Bu yazım, mesleki uzmanlığım ile kişisel tutkumun kesiştiği noktada filizlendi. Bir psikolog ve aktif bir tiyatro uygulamacısı olarak, Boris Vian’ın bu sarsıcı eseri hem klinik hem de sanatsal dünyamda derin bir iz bıraktı. Leon Dupont karakterini bizzat canlandırmış olmam, onun devasa savunma mekanizmalarını, gerçeklikten kopuşunu ve “Şümürz” ile olan tekinsiz bağını sadece bir gözlemci olarak değil, bunları içeriden “yaşayan” biri olarak analiz etme fırsatı sundu. Sahnede küçülen odalar ve dinmek bilmeyen “Gürültü”, modern bireyin ruhsal sığınağının en nihayetinde nasıl kendi eliyle inşa ettiği bir hapishanesine dönüşebileceğinin en somut kanıtıdır.
Boris Vian’ın 1959 tarihli başyapıtı İmparatorluk Kuranlar (Les Bâtisseurs d’Empire), Absürt Tiyatro’nun sınırlarını zorlamaktan fazlasını yapar; modern savunma mekanizmalarının kapsamlı bir “sözlüğü” işlevini görür. Sürekli amorf bir “Gürültü”den kaçmak için üst katlara tırmanan bir ailenin öyküsü, sadece fiziksel bir yer değiştirme değildir. Bu, egonun kendi içine çekilmesidir tehdit edici gerçeklik karşısında sergilenen narsisistik bir geri çekilmedir.
Ontolojik Kaygı ve “Gürültü”nün Sembolizmi
Merkezi antagonist olan “Gürültü”, tanımlanmış bir nesnesi olmayan korkuyu, yani saf kaygıyı temsil eder. Kierkegaardçı anlamda bu, bireyin kendi hiçliğiyle karşılaşmasından doğan ontolojik kaygıdır. Dupont ailesi, gürültünün doğasını sorgulamak yerine mekânsal bir çözüm (yukarı kaçış) arar. Klinik bir bakış açısıyla bu, “duygusal regülasyon”dan “eyleme dökme” (acting-out) davranışına geçiştir. Özneler, içsel huzursuzluğu işlemek yerine, fiziksel hareketle onu baypas etmeye çalışırlar. Ancak gidilen her kat, zihnin giderek işlevsizleştiği yeni bir savunma katmanını temsil eder.
Şümürz ve Projektif İdentifikasyon (Yansıtmalı Özdeşim)
Oyunun en gizemli figürü olan Şümürz; ailenin yanında sessizce duran, sürekli darp edilen ama asla yok edilemeyen sessiz bir “Öteki”dir. Şümürz, Melanie Klein’ın projektif identifikasyon kavramı üzerinden açıklanabilir. Aile; kendi “kötü”, “zayıf” ve “suçlu” içsel parçalarını Şümürz’e yansıtarak, kendi psişik acılarını ona şiddet uygulayarak dindirmeye çalışır.
Şümürz aynı zamanda “bastırılanın geri dönüşü”nü simgeler. Ne kadar yükseğe çıkarlarsa çıksınlar, o hep oradadır. Şümürz’e yöneltilen şiddet, bireyin kendi Jung gözüyle Gölge (Shadow) arketipiyle yüzleşememesinin bir sonucudur. “Şümürz nedir?” sorusunu takip eden sessizlik ve onu isimlendirmeyi reddediş, ağır bir disosiasyon (çözülme) belirtisidir. Gerçeklik o derece parçalanmıştır ki, aile artık yanı başlarındaki acıya bir gösteren atayamamaktadır.
Bir Savunma Mekanizması Olarak Dil
Aile reisi Leon Dupont, gerçekliği çarpıtmak için dili kullanır. Her kaçışı bir “strateji”, her kaybı ise bir “gereklilik” olarak sunar. Bu, tam bir ağır rasyonalizasyon (mantığa büründürme) vakasıdır. Ailenin geçmişle olan bağını temsil eden kızı Zenobia’yı susturması, hafızanın inkar mekanizmasını bozma potansiyeline yönelik bir saldırıdır. Travmatik bir sistemde, hatırlayan kişi tehlikeli kabul edilir; çünkü bellek, inşa edilen sahte imparatorluğun temellerini tehdit eder.
Narsisistik İzolasyon ve Ölüm Güdüsü (Thanatos)
Babanın en üst katta tek başına kaldığı final sahnesi, topyekûn bir psişik iflası tasvir eder. Sosyal bağlar (anne ve hizmetçi Cruche) ve nesne ilişkileri birer birer kopmuştur. Geriye kalan, tüm kaçış yollarından yoksun, görkemli ama içi boşalmış bir kendilikle baş başa kalmış bir adamdır. Küçülen oda, klostrofobik bir mezarın metaforuna dönüşür. Kaçışın sonu, kaçılan şeyin ta kendisiyle kaçınılmaz bir kucaklaşmadır: Ölüm ve hiçlik.
Sosyopolitik Bir Okuma Olarak Şümürz
Oyunun yazıldığı dönem (1950’lerin sonu), Fransa’nın Cezayir’de kanlı bir savaş yürüttüğü ve Fransız toplumunun bu çatışma karşısında derin bir inkar ve sessizlik içinde olduğu bir zamandı. Şümürz; Fransız toplumunun görmezden geldiği, işkence ettiği ancak varlığını resmen asla tanımadığı “sömürgeleştirilmiş halkı” veya “savaş mağdurlarını” temsil eder. Katı bir pasifist olan Vian, Fransız orta sınıfını (Dupont ailesi üzerinden), dışarıda büyük bir vahşet (Gürültü) yaşanırken ve yanı başlarındaki trajedi (Şümürz) sistematik olarak insan dışılaştırılırken, kendi küçük konfor alanlarına sözde “İmparatorluklarına” çekildikleri için eleştirir.
Vian, psikologlara kritik bir soru bırakır: Danışanlarımız; kariyerizm, statü veya entelektüalizasyon gibi üst katlara kaçarak hangi gürültüleri bastırmaya çalışıyor? İmparatorluk Kuranlar, savunma mekanizmalarının zamanla bir sığınak değil, bir hapishane yarattığını kanıtlar. Terapötik süreç, danışanı daha üst bir kata taşımak değil; merdivenlerden aşağı inmesi ve nihayet kendi Şümürz’ünün elini tutması için onu yüreklendirmek olmalıdır.
Kaynakça
-
Esslin, M. (1961). The Theatre of the Absurd. Anchor Books. (Vian’ın eserinin Absürt hareket içindeki tarihsel ve yapısal bağlamı için).
-
Freud, S. (1926). Inhibitions, Symptoms and Anxiety. Standard Edition, Vol. 20. (Kaygı ve savunma mekanizmaları için temel metin).
-
Jung, C. G. (1951). Aion: Researches into the Phenomenology of the Self. (“Gölge” arketipi ve yansıtılması üzerine).
-
Kierkegaard, S. (1844). The Concept of Anxiety. (Ontolojik dehşet ve hiçliğin felsefi kökenleri için).
-
Vian, B. (1959). Les Bâtisseurs d’Empire ou Le Schmürz. (Ana kaynak metin).


