Cuma, Şubat 20, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Sosyal Dışlanmanın Modern Boyutu: Cancel Culture (İptal Kültürü)

Teknolojinin son yirmi yılda kazandığı büyük ivme sosyal bir canlı olan insanın farklı mecralarda görünürlüğünü artırmıştır. Öyle ki sosyal medya platformları ve insanı pasif olan insandan aktif birer yargı makinesine dönüştüren bazı uygulamalar, özgürlük alanı genişleyen insanın sesini daha duyulur kılmıştır. Yediden yetmişe herkesin maruz kaldığı linç kültürü, en çok da ünlü isimleri, siyasetçileri ve içerik üreticilerini hedef alırken bugünün kolektif ama denetimsiz “X mahkemeleri”, bir zamanlar Antik Yunan’da Ostrakismos adı verilen ve onay ihtiyacı olan bireyi daha denetimli biçimde dışlayan uygulamaların dijital devamlılığı niteliğindedir.

İptal Kültürü, Linç Kültürü ve Bireysel Adalet Anlayışı

Dışlanma deneyimine tarihsel açıdan bakıldığında, Ostrakismos ya da Çanak Çömlek Mahkemeleri de denilen, güç unsuru olarak tehdit oluşturabilecek kişilerin on yıllığına sürgüne gönderilme sürecini içeren bir Antik Yunan uygulamasına rastlanmaktadır. Toplumdan tecrit edilmiş, dışlanmış bu bireyler yalnızca güçleri elinden alınmakla kalmamış, aynı zamanda topluma ait olma, kabul görme, sevilme ve benlik değerine ilişkin temel ihtiyaçlarından da mahrum kalmıştır. Halkın olası tehdide karşı kullandığı bu uygulama, günümüz modern çağda internete erişimi olan pek çok bireyin inisiyatifinde bir yargılama sürecinin benzer şekilde işlediğini göstermektedir. Özgürlük ve adalet gibi kişi ve durumlara özgü farklılıklar içerebilecek bazı kavramlar, sosyal medyanın kullanımıyla edinilen tutum dikkate alındığında insanın objektifliğine ilişkin soru işaretlerini de beraberinde getirmektedir. Bunun en temel nedeni, bireyin linç eyleminin altında yatan motivasyonu adalet olsa bile, öfke ve nefret dilinin linç ve iptal kültürünün yaygınlaşmasına hizmet ettiği gerçeğidir.

Linç kültürü ve iptal kültürü bazı kaynaklarda birbirinin yerine kullanılan, bazılarında ise farklı tanımlar getirilen kavramlardır. Linç kültürü, suçlu olarak kabul edilen bireylerin veya grupların sosyal medya aracılığıyla maruz kaldığı şiddeti tanımlamaktadır (Deniz, 2020). Adaleti nefret söylemiyle çevrimiçi ortamda kitlesel bir dijital aktivizme dönüştürmek amaçlanmaktadır. Kitlesel boyutta büyüyen tepkiler, sonrasında bu bireylerin mesleki kariyerleri ve statülerinin geri döndürülemez şekilde zarara uğratılmasına sebep olan bir iptal kültürüne dönüşebilmektedir. Böylece linç edilen bireyler o dönemin en popüler konu başlığı olurken, iptal edilen bireyler ise sürekli ve zamansız bir tepkinin ilgi odağı haline gelir. Bunun hangi aşaması siber zorbalığa varır, diğer bireylerin ifade özgürlüğünü kısıtlar ve çoğunluğun ortak düşüncelerde toplandığı yankı odalarına dönüşür tartışmaya oldukça açıktır. Ancak yapılan çalışmalarda bireylerin düşüncelerini paylaşmak konusunda çekimser kaldığı ve linç edilmekten korkmaları nedeniyle düşüncelerini ifade etmedikleri görülmektedir (Newport Institute, 2022 akt. Erem ve Hasdağ).

İptal Kültürünün Tarihsel Süreci

Tarihsel sürece etki eden ve iptal kültürü kavramını hayatımıza dâhil eden en önemli gelişme kuşkusuz #MeToo hareketi olarak adlandırılan ve kadınların maruz kaldıkları cinsel tacizleri ifşa ettikleri hashtag hareketidir. Çoğunluğun sesi çoğu zaman haksız olan kadar haklı olanın da sesini duyurabilecek etkiye sahiptir. Herhangi bir kontrol mekanizması bulunmadığı için bu yönüyle Antik Yunan uygulamalarından ayrılmaktadır. Nitekim bireysel adalet anlayışı beraberinde insana sınırsız özgürlük alanı tanıdığında insanları savundukları meselelerde daha güçlü kılmaktadır. Aslında tüm mesele, savunulan konunun ne kadar büyük bir kitleye uzandığı, ne kadar taraftar topladığıdır. Çoğunluğu güçlü kılan budur. Sosyal medya platformları da bu denetimsiz oyun alanında yeni bir norm üretme, var olan düşünceleri denetleme, kontrol etme, kamunun sayıca yeterli sayıda örgütlenmesi durumunda kişi veya kişileri cezalandırma görevini üstlenmek isteyen bireylerin mahkeme salonları haline gelmiştir.

Ruh Sağlığı Üzerindeki Etkiler

Linç kültürünün hedefi olan bireylerin ruh sağlığında birtakım sorunlar da meydana gelmektedir. Hedef alınan bireylerde depresif duygudurum, stres ve duygusal geri çekilme riski artmakta (Türker, 2025), zorbalığa uğrama ve intihar gibi pek çok olumsuz sonuç meydana gelmektedir (Fikri vd., 2022 akt. Erem ve Hasdağ). Ayrıca maruz kalan kişilerde öfke ve saldırganlık duyguları öne çıkmakta ve bireyler tepkilerini bir günah keçisi bularak farklı kişiler aracılığıyla uygunsuz biçimde göstermektedir.

Bir diğer örnek ise başta kadınlar olmak üzere pek çok kişinin dış görünüşünden ötürü maruz kaldığı linçtir. Kadınlar bu gibi tepkilerle başa çıkabilmek için genellikle çözümü güzellik merkezlerinde veya bir estetik cerrahi uzmanında aramaktadır. Başka bir deyişle, aslında her yoğun tepki beraberinde bireyler üzerinde olumsuz bir etki yaratmaktadır.

Sonuç

Sosyal medya ve insan insana ilişki kurulan pek çok uygulama, bireysel özgürlüklerin sınırlanamaz bir yeri haline gelmiştir. Sınırsız özgürlüğün bir sonucu olarak linç kültüründen faydalanan ve buna seyirci kalarak dolaylı olarak etkide bulunan her birey, gerçek mağdurların halkın önüne getirilmesinde bu davranışların devamlı olarak tekrarlanmasında önemli bir konuma sahiptir. Nitekim bireyler bireysel olarak tepki gösteremeyecekleri herhangi bir konuda kitleler halinde bir araya geldiklerinde daha rahat ve kontrolsüz şekilde konuşabilmektedir. “Benden olmayanın yok edilmesi” ilkesine dayanan bu anlayış, her ne kadar bireyler çoğunluğun sesine uymak konusunda psikolojik baskı hissetse de haklıyı haksız olandan, faili mağdurdan ayırmanın ve buna yönelik düşünsel süreçlerin önemi gün geçtikçe artmaktadır.

Kaynakça

Akmeşe, B., & Taşcıoğlu, R. (2025). İptal kültürü teorisi: İlgili literatür üzerine teorik bir inceleme. Istanbul Gelisim University Journal of Social Sciences, 12(1), 372-386. https://doi.org/10.17336/igusbd.1327342

Özer, B. (2025). İptal kültürü: Dijital çağda toplumsal denetimin yeni boyutu. İletişim ve medya çalışmaları dergisi(1), 53-74.

Erem, H. Ö. ve Hasdağ, D. (2024). Sosyal psikolojik açıdan linç kültürü: İlişkili olduğu etmenler ve sonuçları açısından bir derleme. Nesne, 12(31), 110-129.

Türker, E.S. (2025). Sosyal medyada linç kültürünün kullanıcılar üzerine etkisi: X uygulaması üzerinden netnografik analiz. Epigraf: Sanat, Dil ve Kültür Araştırmaları Dergisi, 2025/1(1), 33–48.

sinem nur Kadıoğlu
sinem nur Kadıoğlu
Sinem Kadıoğlu, psikoloji 3. sınıf öğrencisi olarak eğitim hayatına devam etmekte, bir dijital yayın platformunda ruh sağlığı ve toplumsal konularda haftalık podcast yayıncılığı yapmaktadır. Akademik eğitim hayatı boyunca klinikler, hastaneler ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarında staj deneyimi edinmiştir. İlgi alanlarında, bağımlılık, çocukluk çağı travmaları, depresyon, bilişsel davranışçı terapi ve varoluşçu psikoterapi yer almaktadır. Psikoloji bilimini aktif öğrencilik döneminde başvurduğu araştırma projeleri doğrultusunda keşfetmek, yeni ilgi alanlarına yönelmek ve sonrasında mesleğinde uzmanlaşarak öğrendiği bilgileri diğerleriyle paylaşarak güçlendirmek isteyen yazar, alanında yaptığı okumalara ve çalışmalara devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar