Modern çağın vebası olarak nitelendirilen stres, bireyin çevresel faktörler ile kendi baş etme kapasitesi arasında bir dengesizlik algıladığında ortaya çıkan fizyolojik ve psikolojik bir süreçtir. Günlük yaşamın kaçınılmaz bir parçası olan stres, yalnızca yaşanan olayların kendisinden değil, bu olayların birey tarafından nasıl algılanıp değerlendirildiğinden de etkilenmektedir. Bu noktada özellikle Richard Lazarus’un bilişsel stres modeli, stresin nesnel olaylardan çok bireysel algı ve yorumlarla ilişkili olduğunu vurgulamaktadır (Geylani, 2024). Dolayısıyla stres, sadece dış dünyadan değil bireyin zihinsel değerlendirme süreci tarafından da şekillenen çok boyutlu bir olgudur.
Stresin Biyolojik Temelleri
Stres algılandığında beden yalnızca psikolojik değil biyolojik tepkiler ve belirtiler de üretmeye başlamaktadır. Beyin, potansiyel tehditleri algıladığında hormonal ve sinirsel sistemleri harekete geçirerek organizmayı “savaş ya da kaç” tepkisine hazırlamaktadır. Bu süreçte kalp atış hızının artması, dikkat düzeyinin yükselmesi gibi adaptif tepkiler ortaya çıkabilmektedir.
Bu süreçte önemli bir rol üstlenen kortizol hormonu; stres yanıtında önemli bir role sahip olmakla birlikte metabolizma, bağışıklık sistemi ve benzer fizyolojik süreçleri düzenlemektedir (Dal ve Demirkol, 2024). Bireyler, sürekli stres durumunda yüksek kortizol seviyelerine sahip olup fizyolojik ve psikolojik sağlıkları üzerinde olumsuz etkilere maruz kalabilmektedirler.
Kronik stresin bağışıklık sistemi, metabolik süreçler ve nöroendokrin denge üzerinde baskılayıcı etkiler oluşturduğu belirtilmektedir (Yaribeygi ve ark., 2017). Bu durum stresin yalnızca psikolojik değil, çok boyutlu biyolojik sonuçlara da sahip olduğunu göstermektedir.
Streste Bireysel Algı ve Geçmiş Deneyimler
Aynı yaşam olayı her bir farklı birey için ayrı anlamlar ve farklı stres tepkilerine yol açmaktadır zira bireylerin kişilik özellikleri, psikolojik dayanıklılık düzeyleri ve başa çıkma stratejileri farklıdır. Kaygı düzeyi yüksek bireyler belirsizlik ve netsizlik karşısında daha hızlı ve yüksek seviyede stres yaşayabilirken; psikolojik dayanıklılığı yüksek seviyede olan bireyler benzer durumları daha az tehlikeli ve kontrol edilebilir algılayabilmektedir. Bu durum stres deneyiminin nesnel gerçeklikten ziyade öznel değerlendirme süreçleriyle ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu nedenle stres algısı, bireysel psikolojik özelliklerle yakından bağlantılıdır.
Bireyin geçmiş ve erken dönem yaşantıları, güncel stres tepkilerinin şekillenmesinde belirli bir etkiye sahip olabilmektedir. Çocuklukta öğrenilen başa çıkma şekilleri, yetişkinlikte stresle nasıl baş edileceğine dair önemli yordayıcılar olarak nitelendirilir (Ally ve Aloka, 2025). Bu bağlamda, bireyin stresli bir duruma verdiği tepki yalnızca mevcut çevresel koşullarla değil, bilinçdışı çatışmalar ve bastırılmış deneyimlerle de ilişkilendirilebilir.
Freud’a göre çocukluk döneminde yoğun eleştiriye maruz kalan bir birey, yetişkinlikte benzer durumlarla karşılaştığında mevcut koşulların ötesinde bir stres tepkisi gösterebilir. Bu nedenle stres, yalnızca mevcut çevresel koşullara verilen bir tepki olarak değil; geçmiş yaşantıların ve bilinçdışı süreçlerin bugünkü algı ve değerlendirme sürecine yansıması olarak da ele alınmaktadır.
Günümüzde ise bu içsel süreçler, teknolojik hız ve artan performans beklentileriyle daha karmaşık bir hal almıştır. Dijital araçların yarattığı sürekli uyarılma hali ve sosyal medya üzerinden yapılan karşılaştırmalar, bireyin yetersizlik algısını besleyerek stres düzeyini yukarı çekmektedir.
Stresi Anlamak ve Yönetmek
Stres, yaşamın tamamen ortadan kaldırılabilecek bir unsuru değildir; ancak onu anlamak ve yönetmek mümkündür. Stres deneyimi; bireyin algısı, geçmiş yaşantıları ve biyolojik süreçlerin etkileşimiyle şekillenmektedir. Bu çok boyutlu yapının fark edilmesi, daha sağlıklı başa çıkma stratejilerinin geliştirilmesine katkı sağlayabilir. Dolayısıyla stresle mücadelede amaç stresi yok etmek değil, onu tanımak, anlamlandırmak ve uyumlu biçimde yönetebilmektir.
Bu noktada önemli olan, yaşanan her yoğun duygunun yalnızca mevcut olaydan kaynaklanmadığını fark edebilmektir. Bazen bir eleştiri, bir belirsizlik durumu ya da bir başarısızlık ihtimali; bugünün koşullarından çok daha eski yaşantıların izlerini taşıyabilmektedir. Zihin; geçmişte öğrenilen kalıplar üzerinden değerlendirme yaparken, beden de bu değerlendirmeye eşlik eden biyolojik tepkileri ortaya çıkarır. Bu nedenle stres anlarında verilen tepkiler, çoğu zaman görünen durumdan daha derin bir anlam taşıyabilmektedir.
Stresi anlamaya yönelik küçük bir duraksama bile önemli bir başlangıç olabilir. “Bu durum gerçekten şu anki koşullarla mı ilgili, yoksa geçmişten taşınan bir anlam mı içeriyor?” sorusu, bireyin kendi içsel süreçlerini gözlemlemesine alan açabilir. Bu gözlem alanı, otomatik tepkiler ile bilinçli seçimler arasındaki farkı ortaya koymaya olanak sağlamaktadır.
Modern dünyanın hızına rağmen zihinsel süreçleri fark etmeye yönelik kısa bir içsel değerlendirme, stresin yıkıcı etkisini azaltabilmektedir. Stres, çoğu zaman kontrol kaybı hissiyle beslenir oysa farkındalık kontrol duygusunu yeniden inşa edebilmektedir. Böylece stres, yalnızca kaçınılması gereken bir tehdit olmaktan çıkar; bireyin kendisini, sınırlarını ve ihtiyaçlarını tanımasına aracılık eden bir işaret hâline dönüşebilmektedir.
Sonuç olarak stres, yalnızca dış dünyanın baskısından ibaret değildir. Algılar, geçmiş yaşantılar ve biyolojik mekanizmalar bir araya gelerek her birey için özgün bir stres deneyimi oluşturur. Bu özgünlüğü kabul etmek hem kendine hem de başkalarına karşı daha anlayışlı bir tutum geliştirmeyi mümkün kılar. Belki de stresle kurulan ilişki değiştiğinde, onun yaşam üzerindeki etkisi de dönüşmeye başlar.
Kaynakça
Ally, A., & Aloka, P. J. O. (2025). Sigmund Freud’s understandings of anxiety: A conceptual review. Social Sciences and Education Research Review, 11(1), 35–48. Dal, Ö., ve Demirkol, M. E. (2024). Stres ve beyin: psikiyatrik hastalıklarda kortizolün yeri. Çukurova Tıp Öğrenci Dergisi, 4(2), 44-51. https://izlik.org/JA33KK93RE Geylani, M. (2024). STRES VE STRES YÖNETİMİ. Istanbul Kent University Journal of Health Sciences, 3(2), 28-34. https://izlik.org/JA67BY68GS Yaribeygi, H., Panahi, Y., Sahraei, H., Johnston, T. P., & Sahebkar, A. (2017). The impact of stress on body function: A review. EXCLI Journal, 16, 1057–1072.



Yazınızı beğendim ama bir sorum olacak, Freud’a atıfta bulunduğunuz kısmın kaynak belirtmemişsiniz kaynağı nedir bunun.
ilginiz için teşekkür ederim, kaynaklar kısmında yer alıyor.
Kaynakça kısmında gözden kaçırmışım şimdi gördüm, teşekkürler.