Pazar, Nisan 26, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

“Yarın Başlarım”: Erteleme Davranışının Psikolojisi

Giriş

Günlük hayatta pek çok kişi yapılması gereken bir işi ertelediğini fark eder. “Yarın başlarım”, “Şimdi zamanı değil” ya da “Daha hazır hissetmiyorum” gibi ifadeler, çoğu zaman basit bir zaman yönetimi sorunu gibi görünse de, erteleme davranışı aslında daha derin psikolojik süreçlerle ilişkilidir.

Erteleme (prokrastinasyon), bireyin yapması gereken bir görevi bilinçli olarak geciktirmesi ve bu geciktirme sonucunda olumsuz sonuçlar doğacağını bilmesine rağmen davranışı sürdürmesi olarak tanımlanır. Bu yönüyle erteleme, yalnızca bir alışkanlık değil; aynı zamanda bireyin içsel dünyasıyla kurduğu ilişkinin bir yansımasıdır. Özellikle modern yaşamın hız, performans ve başarı odaklı yapısı, bireylerin üzerindeki baskıyı artırmakta ve erteleme davranışını daha görünür hale getirmektedir.

Erteleme Neden Olur?

Erteleme davranışının temelinde çoğu zaman “isteksizlik” değil, zorlayıcı duygularla başa çıkma güçlüğü yer alır. Birey, yapması gereken görevle ilişkilendirdiği kaygı, başarısızlık korkusu, yetersizlik hissi ya da sıkılma duygusundan kaçınmak için işi erteler.

Örneğin, önemli bir projeye başlamamak çoğu zaman tembellikten değil, “yeterince iyi yapamam” düşüncesinden kaynaklanır. Bu düşünceye eşlik eden kaygı, bireyi eyleme geçmekten alıkoyar. Bu noktada erteleme, kısa vadede rahatlama sağlarken uzun vadede suçluluk, stres ve özgüven kaybına yol açar.

Ayrıca karar verme güçlüğü, belirsizlik toleransının düşük olması ve hedeflerin net olmaması da erteleme davranışını artıran önemli faktörler arasındadır. Birey ne yapacağını tam olarak bilmediğinde ya da nereden başlayacağını kestiremediğinde, eylemi geciktirme eğilimi gösterir.

Erteleme Bir Duygu Düzenleme Stratejisi Midir?

Psikolojik araştırmalar, ertelemenin aslında bir tür duygusal kaçınma ve kısa vadeli duygu düzenleme stratejisi olduğunu göstermektedir. Birey, rahatsız edici duygularla yüzleşmek yerine o duyguyu tetikleyen görevden uzaklaşır.

Bu süreçte kişi, geçici olarak rahatlama yaşar. Ancak bu rahatlama sürdürülebilir değildir. Ertelenen iş zihinde “tamamlanmamış görev” olarak varlığını sürdürür ve zihinsel yük oluşturur. Zaman geçtikçe bu yük artar ve stres seviyesi yükselir.

Bu durum şu döngüyü ortaya çıkarır:

Kaygı → Erteleme → Geçici rahatlama → Suçluluk → Artan stres → Daha fazla erteleme

Bu döngü, özellikle uzun vadede bireyin özsaygısını zedeleyebilir ve kendilik algısında “yetersizlik” inancını güçlendirebilir.

Mükemmeliyetçilik ve Erteleme

Erteleme davranışı çoğu zaman mükemmeliyetçilik ile yakından ilişkilidir. “Ya mükemmel yaparım ya hiç yapmam” düşüncesi, bireyin başlamasını zorlaştırır.

Mükemmeliyetçi bireyler:

  • Hata yapmaktan yoğun şekilde kaçınır

  • Kendilerine gerçekçi olmayan yüksek standartlar koyar

  • Başlamadan önce “tam hazır olma” ihtiyacı hisseder

Bu durum, eyleme geçmeyi zorlaştırarak erteleme davranışını pekiştirir. Çünkü mükemmeliyetçi birey için başlamak, aynı zamanda değerlendirilmek ve hata yapma riskiyle yüzleşmek anlamına gelir.

Dolayısıyla erteleme, bu noktada bir “koruyucu mekanizma” gibi çalışır. Birey başlamayarak başarısızlık ihtimalini de ertelemiş olur.

Zaman Yönetimi Sorunu mu, Kendilik Algısı mı?

Erteleme çoğu zaman, zaman yönetimi eksikliği olarak görülse de, araştırmalar bunun benlik algısı, öz yeterlik ve öz düzenleme becerileri ile yakından ilişkili olduğunu göstermektedir.

Kendine güveni düşük olan bireyler:

  • Görevleri olduğundan daha zor algılar

  • Başarısızlık ihtimaline daha fazla odaklanır

  • Kendi performansını küçümser

  • Kaçınma davranışına daha yatkın olur

Bu nedenle erteleme, yalnızca planlama becerileriyle değil; bireyin kendine dair inançlarıyla da doğrudan bağlantılıdır. Kişinin “yapabilirim” algısı güçlendikçe erteleme davranışı azalma eğilimi gösterir.

Dijital Çağ ve Erteleme

Günümüzde erteleme davranışını artıran önemli faktörlerden biri de dijital dikkat dağıtıcılardır. Sosyal medya, kısa video içerikleri ve sürekli bildirimler, bireyin dikkatini kolayca bölerek anlık hazza yönelmesini kolaylaştırır.

Bu durum, beynin ödül sistemini kısa vadeli hazlara duyarlı hale getirir. Uzun vadeli çaba gerektiren görevler ise daha zorlayıcı ve itici görünmeye başlar. Böylece birey, yapılması gereken işi erteleyerek daha hızlı ödül sağlayan aktivitelere yönelir.

Erteleme İle Başa Çıkma Yolları

  1. Duyguyu fark edin: “Bu işi neden erteliyorum?” sorusu, ertelemenin altında yatan duyguyu fark etmek için kritik önemdedir.

  2. Küçük adımlarla başlayın: “5 dakika kuralı” gibi teknikler, eyleme geçişi kolaylaştırır. Başlamak çoğu zaman motivasyonu beraberinde getirir.

  3. Mükemmeliyetçilikten uzaklaşın: “Yeterince iyi” yaklaşımı, hareket etmeyi mümkün kılar.

  4. Zamanı değil enerjiyi yönetin: Zihinsel olarak en verimli olduğunuz zaman dilimlerini belirlemek, performansı artırır.

  5. Kendinize karşı şefkatli olun: Kendini suçlamak yerine anlayış geliştirmek, erteleme döngüsünü kırmada daha etkilidir.

Sonuç

Erteleme davranışı, basit bir alışkanlık ya da irade eksikliği değildir. Çoğu zaman bireyin zorlayıcı duygularla başa çıkma biçimini yansıtan karmaşık bir psikolojik süreçtir. Bu nedenle ertelemeyi ortadan kaldırmanın yolu, yalnızca daha iyi plan yapmak değil; aynı zamanda kişinin kendi iç dünyasını anlamasından geçer.

Bazen mesele tembellik değil, başlamaktan korkmaktır. Ve çoğu zaman en zor adım, sadece ilk adımdır. Ancak o ilk adım atıldığında, ertelemenin yarattığı yük de yavaş yavaş hafiflemeye başlar.

Kaynakça

Uzun Özer, B. (2009). Akademik erteleme davranışı: Yaygınlığı, nedenleri ve akademik başarı ile ilişkisi. Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 36, 296–307.

Balkıs, M., & Duru, E. (2009). Akademik erteleme eğilimi, akademik başarı ve benlik saygısı arasındaki ilişkiler. Eğitim ve Bilim, 34(152), 18–30.

Balkıs, M. (2013). Akademik erteleme davranışı ve psikolojik değişkenlerle ilişkisi. Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 33, 87–98.

Çakıcı, D. (2003). Lise ve üniversite öğrencilerinde genel erteleme ve akademik erteleme davranışının incelenmesi (Yüksek lisans tezi). Ankara Üniversitesi.

Akbay, S. E., & Gizir, C. A. (2010). Akademik erteleme davranışı ve psikolojik iyi oluş. Mersin Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 6(2), 60–74.

Demir, A., & Ferrari, J. R. (2009). Akademik erteleme: Kişilik özellikleri ve bilişsel süreçlerle ilişkisi. Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi, 4(31), 1–12.

Rukiye Küçükkaya
Rukiye Küçükkaya
Rukiye KÜÇÜKKAYA, çocuk ve ergen psikolojisi alanında uzmanlaşmış bir psikolog, yazar ve eğitmendir. Mesleki bilgi birikimini, bireylerin psikolojik iyi oluşuna katkı sunacak içeriklerle birleştirerek, farklı yaş gruplarına yönelik çalışmalar yürütmektedir. Yazarlık kariyerine, çocukların duygusal farkındalığını artırmayı hedefleyen Derinliklerde Balıkgiller adlı eseriyle başlamıştır. Bu çalışma, çocukların duygularını tanıma, anlama ve ifade etme becerilerini desteklemeyi amaçlamaktadır. Ebeveynlere ve yetişkin bireylere yönelik psikolojik içerikler üretmekte; podcast yayınları, seminer çalışmaları ve yazılı materyaller aracılığıyla geniş bir kitleye ulaşmaktadır. Tüm çalışmalarında psikoloji bilgisini bilimsel temellere dayalı, sade ve erişilebilir bir dille aktarmayı ilke edinmiştir. Özellikle çocuklarla kurulan sağlıklı ilişkilerin gelişimsel süreçteki önemine dikkat çekmektedir. Bu ilkeler doğrultusunda, İstanbul’da özel bir kurumda terapist olarak mesleki çalışmalarını sürdürmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar