“Aşk, sende olmayan bir şeyi, onu senden istemeyen birine vermeye çalışmaktır.” — Jacques Lacan
Giriş
Aşk çoğu zaman bir tamamlanma vaadi olarak anlatılır. Oysa Jacques Lacan’a göre aşk, bir eksikliğin dolaşıma girmesidir: özne, kendinde olmayanı, onu talep etmeyen birine yöneltir (Lacan, 1998). Bu tanım, romantik anlatıların merkezine bir çatlak yerleştirir. Bize Bir Şey Olmaz dizisinde Lal ve Aktan’ın ilişkisi tam da bu çatlakta şekillenir. Akademik başarısı, düzenli yaşamı ve kontrol ihtiyacıyla Simgesel Düzen’in temsilcisi olan Lal’in, düğün günü bu düzeni terk ederek Aktan’ın kaotik dünyasına yönelmesi, yalnızca bir tercih değil; öznenin kendi “eksikliği” ile karşılaşmasıdır. Bu makale, Lal’in bileğinden düşüp Aktan’ın bileğine geçen kırmızı ip metaforu üzerinden, bu karşılaşmanın psikodinamik ve tipolojik izlerini sürmektedir.
Kırmızı İp: Eksikliğin Dolaşımı
Lal’in bileğinden koparak Aktan’a geçen kırmızı ip, anlatının merkezinde yer alan güçlü bir semboldür. Mitolojik olarak kader ve bağ anlamı taşıyan bu nesne, dizide farklı bir işleve bürünür: bağ kopmaz, yalnızca el değiştirir. Bu durum, ilişkinin özgürleştirici değil, döngüsel ve bağımlılık üreten bir yapıya sahip olduğunu ima eder.
Psikanalitik açıdan bu aktarım, Lacancı “eksik” kavramının somutlaşmasıdır (Evans, 1996). Lal’in ipi kaybetmesi, simgesel düzenindeki çatlağı; Aktan’ın onu sahiplenmesi ise bu eksikliği kendi narsisistik bütünlüğünü desteklemek için kullanmasını temsil eder. Böylece kırmızı ip, romantik bir bağlılıktan çok, taraflar arasında dolaşan jouissance’ın bir göstergesine dönüşür (Lacan, 1998).
Lal: Düzenin Çöküşü (Istj/Estj)
Lal, tipolojik olarak ISTJ/ESTJ ekseninde değerlendirilebilecek bir karakterdir. Baskın işlevi olan içedönük algılama (Si), onu düzen, süreklilik ve güvenlik arayışına yöneltir (Myers & Myers, 1995). Nişanlısı ve planlı hayatı, onun “doğru” olanı temsil eden simgesel çerçevesidir.
Ancak Aktan ile karşılaşma, Lal’in bastırılmış dışadönük sezgi (Ne) işlevini tetikler. Bu işlev, ona alternatif olasılıkların cazibesini sunar: daha düzensiz ama daha yoğun bir yaşam ihtimali. Bu noktada Lal’in yaşadığı dönüşüm, bir özgürleşmeden çok bir “Grip” durumudur. Yoğun stres altında bireyin alt işlevlerine savrulması olarak tanımlanan bu durumda Lal, kendi doğasına zıt şekilde kıskanç, kontrolsüz ve duygusal olarak dalgalı bir yapıya evrilir (Quenk, 2002). Böylece düzenli kimliği çözülür ve yerini gölge kişilik alır (Jung, 1971).
Aktan: Haz ve Kaçış (Estp)
Aktan ise belirgin biçimde bir ESTP profilidir. Baskın dışadönük algılama (Se) işlevi, onu anlık deneyimlere, risk almaya ve yoğun uyarana yönlendirir (Myers & Myers, 1995). Uzun vadeli planlama ve bağlanma (Ni) ise zayıf kalır. Bu durum, onun “Bize bir şey olmaz” söyleminde somutlaşan bir omnipotans fantezisi yaratır.
Aktan için Lal, yalnızca bir partner değil; ulaşılması zor bir hedeftir. Onu kendi dünyasına çekmek, narsisistik yapısını besler (Kernberg, 2015). Ancak ilişki derinleştikçe, Aktan’ın özgürlük ihtiyacı ile Lal’in bağlılık talebi arasındaki gerilim belirginleşir. Bu gerilim, ilişkinin sürdürülebilirliğini zayıflatan temel çatışmayı oluşturur.
İlişki Dinamiği: Narsisizm ve Bağımlılığın Kesişimi
Lal ve Aktan arasındaki ilişki, psikodinamik açıdan narsisistik ve bağımlı örüntülerin kesişiminde konumlanır. Aktan, narsisistik savunmalarla kırılgan benliğini korurken; Lal, “kurtarıcı” rolü üzerinden ilişkiye anlam yükler (Kernberg, 2015).
Bu bağlamda ilişki, bir “yansıtmalı özdeşim” süreci olarak işler (Evans, 1996). Lal, kendi bastırılmış dürtüselliğini Aktan’a yansıtırken; Aktan, Lal’in hayranlığı üzerinden kendini yeniden kurar. Ancak bu karşılıklı süreç, bütünleşme değil, bağımlı bir döngü üretir. Lal kontrol etmeye çalıştıkça çözülür; Aktan kaçtıkça merkezde kalır.
Sonuç
Lal ve Aktan ilişkisi, aşkın tamamlayıcı değil, eksikliği yeniden üreten bir yapı olabileceğini gösterir. Lal’in simgesel düzeni, Aktan’ın kaotik varlığıyla çözülürken; Aktan, Lal’in düzeni sayesinde narsisistik olarak beslenir. Ancak bu karşılıklı etkileşim, sağlıklı bir bütünleşme yaratmaz.
Sonuç olarak bu ilişki, iki öznenin buluşmasından çok, iki eksikliğin birbirini maskeleme çabasıdır. Lal’in hikâyesi, bir başkasına yönelmenin değil; kendi bütünlüğünden uzaklaşmanın hikâyesi olarak okunabilir.
Kaynakça
American Psychological Association. (2020). Publication manual of the American Psychological Association (7th ed.).
Bulut, P. (2024). Bize bir şey olmaz [TV dizisi]. Disney+.
Evans, D. (1996). An introductory dictionary of Lacanian psychoanalysis. Routledge.
Fromm, E. (2019). Sevme sanatı.
Jung, C. G. (1971). Psychological types.
Kernberg, O. F. (2015). Aşk ilişkileri: Normallik ve patoloji.
Lacan, J. (1998). The seminar of Jacques Lacan.
Myers, I. B., & Myers, P. B. (1995). Gifts differing.
Quenk, N. L. (2002). Was that really me?


