Salı, Mayıs 5, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Sınıflara Sızan Şiddet: Kahramanmaraş ve Şanlıurfa Olayları Üzerine Psikolojik Bir Bakış

Giriş

Son dönemde Kahramanmaraş ve Şanlıurfa merkezli haberlerde dikkat çeken ortak bir tablo var: Çocuk yaşta bireylerin karıştığı silahlı saldırılar ve ölümle sonuçlanan şiddet olayları. Bu olayların bir kısmı okul çevresinde, bir kısmı mahalle aralarında, bir kısmı ise akran çatışmaları sürecinin kontrolden çıkmasıyla gerçekleşiyor. Bu olayları sadece “gençlik hatası” ya da “anlık öfke” gibi ifadelerle açıklamak mümkün değildir. Ortada açık bir şekilde ölümcül şiddet vardır ve bu şiddetin faili çocuk da olsa sonuç değişmez. Bu noktada kritik soru şudur: Bu çocuklar bu noktaya nasıl geliyor?

1. Aile: Şiddetin İlk Öğrenildiği Yer

Çocuk, dünyayı ilk olarak ailesi üzerinden tanır. Çalışmalar, aile içi iletişim bozukluğu, ihmal ve şiddetin çocuk suçluluğu üzerindeki belirleyici etkisini açıkça ortaya koymaktadır (Çabuk, 2022). Eğer bir çocuk sorunların bağırarak veya vurarak çözüldüğünü görüyorsa, gücün şiddetle kurulduğuna tanık oluyorsa, duygularını ifade etmeyi değil bastırmayı öğreniyorsa bu çocuk için şiddet sıradan bir davranış haline gelir. Burada önemli bir nokta var: Bu durum çocuğu “masum” yapmaz. Aksine, onu tehlikeli hale getirir. Çünkü artık şiddeti bir seçenek olarak değil, bir araç olarak görmektedir.

2. Silahın Normalleşmesi: En Tehlikeli Eşik

Maraş ve Urfa’daki olaylarda en dikkat çekici unsur, çocukların silaha erişimidir. Bir çocuğun eline ateşli silah geçmesi, bireysel bir tesadüf değil; sistemsel bir ihmalin sonucudur. Araştırmalar, suç davranışı gösteren çocukların önemli bir kısmının evde ya da yakın çevrede riskli unsurlara maruz kaldığını ortaya koymaktadır (Öngören & Katılmış, 2021). Silah, bu çocukların zihninde: güç, kontrol olarak kodlanmaktadır. Bu noktada gerçek oldukça nettir. Bir çocuk, silahı çözüm olarak görmeye başladıysa, orada sadece bireysel değil, kültürel ve ailesel bir problem vardır.

3. Akran Kültürü ve “Güç” Algısı

Ergenlik döneminde çocuk için en kritik meselelerden biri “saygı görmek”tir. Özellikle dezavantajlı bölgelerde bu saygı, çoğu zaman yanlış yollarla tanımlanır. Bu noktada bireysel karar değil, grup normları belirleyici olur. Çocuk, şiddet uygulamazsa “zayıf” olarak etiketleneceğini düşünür. Bu algı, onu daha sert ve kontrolsüz davranışlara iter (Öngören & Katılmış, 2021). Sosyal denetim mekanizmalarının zayıfladığı bu alanlarda, güç gösterisi bir hayatta kalma stratejisine dönüşmektedir.

4. Empati Çöküşü: En Kritik Kırılma Noktası

Maraş ve Urfa’daki bazı olaylarda dikkat çeken unsur, eylemlerin soğukkanlılığıdır. Bu durum, psikolojik açıdan ciddi bir empati eksikliğine işaret eder. Empati gelişimi sağlıklı tamamlanmamış bir çocuk:

  • Karşısındaki kişinin acısını kavrayamaz

  • Eylemin sonuçlarını içselleştiremez

  • Ölümü soyut bir kavram olarak algılar

Bu da şiddetin önündeki en büyük psikolojik bariyer mekanizmasının ortadan kalkması anlamına gelir. Çalışmalarda da vurgulandığı üzere, erken yaşta travmaya maruz kalan ve duygusal ihmal yaşayan çocuklarda empati gelişimi ciddi şekilde sekteye uğramaktadır (Çabuk, 2022).

5. Öfke, Travma ve Kontrol Kaybı

Bu çocukların önemli bir kısmı, yoğun bastırılmış öfke taşır. Bu öfke çoğu zaman aile içi çatışmalardan, değersizlik hissinden, sürekli baskı altında olmaktan kaynaklanır. Ancak kritik nokta şudur: Her öfkeli çocuk suç işlemez. Fakat öfke – silah – denetimsizlik birleştiğinde sonuç ölümcül olabilir. Bu nedenle mesele sadece “öfkeli olmak” değil, o öfkenin nasıl yönetildiğidir (Çabuk, 2022).

6. Medya ve Şiddetin Sıradanlaşması

Günümüzde çocuklar, şiddet içeriklerine çok erken yaşta maruz kalmaktadır. Bu içerikler zamanla şu etkiyi yaratır:

  • Şiddet normalleşir

  • Sonuçlar önemsizleşir

  • Gerçeklik algısı bozulur

Bir süre sonra çocuk için şiddet, “uç bir davranış” değil, sıradan bir tepki haline gelebilir.

Sonuç

Kahramanmaraş ve Şanlıurfa merkezli bu olaylar, açık bir gerçeği ortaya koymaktadır. Bir insanın yaşam hakkını elinden almak, failin yaşı ne olursa olsun kabul edilemez bir şiddettir. Bu netlik korunmadığı sürece, yapılacak her analiz yanlış bir zemine oturur. Gerçek çözüm şunları gerektirir:

  • Ailelerin bilinçlendirilmesi ve denetlenmesi

  • Silaha erişimin ciddi şekilde kontrol altına alınması

  • Okullarda psikolojik destek sistemlerinin güçlendirilmesi

  • Risk altındaki çocukların erken tespiti

  • Şiddeti normalleştiren kültürel kodların sorgulanması

  • Kanun ve cezaların yeniden şekillenmesi

Aksi halde, bugün konuştuğumuz bu olaylar yarın daha ağır şekilde karşımıza çıkar ve her seferinde aynı cümleyi kurarız: “Nasıl oldu?”

Kaynakça

Çabuk, G. (2022). ÇOCUK SUÇLULUĞU BAĞLAMINDA ÇOCUĞU SUÇA İTEN NEDENLER. Sosyal Politika ve Sosyal Hizmet Çalışmaları Dergisi, 3(1), 129-142. https://izlik.org/JA24FG52DP

Öngören, H., & Katılmış, A. (2021). Çocukları Suça İten Nedenler ve Alınması Gereken Önlemler: İstanbul Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şube Müdürlüğü Görevlilerinin Görüş ve Değerlendirmeleri. Çocuk ve Medeniyet, 6(11), 83-108. https://izlik.org/JA35NK85AA

Melike Salman
Melike Salman
Melike Salman, Kahramanmaraş doğumludur. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Psikoloji Bölümü 4.sınıf öğrencisidir. Eğitim hayatında devlet hastanesi ve özel kliniklerde staj yapmıştır. Gelişim psikolojisi, psikolojik testler, oyun terapisi, bilişsel psikoloji, çift ve evlilik terapisi, aile terapisi gibi derslerini başarıyla tamamlamıştır. Uzmanlaşmak istediği alan genel olarak çocuk psikoloji üzerine olup oyun terapisi, çocuk ve ergen bilişsel davranışçı terapi, kısa süreli çözüm odaklı terapi gibi eğitimler almıştır ve almaya devam etmektedir. Psikoloji alanında kendini geliştirmeye devam etmekte ve başarılı bir psikolog olarak meslek hayatında başta çocukların olmak üzere bireylerin ruh sağlığını güçlendirmek istemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar