Pazar, Nisan 26, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Mükemmeliyetçi Zihnin Erteleme Döngüsü: Harekete Geçmeyi Sabote eden Kaygı

Yapmanız gerektiğini bildiğiniz bir işi ertelemek tembellik midir, yoksa başarısız olma ihtimalinden kaçınmak mı?

Yapılması gereken bir iş ertelendiğinde, bu durum hem başkaları hem de bireyin kendisi tarafından tembellik olarak yorumlanabilir. Özellikle bu erteleme davranışları günlük yaşamın geniş bir alanına yayıldığında bu etiketleme güçlenebilir. Ancak bu bakış açısı, ertelemenin ardındaki psikolojik süreçleri gözden kaçırabilir. Bu noktada mükemmeliyetçilik, erteleme davranışını anlamada önemli bir kavramdır. Mükemmeliyetçi bireylerin işleri titizlikle ele alması ve iyi bir sonuç ortaya koyma çabası, ilk bakışta erteleme ile çelişkili gibi görünse de bu iki yapı çoğu zaman birbirini besleyen bir döngü içinde yer almaktadır. Tam da bu nedenle erteleme, her zaman umursamazlığın değil; bazen fazlasıyla önemsemenin bir göstergesi olabilir.

Neden Erteliyoruz?

Bir işe başlamadan önce harekete geçmek zaman zaman herkes için zorlayıcı olabilir. Özellikle günün akışında “birazdan yaparım” diyerek ertelemeye başvurmak yaygın davranış kalıplarından biri olarak görülür. Peki başlamak neden bu kadar zor?

Erteleme, görevleri ya da kararları bilinçli olarak geciktirme eğilimi olarak tanımlanmakta; önemli ve zaman sınırlı etkinliklerin olumsuz sonuçlar doğuracağı bilinmesine rağmen ertelenmesi olarak görülmektedir (Odacı ve Kaya, 2019). Ertelemenin başlıca nedenleri arasında zaman yönetiminde yetersizlik, öncelik belirlemede güçlük ve dikkat sorunları yer almaktadır. Bireyler, başarısızlıktan kaçınmak ve her şeyi en iyi şekilde yapma isteğinden dolayı ertelemeye başvurabilmektedir. Bireyin başarısız olacağına dair algısı kaygıyı artırarak erteleme davranışını tetikleyebilir (Eryıldırım ve Özkayran, 2023). Burada devreye giren diğer kavram ise mükemmeliyetçiliktir. Mükemmeliyetçi bireylerin; başarıya ulaşmak için yüksek standartları olması, hata yapmayı tolere edememeleri ve yetkinliklerinden şüphe duymaları yapmaları gereken işe başlamalarını geciktirerek ertelemelerine neden olan etkenlerdendir (Şimşek ve Kaya, 2019).

Bu noktada kritik soru şudur: Bir işi ertelemek bize ne kazandırıyor? Cevap çoğu zaman nettir: Geçici bir rahatlama.

Geçici Rahatlama ve Erteleme Döngüsü

Ertelemenin kişiyi kısa süreli de olsa rahatlattığı bir gerçektir. Yapılması gereken işten uzaklaşmak, kaygının geçici olarak azalmasını sağlar. Ancak bu rahatlama kalıcı değildir. Zaman geçtikçe yapılmayan iş zihinde daha çok büyür; suçluluk, yetersizlik ve kendini eleştirme duyguları devreye girer. Böylece kaygı yeniden yükselir ve erteleme döngüsü kendini tekrar eder. Bu döngünün devam etmesi ertelemeyi günlük yaşantının bir parçası haline getirir ve bireyin kendilik algısını da zedeler. Sürekli ertelemeye başvuran bireyler “Ben zaten böyleyim” düşüncesine kapılabilir, bu erteleme davranışının kalıcılaşmasına zemin hazırlar.

Mükemmeliyetçilik

Mükemmeliyetçilik, bireyin daha iyi performans göstermek amacıyla kendisine yüksek ve çoğu zaman ulaşılması güç standartlar koyması, kusursuzluk için çabalayarak detaylara önem vermesiyle karakterize edilen bir kişilik özelliğidir. Bu süreçte kişi, potansiyelinin üzerinde hedefler belirleyebilir ve başarısızlığa karşı düşük tolerans gösterebilir (Eryıldırım ve Özkayran, 2023). Ancak mükemmeliyetçi zihinde, “yeterince iyi” ile “başarısız” arasında neredeyse bir ara seçenek yoktur. Standartlar yükseldikçe, hata yapma ihtimali de tehdit edici bir hâl alır. Bu noktada sorun yüksek hedefler değil; esnekliğin kaybolmasıdır. Bu kişiler daha yapacakları işe başlamadan o işte karşılarına çıkabilecek olası zorlukları, detayları ve en iyi şekilde olması için ne yapmaları gerektiğini düşünerek kaygı duymaya başlarlar.

Kaygı Nerede Devreye Giriyor?

Yapılması gereken iş, görev veya sorumluluk ne kadar önemliyse ona yüklenen anlam da o denli önemli ve büyük olur. Yüklenen bu anlam da şu soruları beraberinde getirir:

  • “Ya beklediğim gibi olmazsa?”

  • “Ya yeterince iyi değilse?”

  • “Ya eleştirilirsem?”

Bu düşünceler özellikle mükemmeliyetçi biri için kaygıyı oldukça arttırır. Kaygı arttığında ise zihin, tehditten uzaklaşmak ister. İşte bu noktada erteleme devreye girer. Erteleme, kaygıyı azaltan bir kaçınma davranışı olarak işlev görür.

Başlamamak Neden Daha Güvenli Hissettirir?

Mükemmeliyetçi bireyler için ilginç bir paradoks vardır: Başlamamak, kusurlu bir şekilde başlamaktan daha güvenlidir. Çünkü başlanmayan bir iş henüz başarısız değildir; hâlâ mükemmel olabilme kapasitesine sahiptir. Ancak başlamak, mükemmel olabilme potansiyelini riske atmak anlamına gelebilir. Bu nedenle erteleme çoğu zaman başarısızlıktan değil, kusurlu olma ihtimalinden kaçınma davranışı olarak kendini gösterir.

Erteleme döngüsünü sürdüren önemli faktörlerden biri de bireylerin kendi içsel eleştirileridir. Mükemmeliyetçi zihin, kendine karşı çoğu zaman yüksek beklenti içinde, sert ve anlayışsızdır. Ne ilginçtir ki başkalarına karşı gösterilen şefkat ve anlayış, söz konusu kendimiz olduğunda ortadan kalkar. Bireyin kendisine karşı son derece eleştirel ve acımasız olan iç sesi yüksek standartlara ulaşmak için baskıya neden olur; baskı ise harekete geçmeyi kolaylaştırmaz, aksine zorlaştırır.

Erteleme ve Mükemmeliyet Döngüsü Nasıl Kırılabilir?

Ertelemeyi bir kusur, kişisel bir zayıflık ya da tembellik olarak görmek yerine çoğu zaman kaygıya işaret eden bir sinyal olarak ele almak daha işlevseldir. “Neden tembelim?” sorusu kişiyi suçlayıcı bir yere çekerken, “Neden bu kadar zorlanıyorum?” sorusu süreci anlamaya ve dönüştürmeye alan açar.

Mükemmeliyetçi zihnin hedefi çoğu zaman kusursuz bir sonuçtur. Ancak hedef büyüdükçe kaygı artar, kaygı arttıkça harekete geçmek zorlaşır. Bu döngüyü kırmanın ilk adımı, hedefi değil hareketi merkeze almaktır. Amaç mükemmel yapmak değil, yalnızca başlamak olduğunda zihinsel yük belirgin biçimde hafifler. “Yeterince iyi”yi kabul edilebilir bir seçenek olarak görmek, mükemmeliyetçiliği yumuşatır.

Erteleme ve mükemmeliyet döngüsünü kırmaya yardımcı olabilecek diğer adımlar şunlardır:

  • Görevi küçültmek, yapılması gerekenin bütünlüğünde kaybolmak yerine atılması gereken ilk adıma odaklanmak

  • Kendine karşı daha şefkatli ve destekleyici bir iç konuşma geliştirmek

  • Sonucu değil süreci merkeze almak

  • Dikkati dağıtan unsurları azaltarak ortamı sadeleştirmek

Başlamak her zaman kolay olmayabilir ancak değişim, mükemmel olanı beklemekle değil; kusursuz olma zorunluluğunu bırakıp bir adım atmakla başlar.

Kaynakça

Eryıldırım, G. ve Özkayran, S. E. (2023). Yetişkinlerde erteleme ve mükemmeliyetçilik durumları: Alanyazın çalışması. Lisansüstü Öğretmen Çalışmaları Kongresi Bildiriler Kitabı (ss. 35–55).

Odacı, H. ve Kaya, F. (2019). Mükemmeliyetçilik ve umutsuzluğun akademik erteleme davranışı üzerindeki rolü: Üniversite öğrencileri üzerinde bir araştırma. Yükseköğretim ve Bilim Dergisi, (1), 43-51.

Şimşek, M. ve Kaya, A. (2019). Lise Öğrencilerinin Akademik Erteleme Davranışları ile Mükemmeliyetçilik Düzeyleri Arasındaki İlişkide Benlik Saygısının Aracı Rolü. Okul Psikolojik Danışmanlığı Dergisi, 2(2), 95-121.

ceren tuna
ceren tuna
Ceren Tuna; çocuk, ergen ve yetişkin psikoterapisi alanlarında yetkinliğe sahip bir psikolog ve yazardır. Psikoloji lisansının ardından Klinik Psikoloji yüksek lisans eğitimini de tamamlayarak uzmanlığını elde etmiştir. Bilişsel Davranışçı Terapi ve Çocuk Merkezli Oyun Terapisi eğitimlerine sahip olan Tuna; duygusal düzenleme, ilişkisel sorunlar, kaygı ve depresyon alanlarında profesyonel çalışmalar yürütmektedir. Klinik deneyimlerini güncel ve bilimsel yaklaşımlarla harmanlayarak gelişimsel süreçler, ebeveynlik, psikolojik sorunlar ile çocuk, ergen ve yetişkin ruh sağlığı üzerine içerikler üretmektedir. Psikolojik bilginin herkes için erişilebilir ve günlük hayatta uygulanabilir olması gerektiğine inanan Tuna, çalışmalarında bu vizyonu merkeze almaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar