Cumartesi, Ocak 3, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Travma: Olayın Ötesinde

Travma çoğu zaman yanlış yerde aranır. İnsanlar travmayı, yaşanan felaketin büyüklüğüyle ölçmeye eğilimlidir: büyük bir kayıp, ağır bir ihmal, şiddet ya da ani bir tehdit… Oysa iki kişi aynı olaya maruz kalabilir ve yalnızca biri travmatize olur. Çünkü travma, yaşanan olayın kendisinden ziyade, o olayın kişinin iç dünyasında bıraktığı izdir. Dış dünyada gerçekleşen hadise sona ermiştir; fakat iç dünyada başlayan süreç bazen hiç tamamlanmaz.

Olan İle Anlam Arasındaki Kritik Fark

Yaşantılar nesnel düzeyde tanımlanabilir: bir ayrılık yaşanmıştır, bir sınır ihlal edilmiştir ya da bir tehlike atlatılmıştır. Ancak insan zihni bu yaşantıyı yalnızca “ne oldu?” sorusuyla kaydetmez. Asıl belirleyici olan, “Bu benim için ne ifade ediyor?” sorusudur. Olay, kişinin güven duygusunu, özdeğer algısını ya da varoluşsal bütünlüğünü tehdit ettiğinde sıradan bir deneyim olmaktan çıkar. Anlam katmanı derinleştikçe yaşantı, zihinsel bir anıdan çok daha fazlasına dönüşür.

Duygusal Yük ve Sinir Sisteminin Alarmı

Tehdit algılandığında beden devreye girer. Otonom sinir sistemi, hayatta kalmayı garanti altına almak için otomatik savunma tepkilerini başlatır. Savaşmak, kaçmak ya da tamamen kilitlenmek… Bu tepkiler bilinçli tercihler değildir; biyolojik reflekslerdir. Amaç, organizmayı tehlikeden korumak ve dengeye geri döndürmektir. Normal koşullarda bu döngü tamamlanır: tehdit geçer, beden rahatlar ve sistem yeniden düzenlenir.

Sorun, bu döngü tamamlanamadığında başlar.

Yarım Kalan Tepkiler, Askıda Kalan Anlar

Eğer kişi tehdit anında kendini savunamaz, kaçamaz ya da bedensel tepkisini sonuna kadar yaşayamazsa, mobilize olan enerji boşaltılamaz. Bu enerji bedende tutulur. Dışarıdan bakıldığında olay sona ermiştir; ancak sinir sistemi için süreç hâlâ devam etmektedir. Travma tam da bu noktada oluşur: bitmiş bir olayın bedensel ve duygusal olarak bitirilememesi.

Bu nedenle travma, geçmişte kalmış bir anı gibi çalışmaz. Zaman çizgisine yerleşmez. Şimdiki ana sızar, tetiklenir ve yeniden yaşanır.

Beden Geçmişi Unutmaz

Travmatik deneyimler yalnızca zihinsel imgelerden ibaret değildir. Kalp atışındaki hızlanma, kaslardaki kasılma, nefesin daralması ya da ani uyuşmalar… Bunlar bedenin hafızaya verdiği tepkilerdir. Zihin “artık güvendeyiz” dese bile beden buna inanmayabilir. Çünkü beden, kelimelerle değil, duyusal kayıtlarla çalışır. Travmatik hafıza bu yüzden çoğu zaman mantıkla yatıştırılamaz.

“O An Hâlâ Sürüyor” Yanılsaması

Travma yaşayan bireyler sıkça şu cümleyi kurar: “Biliyorum geçti ama sanki hâlâ oluyormuş gibi.” Bu bir abartı değildir; sinir sisteminin gerçekliğidir. Bedensel sistem, tamamlanmamış bir savunma döngüsünü hâlâ açık bir tehdit olarak algılar. Bu yüzden travma, geçmişte yaşanmış olsa da deneyimsel olarak şimdiki zamana aittir.

İyileşme: Anlamdan Önce Düzenleme

Travmanın iyileşmesi, olayı tekrar tekrar anlatmakla değil; bedenin yarım kalan tepkisini tamamlayabilmesiyle mümkündür. Güvenli bir bağlamda, sinir sistemi yeniden düzenlenebilir, sıkışmış enerji boşaltılabilir ve beden “artık bitti” bilgisini kaydedebilir. Ancak bundan sonra anlamlandırma süreci gerçekten dönüştürücü olabilir.

İyileşme, unutmak değildir. Aksine, olanı artık tehdit oluşturmadan hatırlayabilmektir.

Sonuç: Travma Bir Zayıflık Değil, Biyolojik Bir Yanıttır

Travma, kişinin baş edemediği için değil; baş edebilmek için elindeki kaynaklar o an yetersiz kaldığı için oluşur. Bu bir patoloji değil, hayatta kalma sisteminin doğal sonucudur. Travmayı anlamlamak, insanın kendine yönelik suçlayıcı bakışını bırakmasını sağlar. Çünkü mesele “neden böyle oldum?” değil, “bedenim beni nasıl korumaya çalıştı?” sorusudur.

Kaynakça

Levine, P. A. (2010). In an unspoken voice: How the body releases trauma and restores goodness. North Atlantic Books. van der Kolk, B. (2014). The body keeps the score: Brain, mind, and body in the healing of trauma. Viking. Porges, S. W. (2011). The polyvagal theory: Neurophysiological foundations of emotions, attachment, communication, and self-regulation. W. W. Norton & Company. Herman, J. L. (1992). Trauma and recovery. Basic Books.

Sanem Oktan
Sanem Oktan
Sanem Oktan, Bahçeşehir Üniversitesi Psikoloji Bölümü 4. sınıf öğrencisidir. Lisans eğitimi süresince katıldığı çeşitli eğitim programları ve seminerlerle teorik altyapısını güçlendirmiş; farklı danışmanlık merkezleri ve kurumlarda gönüllü stajlar yaparak uygulamalı deneyim kazanmıştır. İnsan davranışlarını anlamaya yönelik ilgisi, onu sadece öğrenmeye değil, aynı zamanda üretmeye de yönlendirmiştir. Edindiği bilgi ve gözlemleri doğrultusunda yazılar yazarak toplumun ruh sağlığına katkı sunmayı amaçlamakta ve psikolojiyi daha erişilebilir kılmak adına aktif bir şekilde kendini geliştirmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar