Merhaba; ben, sen, biz… Hoş geldin arkadaşım. Diyeceksin ki yazıya niye böyle başladık? Biraz seninle benden, senden ve bizden bahsedeceğiz. Aslında biraz kendimizi bulacağız; ne dersen, başlayalım mı? Seninle biraz Doğan Hocamızın Savaşçı kitabından bahsedeceğiz daha sonrasında bunu gerçekten okuman için çokça tavsiye ediyorum. Hadi gel başlayalım.
Savaşçı ve içsel Özgürlük
Savaşçı, insanların hapishanesinden kurtulmuş artık ben olma yolunda ilerlemiş kişiye diyor Doğan Hocamız. İlk olarak bende sordum kendime hapishane ve savaşçı ikisi de çok zıt gibiydi sonrasında anladım ki insan aşmaya çalıştığı her şey için bir savaşçı… Peki bu hapishaneden kurtulmak kimin elindeydi? Birde benliğimizle alakası neydi? Kendi düşüncelerini, değerini önemseyen insan gerçekten BEN olmaya başlıyor. Bu benlik kavramı ne kadar değişik değil mi? Benim diyebileceğimiz çok şeye sahip olabiliyoruz. Ama kendi benliğimiz ne demek onu bilmiyoruz. Başkalarının düşünceleri bizi sarmaya başladığında bizdeki BEN kavramı artık yok olmaya mahkûm oluyor. Sonrasında kendime sorduğum soru şuydu savaşçı diye bir kavram var ve bu savaşçı kişiliği hepimize tanımlanan bu hapishaneden çıkmayı nasıl başarmıştı? Aynı kitaptaki kendi benliğini bulmaya çalışan Arif Hocamız gibi… Bir cümle geçiyor kitapta ‘’İnsanlar mutlaka sosyal roller içinde bulunacaktır ve sosyal roller içinde yaşamını sürdürecektir. Önemli olan, bu sosyal rollerin ona empoze edildiği yoksa onların kendi istemiyle mi yüklemiş olduğudur.’’(Cüceloğlu,2024) Bu cümleden sonra anlıyoruz ki Savaşçı bilinçli olarak kendi seçtiği seçimleriyle yaşamını sürdürüyor. Hapishanede olan kişi ise başkaları tarafından yönetilmeye mahkûm ediyor kendini.
Mış Gibi Hayatlardan Gerçekliğe
Birde kendimize bakalım bizler nasılız, bir hapishanenin içerisinde kurtulmayı bekleyen benler var mı? Aslında etrafımıza baktığımıza çoğu kez denk geliyorum bazen insan kendinde de fark edebilir bunu yürürken, arkadaşlarımızla sohbet ederken veya herhangi bir ortamda duruşlarımız, konuşmalarımız karşı tarafa göre şekilleniyor. Acaba böyle davranırsam benimle bir daha konuşur mu? Bu cümleler kafamızın etrafında dönen en büyük sorundur. Kişi rahat hissedemediği ortamlarda kendi olmaktan vazgeçtiği için sorunlar meydana geliyor ve hayatının büyük bir bölümünü başkasıymış gibi geçiriyor. Doğan Hocamızın da dediği gibi MIŞ GİBİ HAYATLAR ortaya çıkıveriyor. Psikolog Serdar Vatansever’in bir sözüne denk geldim. ‘’Bizler bir kişi etrafında dönüyoruz, o ne derse o oluyoruz.’’(Vatansever,2026) Peki, neden diye sormak lazım biz neden bir başkası gibi davranmak zorundayız ve neden tek tip insan olmak zorunda… İnsan dışlanmamak için, karşı tarafa benliğini onaylatmak için yapar aslında. Düşük öz güvenli insanlar kendilerini onaylatarak benliklerini tamamlamış zannederler halbuki başkalarına onaylattığı benlikleri kendilerinin değildir. O an için kurtarıcıdır belki ama daha sonrasında insan bir boşluğa düşer. Kimliğini bulamaz bocalama hali yaşaması kaçınılmaz olabilir.
Kayıp Benliğin İzinde
Sonrasında kitapta şöyle bir cümleye denk geldim. Gelin beraber bakalım. ‘’ Kaybetmekten korkan insan daha çoğuna sahip olmak ister ki sahip olduğu bazı şeyler kaybolursa, hiç olmazsa elindekiler geriye kalsın’’(Cüceloğlu,2024) İnsan başkalarıyla beraber olmayı yalnız kalmaya tercih eden bir varlıktır. Bir bakıma o yüzden korkar dışlanmaktan, dışlanırsa benliğini tanımlayacak bir ben olmayacak ve kendini bir boşlukta yüzercesine hissedecektir. Bizler hep böyle benlik arayışı içerisinde mi olacağız sorusu geliyor aklıma. Ama sonra diyorum ki insan bir gelişim süreci içerisindedir. Yaş aldıkça, deneyim kazandıkça bizlerde değişiyoruz. İnsanın bu yönünün olması çok doğal. Sizlere biraz da bir tanıdığımla tanıştırmak isterim. Kendi için hiçbir şey yapmayıp sadece başkaları için savaşan biri. Tanıdık geliyor mu? Bana geldi… Bu kişide aslında biraz da kendinden vazgeçmiş diğerleri neyse o olduğunu söylüyor. Açıkçası bir benliği bir kendi ortada yok. Bir gün kendine bir iyilik yapıp kendine odaklanmak kendi için bir şeyler yapmak istemiş. Sadece kendi için bir kitap almış. Ama o bile o kadar iyi gelmiş ki. Diyeceksiniz ki alt üstü bir kitap… İşte bazılarımız için öyle değil maalesef.
Savaşçı Olmak ve Dönüşüm
Etrafınıza bir bakının bazılarımız gerçekten yoklar. Hiç kendimize sorduk mu bu insanlar neden yok. Başkalarının düşünceleri onları neden sarmış. Bir toplumda neden konuşmak yerine katılıyorum diyorlar. Ben kendime sordum. Çünkü kendiyle savaşanlardan biride bendim. Evet o kişi benim. O kişi belki de sensin arkadaşım. Belki de çok yakının. Çözümü nedir diye sorarsan bak bakalım Doğan Hocamız ne demiş. ’Savaşçı başkası için değil, kendi gönlü, kendi niyeti kendi yaşamı için savaşçıdır.’ (Cüceloğlu,2024). Bu farkındalık süreci, bireyin kendi sınırlarını çizmesi ve toplumsal baskılardan sıyrılıp kendi sesini duymasıyla başlar. Kendi değerini dış dünyadan gelen onay mekanizmalarına bağlamak yerine, içsel bir denge kurmak bizi o zihinsel hapishaneden çıkaracaktır.
BENLİĞİMİZİ BULMAK DİLEĞİYLE, ALLAH’ A EMANET OLUN, SEVGİLERLE KALIN…
KAYNAKÇA
Cüceloğlu, D. (2024). Savaşçı. Remzi Kitabevi Vatansever,S . [@psikologserdarvatansever]. (2026, Şubat) Her Ailedeki o kişi https://www.instagram.com/psikolog_serdarvatansever?igsh=dG51azNmYTRwbHRn


