Şiddetin kökeni çoğu zaman bireysel yatkınlıklar ile çevresel koşulların etkileşimi içinde ele alınır. Bu etkileşimde özellikle gözlem, taklit ve sosyal öğrenme mekanizmalarının belirgin bir rol oynadığı görülmektedir.
Bu mekanizmaları somut biçimde ortaya koyan en önemli yaklaşımlardan biri, Albert Bandura’nın geliştirdiği sosyal öğrenme kuramı ve bu kuramı destekleyen deneysel çalışmalardır.
Bandura’ya göre insanlar yalnızca doğrudan deneyimleyerek değil, başkalarını gözlemleyerek de öğrenirler. Bu yaklaşım özellikle saldırganlık ve şiddet gibi davranışların nasıl ortaya çıktığını anlamak açısından oldukça kritik bir yere sahiptir.
Bobo Doll Deneyi
Bandura’nın bu alandaki en bilinen çalışması, 1961 yılında gerçekleştirdiği Bobo Doll Deneyi’dir.
Deneye yaşları 3 ile 6 arasında değişen toplam 72 çocuk dahil edilmiş ve çocuklar rastgele üç gruba ayrılmıştır.
İlk gruptaki çocuklar bir odaya alınmış ve burada yetişkin bir modelin “Bobo” adı verilen şişme oyuncağa vurduğu, tekmelediği ve saldırgan ifadeler kullandığı bir sahneyi izlemişlerdir.
İkinci gruptaki çocuklar ise yetişkin modelin oyuncağa karşı sakin ve saldırgan olmayan davranışlar sergilediği bir ortamı izlemiştir.
Üçüncü gruptaki çocuklar ise herhangi bir modeli gözlemlememiştir.
Daha sonra tüm çocuklar, içinde aynı oyuncağın bulunduğu başka bir odaya tek başlarına bırakılmıştır.
Sonuçlar oldukça dikkat çekicidir:
Saldırgan modeli izleyen çocukların oyuncağa vurduğu, tekme attığı ve modelin kullandığı saldırgan ifadeleri tekrar ettiği görülmüştür. Hatta bazı çocuklar yeni saldırgan davranışlar da geliştirmiştir.
Hiç model görmeyen çocuklar sınırlı düzeyde saldırganlık sergilerken, sakin modeli izleyen çocuklar en düşük saldırganlık düzeyini göstermiştir.
Bu bulgular, şiddetin ve saldırganlığın gözlem yoluyla öğrenilebildiğini açık biçimde ortaya koymaktadır.
Dolaylı Pekiştirme Deneyi
Bandura’nın daha sonraki çalışmalarında ise gözlem yoluyla öğrenmenin yalnızca davranışı taklit etmekten ibaret olmadığı görülmüştür.
Özellikle 1965 yılında yaptığı Dolaylı Pekiştirme (Vicarious Reinforcement) deneyi bu konuda oldukça önemlidir.
Bu çalışmada yaşları yaklaşık 4 ile 6 arasında değişen 66 çocuk üç farklı gruba ayrılmıştır.
Birinci Grup
Çocuklar saldırgan davranışlar sergileyen bir modeli izlemiş ve bu model davranışlarının ardından ödüllendirilmiştir.
İkinci Grup
Çocuklar yine saldırgan davranışlar sergileyen bir modeli izlemiş ancak bu kez model cezalandırılmıştır.
Üçüncü Grup
Çocuklar saldırgan davranışların ardından herhangi bir ödül ya da ceza verilmeyen bir modeli izlemiştir.
Daha sonra çocuklar yine içinde Bobo oyuncağının bulunduğu bir odaya alınmış ve davranışları gözlemlenmiştir.
Sonuçlar oldukça çarpıcıdır:
- Ödüllendirilen modeli izleyen çocuklar daha fazla saldırgan davranış göstermiştir.
- Cezalandırılan modeli izleyen çocuklarda saldırganlık belirgin şekilde daha düşük olmuştur.
- Ödül veya ceza görmeyen modeli izleyen çocukların saldırganlık düzeyi ise iki grup arasında kalmıştır.
Ancak deneyin en dikkat çekici kısmı bundan sonra ortaya çıkmıştır.
Çocuklara saldırgan davranış sergilemeleri durumunda ödüllendirilecekleri söylendiğinde, daha önce cezalandırılan modeli izleyen çocukların da aynı saldırgan davranışları göstermeye başladığı görülmüştür.
Bu durum bize önemli bir şeyi göstermektedir:
Çocuklar saldırgan davranışı öğrenmişlerdir; ancak bu davranışı sergileyip sergilememeye karar verirken davranışın sonuçlarını dikkate almışlardır.
Yani insanlar yalnızca davranışı değil, hangi davranışın hangi koşullarda “uygun” olduğunu da öğrenmektedir.
Şiddetin Sosyal Temelleri
Bandura’nın çalışmaları, şiddetin yalnızca biyolojik yatkınlıklarla açıklanamayacağını göstermektedir.
Bu araştırmalar; çevrenin, gözlemin ve deneyimin davranışların ortaya çıkışında güçlü bir rol oynadığını ortaya koymaktadır.
İnsan yalnızca gördüğünü taklit eden pasif bir gözlemci değildir. Aynı zamanda çevresindeki davranışları değerlendirir, sonuçlarını gözlemler ve kendi davranışlarını bu gözlemler doğrultusunda şekillendirir.
Bu nedenle şiddet; tek bir nedene indirgenemeyecek kadar karmaşık bir olgudur.
Biyolojik yatkınlıklar, sosyal çevre, öğrenme süreçleri, aile dinamikleri ve kültürel etkiler birlikte değerlendirilmelidir.
Sonuç
Bandura’nın deneyleri, insanların özellikle çocukluk döneminde çevresindeki modellerden ne kadar güçlü biçimde etkilendiğini göstermektedir.
Şiddet yalnızca bireyin “içinden gelen” bir dürtü değil; aynı zamanda gözlemlenen, öğrenilen ve bazı durumlarda pekiştirilen bir davranış örüntüsü olabilir.
Bu nedenle çocukların maruz kaldığı aile ortamı, medya içerikleri, sosyal ilişkiler ve rol modeller büyük önem taşımaktadır.
Belki de en önemli nokta şudur:
Çocuklar yalnızca kendilerine söylenenleri değil, gördüklerini öğrenirler.
Kaynakça
Bandura, A., Ross, D., & Ross, S. A. (1961). Transmission of aggression through imitation of aggressive models. Journal of Abnormal and Social Psychology, 63(3), 575–582. https://doi.org/10.1037/h0045925
Bandura, A. (1965). Influence of models’ reinforcement contingencies on the acquisition of imitative responses. Journal of Personality and Social Psychology, 1(6), 589–595. https://doi.org/10.1037/h0022070
Bandura, A. (1977). Social learning theory. Prentice-Hall.


