Başkalarına karşı kuş tüyü kadar yumuşakken, sıra kendimize geldiğinde neden bir kayaya dönüşüyoruz? Çevremizdeki insanları pamuklara sararken, kendimizi neden dikenli tellerle çevreliyoruz? Hata yaptığımızda, tökezlediğimizde ya da yeterli hissetmediğimizde bu sertlik nereden geliyor? Aslında bu sorular, yalnızca bireysel bir tutuma değil; kendimizle kurduğumuz ilişkiye işaret ediyor. Bugün bu yazımızda, bireyin kendisine yönelttiği sert tutumların ardında yatan psikolojik süreçleri ele alacağız. Bu süreci anlamlandırırken ise psikolojide önemli bir kavramla tanışacağız: öz şefkat.
Şefkat Nedir?
Şefkat, başkalarının yaşadığı başarısızlıklar, yetersizlikler ya da talihsiz anlarla karşılaşıldığında, onlara destek olma ve yardımcı olma isteğinin ortaya çıkması olarak ele alınmaktadır (Lazarus, 1991; akt. Karagöz & Uzunbacak, 2023). Benzer şekilde şefkat, bir başkasının acısına tanıklık edildiğinde ortaya çıkan ve bu acıyı hafifletmeye yönelik yardım etme arzusunu harekete geçiren bir duygu olarak tanımlanmaktadır (Karagöz & Uzunbacak, 2023).
Kendine Yönelen Şefkat: Öz Şefkat
Şefkat sadece başkalarına duyulan bir duygu mu, kişi kendine şefkat duyamaz mı? Kişinin yaşamla ve kendisiyle kurduğu ilişkiyi en derinden etkileyen unsurlardan biri, kendine şefkat gösterebilme becerisidir. Bireyin kendisine yönelttiği bu şefkatli yaklaşım, psikolojide “öz şefkat” olarak adlandırılmaktadır. Daha kapsamlı bir tanımda öz şefkat; bireyin acı ve üzüntü uyandıran duygularına açık olabilmesi, kendisine sevecenlikle yaklaşması, yetersizlik ve başarısızlık anlarında yargılayıcı olmaktan ziyade anlayışlı bir tutum sergileyebilmesi ve yaşamındaki olumsuz deneyimleri insan olmanın doğal bir parçası olarak kabul edebilmesi şeklinde ele alınmaktadır (Andiç, 2013; Akın, 2008b; Neff & McGehee, 2010; akt. Yüksel & Yavuz, 2023).
Öz Şefkatin Bileşenleri
Öz şefkat, bireyin zorlayıcı yaşam deneyimleri karşısında kendisiyle kurduğu ilişkinin niteliğini belirleyen, çok boyutlu bir yapıdır. Bu yapı üç temel bileşen üzerinden ele alınmaktadır: öz sevecenlik, ortak insanlık ve bilinçli farkındalık (Neff, 2003; aktaran Ünal, 2021).
Öz Sevecenlik
Öz sevecenlik, bireyin zorlayıcı deneyimler karşısında kendini acımasızca yargılamak yerine anlayışlı ve kabul edici bir tutum geliştirebilmesini ifade eder. Bu yaklaşım, yapılan hataları yok saymak ya da sorumluluktan kaçmak anlamına gelmez; aksine, yaşanan hatayı kabul ederken bireyin kendisini bütünüyle suçlamaktan ve değersizleştirmekten kaçınmasını içerir. Böylece kişi, düşünce ve duygularına karşı daha dengeli bir bakış açısı geliştirebilir (Germer, 2009; aktaran Ünal, 2021).
Ortak İnsanlık
Zorlayıcı yaşam olaylarıyla karşılaşıldığında bireylerin dikkati çoğu zaman yalnızca kendilerine yönelir. Bu durum, yaşanan acının yalnızca kendilerine özgü olduğu düşüncesini besleyerek yalnızlık ve izolasyon duygularını artırabilir. Ortak insanlık, bireyin yaşadığı zorlukların yalnızca kendisine ait olmadığını; başarısızlık, kusur ve acı verici deneyimlerin insan olmanın evrensel bir parçası olduğunu fark edebilmesini ifade eder (Neff & Vonk, 2009; Germer, 2009; aktaran Ünal, 2021).
Bilinçli Farkındalık
Bilinçli farkındalık, bireyin yaşadığı duygu ve düşünceleri bastırmadan ya da onlarla aşırı biçimde özdeşleşmeden fark edebilmesini ifade eder. Duygu düzenleme becerileri yeterince gelişmemiş bireyler, zorlayıcı duyguları fark etmekte güçlük yaşayabilir ve bu duyguları bastırma yoluna gidebilirler (Neff, 2003; Germer, 2009; aktaran Ünal, 2021).
Bilinçli farkındalık, bireyin yaşadığı deneyimi olduğu gibi görebilmesine, mantık dışı düşüncelerini fark etmesine ve duygularını düzenleyebilmesine katkıda bulunur. Böylece kişi, yaşadığı zorluklara daha sağlıklı bir içsel tutumla eşlik edebilir (Neff, 2003; Germer, 2009; aktaran Ünal, 2021).
Zorlayıcı Yaşam Olayları Karşısında Öz Şefkat
Zorlayıcı yaşam deneyimleriyle karşılaşıldığında bireyler çoğunlukla üç temel tepki verir: kendini sert biçimde eleştirme, yaşananları yalnızca kendisine özgü görerek içe kapanma ya da duygularla aşırı biçimde özdeşleşme. Öz şefkatin üç temel bileşeni, bu tepkilere alternatif bir içsel duruş sunar. Öz eleştiri karşısında öz sevecenlik, bireyin kendisine daha anlayışlı yaklaşmasını; sosyal izolasyon yerine ortak insanlık, yaşanan acının insan olmanın paylaşılan bir parçası olduğunu hatırlatmayı; aşırı özdeşleşme karşısında ise bilinçli farkındalık, yaşanan deneyime dengeli bir biçimde eşlik edebilmeyi mümkün kılar (Germer, 2009; aktaran Ünal, 2021).
Ben Hangi Taraftayım?
Küçük bir senaryo hayal edelim. İş hayatında, eğitim sürecinde ya da sosyal ilişkilerimizde bir hata yaptık. Bu hata, içinde bulunduğumuz süreci olumsuz etkiledi. Böyle bir durumda kendimize yönelttiğimiz düşünceler, hissettiğimiz duygular ve sergilediğimiz davranışlar nasıl şekillenir? Kendimizi acımasızca yargılayıp sert eleştirilerle mi karşılarız bu durumu, yoksa yaptığımız hatanın farkında olup süreci yönetmeye mi çalışırız?
Yaşanan hatalar veya olumsuzluklar karşısında zihnimizde beliren bu iç sesler, çoğu zaman bize aitmiş gibi görünse de aslında öğrenilmiş bir dilin izlerini taşır.
Kendimize Şefkat Göstermekte Neden Zorlanırız?
Öz şefkat, çoğu zaman kendiliğinden gelişen bir özellik değil; bireyin yaşamı boyunca maruz kaldığı ilişki deneyimleri içinde şekillenen bir içsel tutumdur. Bazı insanlar için kendine anlayışla yaklaşmak doğal ve tanıdık bir dilken, bazıları için bu dil oldukça yabancıdır. Bunun temelinde, kişinin duygularının nasıl karşılandığı, hata yaptığında nasıl bir tepkiyle yüzleştiği ve değerli olmanın hangi koşullara bağlandığı yer alır. Duyguların görülmediği, hataların tolere edilmediği ya da sevginin başarıyla koşullandırıldığı ortamlarda büyüyen bireyler, zamanla aynı sert tutumu kendilerine yöneltmeyi öğrenebilirler.
Bu yazının sonunda, belki de kendine karşı ne kadar sert bir dil kullandığını fark ettin; hatta bu fark ediş, yine kendine kızmana neden oldu. Oysa kendine şefkatle yaklaşmak, bir anda edinilecek bir beceri değil; zamanla öğrenilen, yavaş yavaş içselleştirilen bir dildir. Ve insan, henüz öğrenemediği bir dil için kendini suçlamak zorunda değildir. Çünkü her dil gibi, bu dilin de öğrenilmesi sabır, istek ve cesaret gerektirir.
Peki, kendinle konuştuğun dili bugün ilk kez biraz yumuşatmaya ne dersin?
Kaynaklar
Karagöz, Ş., & Uzunbacak, H. H. (2023). Türkiye’de öz-şefkat alanında yazılmış lisansüstü tezlerin incelenmesine yönelik bir içerik analizi. Journal of Organizational Behavior Review, 5(1), 18-35.
Ünal, G. (2021). Üniversite öğrencilerinde çocukluk çağı travmaları ve şefkat düzeyinin duygu düzenleme güçlüğü ile ilişkisinin incelenmesi (Yüksek lisans tezi). İstanbul Gelişim Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü.
Yüksel, M. Y., & Yavuz, E. (2023). Olumsuz çocukluk deneyimleri ve aleksitimi arasındaki ilişkide öz-şefkat ve benlik saygısının aracı rolü. Uluslararası Sosyal Bilimler Akademi Dergisi, (11), 106-135.


