Pazar, Nisan 26, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Ayrılıklar Sevdaya Kızgınlıklar Özşefkate Dahildir

İnsan zihni, kendisine yönelttiği eleştirilerde şaşırtıcı derecede hızlı olabilmektedir. Hataları fark etmek, eksikleri büyütmek, yetersizlikleri görmek neredeyse otomatik bir süreç gibi işler. Ancak iş, kişinin kendisine daha yumuşak, daha anlayışlı ve kabul edici bir yerden bakmasına geldiğinde aynı kolaylık görülmez. Pek çok insan, kendisine şefkat göstermekte, kendi değerini fark etmekte ve kendisine nazik davranmakta zorlanabilir. Sanki zihnimiz, olumsuzu yakalamaya daha yatkınken, olumluya karşı daha mesafelidir.

Bu durum yalnızca bir bakış açısı meselesi değildir. Çoğu zaman kökleri, erken dönem yaşantılara uzanır. Hepimizin bebeklikten itibaren bazı temel duygusal gereksinimleri vardır: güvenli bağlanma, duygularının görülmesi ve anlaşılması, özerklik, gerçekçi sınırlar, kendiliğindenlik ve oyun. Bu gereksinimler yeterince karşılanmadığında, çocuk dünyayı ve kendisini anlamlandırmak için bazı temel inançlar geliştirir. “Yetersizim”, “sevilmeye layık değilim”, “hata yaparsam reddedilirim” gibi inançlar zamanla yerleşir ve kişinin iç dünyasının temelini oluşturur.

Bu inançlar yalnızca düşünce düzeyinde kalmaz; duygularla ve davranışlarla bir etkileşim içindedir ve böylece bir yaşam örüntüsüne dönüşür. Kişi, farkında olmadan bu inançları doğrulayan durumlara yönelir. Tanıdık olan, her ne kadar acı verici olsa da, bilinmeyene göre daha güvenli ve yönetilebilir hissedilir. Bu nedenle bireyler, çoğu zaman yeni ve sağlıklı olanı denemek yerine, eski ve tanıdık olanın içinde kalmayı tercih eder. Bir anlamda, geçmişte yaşananları bugünün içinde tekrar ederek bu kez farklı bir sonuç elde etmeye çalışırlar. Eskiyi yeni zamanda düzeltme çabası, çoğu zaman aynı döngünün sürmesine neden olur.

Özşefkat Bu Tablonun Neresinde?

Tam da bu noktada özşefkat kavramı devreye girer. Terapötik süreçlerden beklenti danışanların kendilerine daha anlayışlı yaklaşmaları, içsel eleştiriyi fark etmeleri ve daha şefkatli bir iç ses geliştirmeleri olabilmektedir. Özşefkat durumunun artırılması çabası olan seanslarda bu çaba psikoeğitimlerle desteklenebilmektedir; öz şefkatin danışan için ne ifade ettiği keşfedilir, nasıl uygulanabileceği düşünülür ve terapist danışana bazı davranışsal adımlar önerebilir.

Neden Uygulaması Bu Denli Zor Olabiliyor?

Ancak uygulamada, danışanların bu noktada belirgin şekilde zorlandıkları görülebilmektedir. Çünkü kişi, yıllardır kendisini eleştiren, yargılayan ve eksik bulan bir iç ses ile yaşamıştır. Bu ses zamanla içselleşmiş, hatta “doğal” kabul edilmeye başlanmıştır. Dolayısıyla bir anda bu sesi değiştirmek, yerine daha şefkatli bir yaklaşım koymak sanıldığı kadar kolay değildir.

Hatta çoğu zaman kişi, öz şefkat göstermeye çalışırken bunu başaramadığını düşündüğünde kendisine daha da sert davranır, öfkelenebilir ve kendisine alışageldiği şekilde eleştirel bir iç sesle yaklaşabilir. “Bunu bile yapamıyorum!” düşüncesiyle yeni bir kısır döngü oluşur. Böylece özşefkat, iyileştirici bir alan olmaktan çıkıp, kişinin kendisini yeniden yargıladığı bir alana dönüşebilir. Bu beklenmedik değildir öyle ki içinde olduğu sürecin bir parçası olabilir.

Okula ilk başladığımızda nasıl ki harflere yabancıysak ve hatta ilk aşamada yazı yazmak veya okumayı öğrenmekten önce defterimize sayfalarca dik ve eğik çizgiler çizdiysek, özşefkati hayatımızın bir parçası haline getirebilmek adına da kendimize bunu sağlamak için sahip olmamız gereken vakti; eğri büğrü çizgilerle donattığımız boş sayfaları vermemiz gerekmektedir.

Özşefkati Hayatımızın Bir Parçası Haline Getirmek

Öz şefkat, dışarıdan bakıldığında basit bir öneri gibi görülebilir. Sosyal medyada gördüğümüz bir videodan etkilenip “Tamam, artık bunu yapacağım. Kendime daha az öfkeleneceğim, omzumu sıvazlayacağım, benim hatam demekten vazgeçeceğim.” demek ve bunu yapmayı denemek olağandır. Ancak unutmamak gerekir ki tüm bunları yapmayı çok istesek bile sonunda yapamamış olmak da bir bu kadar olağandır. Üstelik bu örnekte olduğu gibi yalnızken, profesyonel bir destek almıyorken ve çevresel şartlar uygun değilken kendimizden bunu beklemek ise işlerin daha da güçleşmesine ortam hazırlayabilmektedir.

Önemli olan, yalnızca ne yapılması gerektiğinden ziyade neden yapılamadığını anlamaktır. Geçmiş yaşantıların, karşılanmamış gereksinimlerin ve yerleşmiş inançların fark edilmesi gerekmektedir. Defterimizin ilk sayfalarına kadar dönüp en başından incelemek; bunu bugünkü yaşımızla ve bugünkü gözlerimizle daha bilinçli bir şekilde yapmak başlangıçtan sonuca kadar her anımız için bir gerekliliktir. Kişinin içinde bulunduğu durumu anlamlandırması, duygularını sindirmesi ve bu katmanları fark etmesi, değişim için gerekli zemini oluşturmaktadır. Bu aşamada ve bu aşamaya gelene değin, psikoeğitimler, imajinasyon çalışmaları, davranışçı görevler, düşünce analizleri gibi terapide kullanılan pek çok yöntem ve teknik bu sürecin oldukça önemli ve destekleyici birer parçası olmaktadır.

Görüyoruz ki çok sık kullanılması ve kolayca dillendirilmesinin aksine öz şefkatin uygulanmasının zor olması bir eksiklik değil, oldukça anlaşılır bir durumdur. Çünkü bu, yalnızca bir davranış değişikliği değil; geçmişten bugüne taşınan inançlarla, duygusal ihtiyaçlarla ve öğrenilmiş kalıplarla temas etmeyi gerektiren derin bir terapötik süreç olarak karşımıza çıkar. Söylemesi kolaydır, yapılabileceğini düşünmek kolaydır. Ancak uygulamak, kişinin kendi iç dünyasıyla temas etmesini, geçmişiyle karşılaşmasını ve zaman içinde yeni bir ilişki kurmasını gerektirir. Bu yüzden zorlanmak, kimi zaman kendimize kızmak, denemek ve tekrar denemek, çaba gösterirken tökezlemek ve tüm bunları kabul edebilmek de özşefkate dahildir.

Aysel Coşar
Aysel Coşar
Aysel Coşar, klinik psikoloji alanında uzmanlaşmıştır. Yetişkin bireysel terapisi ve oyun terapisi alanlarında yıllardır süregelen deneyime sahiptir. Psikoloji alanında araştırarak deneyimlerini artırmak, daha fazla gelişmek ve öğrenmek yönünde çaba ve çalışmalarını sürdürmektedir. Coşar, yetişkinlerle Bilişsel Davranışçı Terapi ve Şema Terapi yöntem ve teknikleri doğrultusunda bir çerçeve çizerek ilerlerken, çocuklarla çalışırken ise Çocuk Merkezli Oyun Terapi yöntemleri ile terapi süreçlerini yürütmektedir. Diğer yandan araştırmalarını ve mesleki alanda sağladığı tecrübelerini kaleme almak, böylece ilgisi ve ihtiyacı olan kişilere ulaşmak için yazı çalışmalarını sürdürmektedir. Psikoloji biliminin verilerini akıcı ve anlaşılır bir yazı dili aracılığı ile sunarak okurlara ulaşmak ve psikolojik gelişim alanında katkılar sağlamak adına çalışmalarına devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar