Cumartesi, Şubat 14, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Yarına Uyanmak: Bir Kararın Anatomisi

Her gün yeni bir hayata uyanma isteği ya da insanın kendini içinde bulunduğu koşullardan çekip çıkarma arzusu… Çoğumuzun zihninden en az bir kez geçmiştir. Bireyin yaşadığı bu sıkışmışlık hissi, yalnızca anlık bir duygusal dalgalanma değildir; çoğu zaman kişinin düşünce örüntüleriyle ve içinde bulunduğu sosyal bağlamla doğrudan ilişkilidir. İnsan, anlam veremediği ya da kendini ait hissetmediği bir düzenin içinde kaldıkça, değişimi bir kaçış değil; yeniden var olma imkânı olarak hayal etmeye başlar.

Tam da bu eşikte, mevcut düzeni dönüştürme, ya da tamamen dışına çıkma düşüncesi belirir. Zihnimiz, öyle bir kararın eşiğine gelmek ister ki; alınacak tek bir adımın bizi bugünkü gerçekliğimizden alıp bambaşka bir dünyaya taşıyacağına inanırız veya inanmak isteriz. Ancak ortaya çıkan bu romantik dönüşüm arzusunun arkasında, çoğu zaman görünmeyen ama son derece güçlü bir süreç işler: karar verme mekanizması.

Bu süreçte, bireyin iç dünyasında bilişsel çatışmalar sahneye çıkar. Bir yanımız güvenli olanı korumak isterken, diğer yanımız değişimin belirsiz ama umut vadeden çağrısına kulak verir. İnsan zihni, bu iki uç arasında gidip gelirken yalnızca bir seçim yapmaz; aynı zamanda kendi kimliğini, değerlerini ve yaşam anlatısını da yeniden gözden geçirir ve inşa eder.

Değişim İsteği ve Karar Anı: Zihnimiz Nasıl Seçer?

İnsan, içinde bulunduğu yaşam koşulları içerisinde, her karar anında bilişsel süreçler ve içsel çatışmalarla karşı karşıya kalır. Bu eşiklerde birey; yarının belirsizliği ile kendisini yeniden var etme arzusu arasındayken, zihinsel bir gerilim deneyimler. Söz konusu çatışmalar yalnızca geçici bir kararsızlık hali değil; aksine bireyin karakter gelişiminde belirleyici rol oynayan, yaşam öyküsünün yönünü şekillendiren kritik dönemeçlerdir. Bu nedenle her içsel gerilim, aynı zamanda geleceğe dair bir yeniden yapılanma potansiyeli taşır.

Tam da bu noktada bilgi kavramı sürece dâhil olur. Bilgi, bireyin karar alma sürecinde en güçlü düzenleyicilerden biridir. Kişi, seçenekleri değerlendirirken yalnızca anlık duygularına değil; geçmiş deneyimlerinden, öğrenilmiş şemalarından ve biriktirdiği bilişsel kaynaklarından beslenir. Alınacak karar, bu bilgi birikiminin bilişsel süzgeçten geçirilmesiyle şekillenir. Belleğimizden çağırıp kullandığımız bilgiler ise nispeten işimizi kolaylaştırmakta, çıkarımlarımızı hem daha kesin hem de daha rahat oluşturmamıza olanak sağlamaktadır. Bilgiyi toplama, hatırlama ve seçici dikkat becerisi gibi bellekle yakın irtibatı bulunan bilişsel işlevler bu açıdan önemli psikolojik faktörler olarak gösterilebilir (Elke U.Weber & Eric J. Johnson, 2009).

Ancak süreç her zaman doğrusal değildir; çoğu zaman aklın analitik değerlendirmeleri ile duyguların sezgisel yönlendirmeleri arasında belirgin bir çatışma gözlemlenir. İşte bu noktada şu soru kaçınılmaz hale gelir: Zihnimiz karar anlarında nasıl çalışır, hangi dinamiklerle yön bulur?

İçsel Çatışmalar

Psikolojik açıdan karar verme mekanizmaları; bireyin birden fazla seçenek arasında seçim yaparken bilişsel, sosyal ve duygusal süreçleri bütüncül bir yapıyı oluşturur. Bu süreçte kişi, sahip olduğu şemalar doğrultusunda seçenekleri anlamlandırır; belleğinde kayıtlı deneyimleri ve değer sistemini ele alarak kendisi için en uygun karara ulaşmaya çalışır. Dolayısıyla karar verme, yalnızca bir seçim değil; bireyin geçmişi, bugünü ve olası gelecek senaryoları arasında kurduğu psikolojik bir sorgulama alanıdır.

Bununla birlikte karar verme süreci yalnızca bilişsel değerlendirmelerden ibaret değildir; bireyin içinde bulunduğu fiziksel ve psikolojik koşullar da sürecin yönünü belirler. Stres, yorgunluk, toplumsal önyargılar ve bireyin ihtiyaçların önem sırası da karar anında zihinsel esnekliği doğrudan etkileyen önemli değişkenlerdir. Bu noktada “hazır bulunuşluk” ve “uygunluk” kavramları ön plana çıkar. Çünkü alınması planlanan karar, yalnızca seçeneklerin niteliğiyle değil; o seçimi yapacak zihnin o anki kapasitesiyle de şekillenir. Birey sağlıklı bir karar alabilmek adına mümkün olduğunca kendi içsel dengesini gözetmek ve bulunduğu koşulları gerçekçi biçimde değerlendirmek durumundadır.

Sonuç noktasında bakıldığında karar verme anı; aktif, üst düzey bilişsel süreçlerin devrede olduğu dinamik bir psikolojik alan olarak karşımıza çıkar. Bu alanda birey, içinde bulunduğu şartları kendi özelinde yorumlar; deneyimlerini, değerlerini ve ihtiyaçlarını sürece dahil ederek kendisi için anlamlı olan seçimi oluşturmaya çalışır. Her bireyin kendine özgü karar verme biçimi, mevcut sürecini anlamlandırmasına ve artan farkındalık düzeyiyle yeni düşünce alanları keşfetmesine olanak tanır.

Alınan kararlar, çoğu zaman tek bir anın ürünü değil; bilişsel süreçler ve içsel çatışmaların tekrar tekrar ele alınarak değerlendirildiği dinamik yapılar olarak ortaya çıkar. Kişi, elindeki bilgiler ışığında seçim yaparken aynı zamanda kendi iç dünyasını da keşfeder. Belirsizlikten çıkma ve yeni bir yön belirleme çabası ise yalnızca davranışsal bir değişim değil; psikolojik iyi oluşu destekleyen bir yeniden düzenleme sürecidir. Çünkü karar vermek, insanın kendi yaşamı üzerinde yeniden söz sahibi olduğunu hissetmesinin en güçlü yollarından biridir.

doğukan doğru
doğukan doğru
Doğukan Doğru, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik lisans eğitimini Aydın Adnan Menderes Üniversitesinde tamamlamıştır. Psikoloji alanındaki mesleki ve akademik bilgi birikimini, bireylerin sosyal ve duygusal gelişimlerini desteklemeye yönelik çalışmalar sunmaktadır. Başlıca Bilişsel Davranışçı Terapi ve bireylerin olumsuz yaşam deneyimlerinin etkilerini azaltmak üzerine EMDR psikoterapi yaklaşımlarını benimsemiştir. Günlük hayattaki karşılaşılan sorunlara farklı bakış açıları kazandırarak; bireyin psikolojik sağlamlık ve bilişsel esneklik yetilerini güçlendirmeyi amaçlamaktadır. Yazılarını; toplumun düşünce süreçlerini ve davranışlarını ele alıp, psikoloji biliminin insan hayatına dair etkisini ön plana çıkararak yayımlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar