Cuma, Mayıs 8, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Aşkın Algoritması: Sosyal Medyada Başlayan ve Yine Orada Biten İlişkiler

Bir zamanlar ilişkiler “tesadüflerle” başlardı; bir bakış, bir arkadaş ortamı, belki bir karşılaşma… Bugün ise çoğu ilişki bir “takip et” butonuyla başlıyor. Sosyal medya, ilişkilerin başlangıcını kolaylaştırdığı kadar bitişini de görünür ve karmaşık hâle getiriyor. Üstelik bu süreç sadece iki kişi arasında yaşanmıyor; algoritmalar, beğeniler, hikâyeler ve sessiz izleyiciler de bu dinamiğin bir parçası hâline geliyor.

Dijital Yakınlık: Hızlı Bağ Kurma, Hızlı Anlam Yükleme

Sosyal medyada başlayan ilişkilerde kişiler birbirlerinin hayatına hızlı bir giriş yapar. Profil fotoğrafları, paylaşımlar, hikâyeler… Bunlar bir anlamda “hızlandırılmış kimlik sunumlarıdır.”

Karşı tarafı tanımadan önce onun dijital izlerini görürüz ve zihnimizde bir bütün oluştururuz. Bu durum özellikle şema terapi perspektifinden bakıldığında, bireyin erken dönem ihtiyaçlarına temas eden güçlü bir alan yaratır.

Örneğin onaylanma ihtiyacı yüksek olan biri, aldığı beğenilerle kendini değerli hissedebilir. Terk edilme şeması olan biri ise mesajlara geç cevap verilmesini bile yoğun bir kaygı kaynağı olarak yaşayabilir.

Böylece ilişki, henüz gerçek hayatta derinleşmeden zihinsel ve duygusal olarak yoğunlaşır.

İlişkinin Sahnesi: Her Şey Göz Önünde

Sosyal medyada ilişkiler sadece yaşanmaz, aynı zamanda sergilenir. Birlikte çekilen fotoğraflar, story’ler, etiketlemeler… İlişki, özel bir bağ olmaktan çıkıp yarı kamusal bir performansa dönüşür.

Bu durum ilişkiye hem bir güç hem de bir kırılganlık katar.

Çünkü artık ilişki sadece iki kişi arasında değildir. Bir paylaşımın silinmesi, bir fotoğrafın kaldırılması ya da etiketin kaldırılması ilişkinin durumuna dair güçlü mesajlar içerir. Bu görünürlük, çiftler arasında dolaylı iletişim yollarını da artırır.

Bazen söylenmeyenler, paylaşılanlar üzerinden anlatılır.

Sessiz Ayrılıklar ve Dijital Kırılmalar

Sosyal medyada başlayan ilişkiler çoğu zaman yine orada son bulur. Ancak bu bitişler her zaman açık ve net değildir.

“Ghosting” olarak bilinen, aniden iletişimi kesme durumu dijital ilişkilerde oldukça yaygındır. Bir gün düzenli konuşulan biri, ertesi gün ortadan kaybolabilir.

Bunun yanında “soft ending” dediğimiz daha belirsiz bitişler de vardır: Mesajlara geç cevap verme, ilgiyi azaltma, hikâyelere bakıp yazmama…

Bu davranışlar özellikle belirsizliğe tahammülü düşük olan bireylerde yoğun kaygı yaratır. Kişi, “Acaba ne oldu?” sorusuyla zihinsel olarak meşgul olur.

Engelleme: Sınır mı, Savunma mı?

İlişkilerin sosyal medyada bitişinde en çarpıcı davranışlardan biri engellemedir. Birini engellemek, dijital dünyada güçlü bir sınır koyma biçimidir. Ancak bu davranışın altında farklı psikolojik dinamikler olabilir.

Bazı kişiler için engelleme, duygusal olarak korunma ihtiyacından doğar. Karşı tarafın paylaşımlarını görmek acıyı artırdığı için kişi kendini korumaya çalışır. Bu, sağlıklı bir sınır koyma biçimi olabilir.

Ancak bazı durumlarda engelleme, öfkenin ve cezalandırma arzusunun bir ifadesi hâline gelir.

Şema terapi açısından bakıldığında bu davranışlar çoğu zaman başa çıkma modlarıyla ilişkilidir. Örneğin “kopuk korungan mod” devreye girerek kişiyi duygusal olarak izole edebilir. Ya da “öfke modları” aktifleşerek ani ve keskin tepkilere yol açabilir.

Stalklama: Görünmeden Bağda Kalma

İlişki bittikten sonra sosyal medyada en sık görülen davranışlardan biri de “stalklama”dır. Kişi karşı tarafın profilini gizlice takip eder, hikâyelerine bakar ve yeni paylaşımlarını inceler.

Bu davranış aslında bağın tamamen kopmadığını gösterir.

Stalklama çoğu zaman bir tür duygusal regülasyon çabasıdır. Kişi, karşı tarafın ne yaptığını bilerek kontrol hissini artırmaya çalışır. Ancak bu durum iyileşme sürecini zorlaştırır. Çünkü her yeni bilgi, eski duyguları yeniden tetikleyebilir.

Özellikle terk edilme ya da değersizlik şeması olan bireylerde bu davranış daha yoğun görülebilir. Kişi, “Yerime biri geldi mi?” ya da “Bensiz mutlu mu?” gibi sorularla zihinsel olarak meşgul olur.

Bu da duygusal iyileşmeyi geciktirir.

Dijital Yas: Görünür Ama Yalnız

İlişkiler sosyal medyada başladığında, bitişleri de orada yaşanır. Ancak bu yas süreci çoğu zaman yalnızdır.

Çünkü dışarıdan bakıldığında her şey “normal” görünür. Kişi hâlâ aktif olabilir, paylaşımlar yapabilir, gülümseyen fotoğraflar koyabilir. Ama içsel dünyada yoğun bir kayıp hissi yaşanır.

Bu noktada sosyal medya bir yandan dikkat dağıtıcı bir araç olurken, diğer yandan iyileşmeyi zorlaştıran bir alan hâline gelir. Sürekli maruz kalma, karşılaştırma ve tetiklenme duygusal süreci uzatabilir.

Sağlıklı Kapanış Mümkün mü?

Sosyal medya çağında ilişkilerin sağlıklı bir şekilde sonlanması zor ama imkânsız değildir. Bunun için bazı temel noktalar önemlidir:

  • Netlik: Belirsiz bitişler yerine açık iletişim, duygusal yükü azaltır.
  • Sınır Koyma: Gerekirse sosyal medya mesafesi koymak iyileşmeyi destekler.
  • Farkındalık: Kendi şemalarını ve tetiklenmelerini anlamak davranışları daha bilinçli hâle getirir.
  • Duygusal Temas: Acıyı bastırmak yerine hissetmek sürecin doğal bir parçasıdır.

Sonuç: Algoritmanın Ötesinde Bir Bağ

Sosyal medya ilişkileri başlatan ve bitiren güçlü bir araç olabilir. Ancak gerçek bağ hâlâ iki insan arasında kurulur. Dijital etkileşimler, bu bağın yalnızca bir yansımasıdır.

Belki de asıl soru şudur:

Biz ilişkilerimizi algoritmaların hızında mı yaşıyoruz, yoksa kendi duygusal ritmimizde mi?

Bu soruya verilecek yanıt, yalnızca ilişkilerimizin değil; aynı zamanda kendimizle kurduğumuz bağın da kalitesini belirler.

Hasan Arslan
Hasan Arslan
23 Mayıs 1983 tarihinde Antakya da doğdu. İlk, orta ve Lise eğitimini Antakya da tamamladı. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümünde 2007 yılında Lisans, Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Klinik Psikoloji Bilim Dalı’ndan 2010 yılında “Ebeveyn Kabul Reddinin Mizaç ve Karakter Özelliklerine Etkisi” başlıklı yüksek lisans tezi ile master derecesi almıştır. 2009-2012 yılları arasında “Erzincan Devlet Hastanesi”, 2010-2011 yılları arasında askerlik hizmeti kapsamında “Ankara Etimesgut Zırhlı Birlikler Okulu ve Eğitim Tümen Komutanlığı”nda,2007-2009 yılları arasında yarı zamanlı ve 2012-2016 yılları arasında tam zamanlı olarak “Ege Üniversitesi Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Şube Müdürlüğü’nde, 2016-2019 yılları arasında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Klinik Nöropsikoloji Birimi’nde ve 2019-2020 arasında İzmir Özel Kent Hastanesi ve Kent Onkoloji Merkezinde Uzman Klinik Psikolog olarak görev yapmıştır. 2020-2022 yılları arasında İzmir de çeşitli merkezlerde çalışmıştır. Eylül 2022 den bu yana kendine ait İzmir de bulunan merkezde danışanlarını görmektedir. Bireysel ve çift terapisinin yanısıra Nöropsikolojik Değerlendirme de yapmaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar