Bazen vücudumuzda bir ağrı hissederiz ve ne yaparsak yapalım ağrıyı geçiremeyiz, hastanelere gideriz bir çare ararız ama asla neden olduğuna dair bir şey bulamazlar. Peki sorun aslında fiziksel değil de psikolojik olabilir mi?
Fibromiyalji, en az 3 aydır devam eden ve tıbbi bir nedene dayanmayan yaygın vücut ağrısı ve ağrının lokalize olduğu duyarlı noktaların varlığı ile tanımlanan, kişinin günlük yaşam aktivitelerini kısıtlayan ve yaşam kalitesini düşüren bir kas iskelet sistemi ağrı sendromudur. Fibromiyalji yaşam kalitesini oldukça düşürmekte olup hastalarda en sık görülen şikayetler ise uyku bozukluğu, halsizlik, yorgunluk, depresyon ve bilişsel problemlerdir (Tezcan ve Alkar, 2022).
FMS tanısı için uzun yıllar boyunca, hassas nokta muayenesini esas alan ACR 1990 Tanı Kriterleri kullanılmıştır. Bu kriterlere göre, en az 3 aydan beri devam eden yaygın ağrı öyküsü ve 18 hassas noktanın en az 11’inde palpasyonla ağrı olması durumunda, bu olgu FMS olarak kabul edilir. Başka bir hastalığın varlığında FMS tanısı dışlanmaz (Özkan, 2017). Toplumun %3-4’ünü etkiler, hastaların %80-90’ı kadındır ve sıklıkla 30-50 yaş arası görülür (Sivas, Başkan, Aktekin, Çınar, Yurdakul ve Özoran, 2008).
Fibromiyalji Sendromunun Psikolojik Kökeni
Fibromiyalji sendromunun kökenine baktığımızda sadece fiziksel olarak değil psikolojik açıdan da bu ağrıların ortaya çıktığını görmekteyiz. Epidemiyolojik bulgular toplum örneklemlerinde FMS hastalarında özellikle depresyon, anksiyete ve somatoform bozukluklar olmak üzere psikiyatrik bozuklukların artmış olduğunu göstermektedir. Çocukluk çağında yaşanan travmatik deneyimler, suistimal veya ihmalinin yol açtığı Hipotalamo-Pitüiter-Adrenal (HPA) eksen düzensizlikleri gibi nöroendokrin düzensizliklerle; erişkin FMS’sinin ilişkili olabileceği ileri sürülmüştür (Kabakçı, Kaptanoğlu, Kuğu ve Doğan, 2011).
Yapılan çalışmalarda, yaşamın erken dönemlerinde maruz kalınan psikolojik stres, cerrahi operasyon, trafik kazası gibi fiziksel stres ve bazı virüslerin (Lyme hastalığı, Ebstein Barr Virüs, Parvovirüs gibi) hastalığı tetiklediği öne sürülmüştür (Özkan, 2017). Mikkelsson ve ark. (1997) çalışmalarında 1756 öğrenciden (yaş ortalaması 11) kas iskelet ağrısı ve fibromiyaljisi olanların depresif belirtilerle yüksek oranda birliktelik gösterdiğini bulmuş ve kronik ağrı sorununu önlemek için çocuklarda ağrı ve depresif belirtilerin erken dönemde tanınmasının gerekliliğini vurgulamışlardır.
Fibromiyaljili 36 hasta ve eşleştirilmiş 34 kadından oluşan kontrol grubu ile yapılan bir çalışmada hasta grubunda aleksitimik özellik ve depresyon puanları kontrol grubundan yüksek bulunmuştur. Altunören ve ark. 51 fibromiyalji tanılı hasta ve 51 kontrol ile yaptıkları çalışmada hasta grubunun %76.5 oranında DSM-IV-TR kriterlerine göre psikiyatrik bir tanı aldıklarını belirtmişlerdir. Üçte birinin majör depresyon olmak üzere sıklık oranına göre distimik bozukluk, anksiyete bozukluğu, somatizasyon ve obsesif kompulsif bozukluk şeklinde sıralanmaktadır. Yapılan çalışmalardan anladığımız üzere aslında fibromiyalji, çeşitli psikolojik rahatsızlıkların sonucunda da oluşmuş olabilir.
Fibromiyalji Tedavi Yöntemleri
Peki fibromiyalji tedavi edilebilir mi?
Elbette, Kavakçı ve ark. 7 fibromiyaljili olguya varsa yaşadıkları travmalara yönelik, travma saptanamadı ise ağrılarına yönelik EMDR (Eye Movement Desensitization and Reprocessing – Göz hareketleriyle duyarsızlaştırma ve yeniden işleme) tedavisi uygulamış, beş ile sekiz seanstan sonra bir hasta dışında diğer olguların fibromiyalji tanı kriterlerini karşılamadığını belirtmişlerdir (Özçetin, 2014).
Bilişsel-davranışçı terapiler (BDT), fibromiyalji semptomları üzerinde etkinliği araştırılan yöntemlerin başında gelmektedir. Literatürde, BDT’nin ağrıyı etkileyen faktörlerin azaltılması ve fonksiyonelliğin artırılması açısından farklı yaş gruplarındaki etkinliğini ortaya koyan birçok çalışma mevcuttur.
Belirtilere dair inançlar, tutumlar ve beklentiler, öz-yeterlilik ve kontrol algısı, geleceğe dair kaygılar, baş etme becerileri gibi birçok bilişsel etmen ağrı algısını ve belirtilere verilen tepkileri etkilemektedir. Bu nedenle, fibromiyalji popülasyonunda BDT’nin temel hedefleri şunlardır:
-
Ağrıyı yönetebileceklerine yönelik öz-yeterlilik inançlarının artırılması
-
Davranışsal aktivasyon
-
Korku-kaçınma inançlarının değiştirilmesi
-
Kademeli egzersiz (graded exercise)
-
Aktivite hızı denetimi
-
Uyku kalitesini düşüren etmenleri hedef alarak uyku hijyeninin artırılması
-
Ağrıyı pekiştiren uyumsuz başa çıkma davranışların azaltılması
-
Uyumlu davranışların pekiştirilmesi
Bunların yanı sıra, stresin fibromiyalji hastalarında psikolojik rahatsızlığı artırdığı ve fonksiyonelliği düşürdüğü bilinmektedir. Tek başına veya BDT planları dahilinde, stresi azaltma konusunda etkili olan progresif kas gevşetme, nefes egzersizi ve imgelem gevşeme teknikleri tedavi planlarına dahil edilmelidir (Tezcan ve Alkar).
Farkındalık (Mindfulness) Temelli Psikolojik Müdahaleler
Farkındalık (Mindfulness), temel olarak bireyin dikkatini o anki deneyimine yöneltebilme, deneyimini yargılamadan gözlemleyebilme ve kabul edebilmesini sağlayan bir uygulama olarak tanımlanabilir. Farkındalık temelli terapilerde meditasyon, bilişsel ve deneyimsel alıştırmalardan yararlanarak işlevsiz düşünce ve inançların etkisinin azaltılması, üst bilişsel içgörüyü artırılması, duygu ve dikkat düzenleme becerilerinin kazandırılması ve içsel maruz bırakma yoluyla kaçınma davranışlarını azaltılması hedeflenmektedir (Tezcan ve Alkar). Ayrıca fiziksel egzersiz ve fizik tedavide iyileşmede rol oynayabilir.
Fibromiyaljinin etiyolojisinin belirsiz olması ve belirtilerin çok çeşitli ve öngörülemez olması nedeniyle tedavide sıkıntılar yaşanmaktadır. Ancak BDT ve EMDR gibi terapi yöntemlerinin kullanılması ve iyileşme sağlanması pek çok açıdan olumlu bir gelişmedir.
KAYNAKÇA
-
Sindel, D., Saral, İ., & Esmaeilzadeh, S. (2012). Fibromiyalji Sendromunda Uygulanan Tedavi Yöntemleri. Journal of Physical Medicine & Rehabilitation Sciences.
-
Demiray, C., & Alpözgen, A. Z. (2022). Fibromiyalji sendromunda tamamlayıcı tedaviler. Sağlık Profesyonelleri Araştırma Dergisi, 4(1), 49-56.
-
Sívas, F. A., Başkan, B. M., Aktekin, L. A., Çinar, N. K., Yurdakul, F. G., & Özoran, K. (2009). Fibromiyalji Hastalarında Depresyon, Uyku Bozukluğu ve Yaşam Kalitesinin Değerlendirilmesi. Turkish Journal of Physical Medicine & Rehabilitation/Turkiye Fiziksel Tip ve Rehabilitasyon Dergisi, 55(1).
-
Özçetin, A. (2014). Fibromiyalji; Bir Psikiyatrik Bozukluk Mu, Yoksa Birliktelik Mi?. Düzce Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Dergisi, 4(3), 34-44.
-
Kavakçı, Ö., Kaptanoğlu, E., Kuğu, N., & Doğan, O. (2010). EMDR fibromiyalji tedavisinde yeni bir seçenek olabilir mi? Olgu sunumu ve gözden geçirme. Klinik Psikiyatri Dergisi, 13(3), 143-151.


