Cuma, Ocak 16, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Uzamış Yas Bozukluğu, Psikolojik Dayanıklılık ve Güncel Konular

Uzamış Yas Bozukluğu’nda (UYB) kişiler sıklıkla; uyumsuz bilişler, benlikler ve ölümle ilgili suçluluk duygusu yaşarlar. Bununla birlikte gelecekteki yaşam beklentisi ve yaşam hedeflerinde de azalma yaşarlar. Somatik şikayetler genellikle bu duygu ve bilişlere eşlik eder. Bunlar; sağlık bakımı ve öz bakımın azalması veya iştah değişikliği gibi durumları içermektedir. Ölen kişi ile ilgili halüsinasyon da görülebilir ve bu durum normal yas sırasında da ortaya çıkabilir. UYB’nin diğer ilişkili özellikleri arasında acı, öfke, huzursuzluk, kayıp için başkalarını veya kendini suçlama, uyku miktarı ve/veya kalitesinde azalma ve artan tütün ve/veya alkol kullanımı gibi semptomlar görülebilir (APA, 2022).

UYB semptomları olan kişiler, intihar düşüncesi için yüksek risk altındadır. Yas tutan kişilerde damgalanma, izolasyon, kaçınma ve psikolojik sıkıntı, intihar düşüncesi ile ilişkilidir. Travmatik kaybı olanlar ise, travmatik kaybı olmayanlara kıyasla UYB için intihar düşüncesinde daha fazla risk altındadır. Bunlara ek olarak evlat kaybı yaşayanların da intihar için yüksek risk altında olduğu görülmektedir. Özellikle evladın 25 yaşından küçük olması bu riski arttırmaktadır (APA, 2022).

Yas Sürecinde Dayanıklılık

Psikolojik dayanıklılık, alanyazında pek çok araştırmacı tarafından benzer şekilde tanımlanmıştır. Fraser ve arkadaşlarına (1999) göre psikolojik dayanıklılık, kişinin yaşadığı çevreye uyum sağlaması; Bartone ve arkadaşlarına (2008) göre ise stresle mücadele etmeyi arttıran bir kişilik özelliği olarak tanımlanmıştır. Psikolojik dayanıklılığı yüksek düzeyde olan kişilerin psikolojik iyi oluşlarının da yüksek olduğu görülmüştür (Korkut Owen ve ark., 2017). Bunun yanı sıra yüksek düzeyde psikolojik dayanıklılık gösteren ve yas tutan kişilerin ölümü anlamlandırmada, bunun sonucunda yasla başa çıkma sürecinde düşük düzeyde psikolojik dayanıklılık gösteren kişilere kıyasla daha başarılı oldukları (Bonanno ve ark., 2004) ve daha az oranda uzamış yas yaşadıkları bulunmuştur (Yua ve ark., 2016).

Bonanno, zorlu yaşam olaylarından sonra her zaman psikopatolojinin ortaya çıkmadığını ve birçok bireyin dayanıklılık gösterebildiğini savunmaktadır. Bonanno ve arkadaşlarının (2002) kayıp yaşamış 205 kişiyle yürüttüğü boylamsal çalışmada, en yaygın örüntünün dayanıklılık olduğu bulunmuştur. Buna dayanarak Bonanno (2005), yas sürecinde dört temel örüntü tanımlamıştır: dayanıklı, geç başlangıçlı belirti, kronik belirti ve iyileşen grup. Dayanıklı grup, kayıp sonrası düşük düzeyde belirtiler gösteren ve zamanla kötüleşmeyen bireylerden oluşurken; geç başlangıçlı grupta belirtiler zamanla artmakta, kronik grupta sürekli yüksek seyretmekte ve iyileşen grupta ise başlangıçta yüksek olup zamanla azalmaktadır. Bonanno’ya göre en yaygın örüntü dayanıklılıktır. Travmatik olaylardan sonra yapılan çalışmaların sonuçları kritik yaşam olaylarından sonra dayanıklılık gösteren kitlenin geniş olabileceğini göstermektedir. Bu ise, insanların kötü yaşam deneyimlerinden, potansiyel travmatik yaşam olaylarından sonra bile yaşamlarına devam etme gücü bulabildiklerini göstermektedir.

Yas ve Güncel Konular

Teknolojinin gelişmesi pek çok alanı etkilediği gibi yas sürecini de etkilemektedir. Geride kalan kişiler için çevrimiçi platformlar kişinin acısını, deneyimlerini paylaşabileceği yeni bir alan oluşturmuştur (Al’Uqdah ve Adomako, 2018). Ayrıca geride kalan kişiler çevrimiçi platformlarla taziye mesajları yayınlamak, yayın açmak, resim paylaşmak gibi davranışlarda bulunabilir. Bu davranışlarla gerçek hayatta yapılan ritüeller ve yas süreçleri sosyal hayata entegre edilmeye çalışılmaktadır (Proust, 2024). Bunlara ek olarak kişiler güncel olarak yapay zekâ, sanal videoların oluşumu ve mezar taşlarına QR kodların konulması gibi uygulamalarla da yaslarını yaşayabilir.

Sonuç

Yeni tanımlanan bir rahatsızlık olsa da uzamış yas, birçok araştırmaya konu olmuş ve olmaya da devam etmektedir. Aynı zamanda hayatımızda büyük değişiklikler yaratan teknoloji sayesinde yas yaşayan kişilerin ölen kişiyi anması da kolaylaşmaktadır. Tüm bu süreçlerde kişi, psikolojik olarak dayanıklılık göstermekte ve yasıyla başa çıkabilmektedir. Kişi, ölen kişinin yasıyla baş etmekte zorluk çektiğinde bir destek almaktan kaçınmamalı, profesyonel yardım alması teşvik edilmelidir.

Kaynakça

Al’Uqdah, S. ve Adomako, F. (2018). From mourning to action: African American women’s grief, pain, and activism. Journal of Loss and Trauma, 23(2), 91–98. https://doi.org/10.1080/15325024.2017.1393373

American Psychiatric Association. (2022). Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders. DSM-5-TR. Fifth Edition. Text Revision. APA.

Bartone, P. T., Roland, R. R., Picano, J. J. ve Williams, T. J. (2008). Psychological hardiness predicts success in U.S. Army Special Forces candidates. International Journal of Selection and Assessment, 16(1), 78–81. https://doi.org/10.1111/j.1468-2389.2008.00412.x

Bonanno, G. A. (2005). Resilience in the face of potential trauma. Current Directions in Psychological Science, 14(3), 135–138. https://doi.org/10.1111/j.0963-7214.2005.00347.x

Bonanno, G. A., Wortman, C. B., Lehman, D. R., Tweed, R. G., Haring, M., Sonnega, J., Carr, D. ve Nesse, R. M. (2002). Resilience to loss and chronic grief: A prospective study from preloss to 18-months postloss. Journal of Personality and Social Psychology, 83(5), 1150–1164. https://doi.org/10.1037/0022-3514.83.5.1150

Bonanno, G. A., Wortman, C. B. ve Nesse, R. M. (2004). Prospective patterns of resilience and maladjustment during widowhood. Psychology and Aging, 19(2), 260–271. https://doi.org/10.1037/0882-7974.19.2.260

Fraser, M. W., Richman, J. M. ve Galinsky, M. J. (1999). Risk, protection, and resilience: Toward a conceptual framework for social work practice. Social Work Research, 23(3), 131–143. https://doi.org/10.1093/swr/23.3.131

Korkut Owen, F., Demirbaş Çelik, N. ve Doğan, T. (2017). Üniversite öğrencilerinde iyilik halinin yordayıcısı olarak psikolojik sağlamlık. Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi, 16(4), 1461-1479. https://doi.org/10.17755/esosder.300405

Proust, V. (2024). By sharing our loss, we fight: Collective expressions of grief in the digital age. Media, Culture & Society, 46(2), 393-403. https://doi.org/10.1177/01634437231207760

Yua, N. X., Chanb, C. L. W., Zhangc, J. ve Stewart, S. M. (2016). Resilience and vulnerability: Prolonged grief in the bereaved spouses of marital partners who died of AIDS. AIDS Care, 28(4), 441-444. https://doi.org/10.1080/09540121.2015.1112354

Bengü İmirhor
Bengü İmirhor
Bengü İMİRHOR, Hacettepe Üniversitesi Psikoloji bölümünden 2024 yılında yüksek şeref öğrencisi olarak mezun olmuştur. Lisans döneminde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Rehber Klinik gibi çeşitli yerlerde stajlarını başarıyla tamamlayarak deneyim elde etmiştir. TÜBİTAK projesine katılarak akademik çalışmalara katkıda bulunmuştur. Şu anda yüksek lisansa hazırlanan yazar, eğitimler alarak kendini geliştirmeye devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar