocukların dijital dünyada korunmasını amaçlayan adımlardan biri olarak değerlendirilmektedir.
Ancak yasal düzenlemelerin yanında en önemli koruyucu unsur:
- ebeveyn farkındalığı,
- sağlıklı sınırlar,
- ekran dışı yaşam alanları
- ve gerçek sosyal bağların desteklenmesidir.
Sonuç
Sosyal medya günümüz dünyasının tamamen dışında kalınabilecek bir yapı değildir.
Ancak özellikle çocukluk döneminde:
- yoğun,
- denetimsiz
- ve bilinçsiz kullanım
çocukların hem psikolojik hem biyolojik gelişim süreçlerini etkileyebilmektedir.
Belki de burada en önemli nokta şudur:
Çocukların yalnızca ekrandan korunmaya değil;
aynı zamanda:
- sıkılmaya,
- hayal kurmaya,
- dışarı çıkmaya,
- gerçek ilişkiler kurmaya
- ve boş zaman yaşamaya da ihtiyaçları vardır.
Çünkü bazen gelişim;
sürekli uyarılmakla değil,
zihne sessiz kalabileceği alanlar bırakıldığında gerçekleşir.
Kaynakça
Hussain, Z., & Griffiths, M. D. (2018). Problematic social networking site use and comorbid psychiatric disorders: A systematic review of recent large-scale studies. Frontiers in Psychiatry, 9, 686.
Haidt, J. (2024). The anxious generation: How the great rewiring of childhood is causing an epidemic of mental illness. Penguin Press.
Doğangün, B., & Yavuz, M. (2011). Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu. Türk Pediatri Arşivi Dergisi.


