Yas, kayıp karşısında ortaya çıkan olağan ve doğal bir süreçtir. Dünya üzerinde hiçbir insan yoktur ki kaybı ve dolayısıyla da ortaya çıkan yas sürecini deneyimlememiş olsun. Anne karnını kaybetmekle başlayan bu süreç pek çok kayba yer vererek en sonunda kendi hayatımızın kaybıyla son bulur. Yaşam kayıplar karşısında yapıp ettiklerimizden ibarettir (Keser, 2023).
Yasın Beş Aşaması ve İnkarın İşlevi
Olağan yas süreci; inkar, öfke, pazarlık, depresyon ve kabul olmak üzere beş aşamadan oluşmaktadır (Kübler-Ross ve Kessler, 2009). İlk aşamayı oluşturan inkarda hayat, kaybı deneyimleyen kişi için oldukça anlamsızlaşmıştır. Kişi hayata neden ve nasıl devam edeceği üzerinde düşünmeye başlar. Bu durumda inkar kişinin hayatta kalmasını mümkün kılar. Kayba dair bireyin kaldıramayacağı kısımlar inkar mekanizması tarafından dışlanır (Kübler-Ross ve Kessler, 2009). Kelime anlamı bakımından gerçeği bile isteye çarpıtmak şeklinde olumsuz bir anlama sahip olsa da inkar, özellikle yas süreci söz konusu olduğunda sanıldığı kadar zararlı bir konumda görünmemektedir (Keser, 2023).
Irvin D. Yalom, ölüm gerçeğini güneşe benzetmektedir. Güneşe bakmak yani ölümle uzun süre yüzleşmek kişi için oldukça ac vericidir, kişiyi depresyona sürükleyerek gündelik hayat işlevselliğini kaybetmesine yol açabilmektedir. Bu nedenle birey güneşe yani ölüm gerçeğiyle oldukça kısa süreliğine yüzleşir sonrasında ise yüzleşme, yerini inkara bırakmaktadır (Yalom, akt., Keser, 2023). Volkan ve Zintl’e göre (2010) savunma mekanizması kayıp gerçeğinin sindirilmesine hizmet etmektedir. Aktarılan bilgiler göz önüne alındığında inkarın yas sürecinde geçici bir sığınak olarak yer aldığını söylemek mümkündür. Peki inkar kayıp yaşayan kişi için ne zaman düşman haline dönüşür?
Koruyucu Faktörden Kronik Soruna Dönüşüm
İnkarın yas sürecinde bireyi koruyucu faktör olarak kalabilmesi için geçici bir süre varlığını sürdürmesi gerekmektedir. Aksi takdirde tamamlanmamış bir inkar süreci uzamış yasın yordayıcısı konumuna gelebilirken, bireyin benlik bütünlüğünü bozarak psikotik bir ruh hali içerisine girmesine sebebiyet verebilmektedir (Pulat, 2020). Örneğin yıllar geçen bir ölümün ardından kayıp yaşayan bireyin; kaybedilene dair tüm eşyaları saklayan, yemek masasına devamlı olarak onun için bir tabak fazla koyan insanlarda inkarın uyumsuz bir nitelik kazandığını söylemek mümkündür (Keser, 2023). Benzer nitelikte sonuçlara ulaşan bir araştırma, sağlık kaybı yaşayan kanser hastalarıyla gerçekleştirilmiştir. Buna göre kanser hastalarında yoğunluklu bir şekilde inkarı başa çıkma stratejisi olarak kullanmanın, hastanın travma sonrası büyüme düzeyiyle negatif yönde ilişki gösterdiğini bulgulanmıştır (Jaafar ve ark., 2021).
İnkarın Uzun Vadeli Bedelleri ve İşlevsellik
Yasın sağlıklı işlemesi, gerçekliğin yani kaybın kabulüyle mümkündür. Bu kabul süreci kimi zaman bireyin çevresindeki kolaylaştırıcı unsurlardan yardım almasını içermektedir. Oysa uzamış inkar kişinin ihtiyaç duyduğu yardımları araması önünde engel teşkil edebilir (Maroko, 2020). İnkâr; bireyin destek ve başa çıkma fırsatlarını fark etmesini engellerken, işlenemeyen travmatik içeriğin bellekte birikmesine ve zamanla kabuslar, yoğun duygulanım dalgaları ve istemsiz hatırlamalar biçiminde ortaya çıkmasına neden olmaktadır (Roth ve Cohen, 1986). Lazarus (1983), inkârın yalnızca sınırlı bir zaman diliminde yararlı olabileceği ve daha sonraki süreçlerde bedelinin ortaya çıkabileceği görüşünü desteklemektedir.
Kaçınmacı başa çıkma stratejisi olarak inkar, özellikle duygusal kaynakların sınırlı olduğu erken dönemde değerli bir başa çıkma biçimi olabilmektedir. İnkar, aklın gerçeği reddetmesi gerçekle ilgilenmemesi şeklinde tanımlanan ilkel bir savunma mekanizmasıdır (Freud, 1936; Moore ve Rubinfine, 1960, akt., Blackman, 2014). Bu nedenle inkar, doğası gereği bireyi rahatsız edici durumla yüzleşmesini engelleyen kaçınmacı bir başa çıkma stratejisidir (Bailey ve Pico, 2023). Kayıp sonrası uzamış inkar, günlük hayatın pek çok noktasında kendini gösterebilmektedir. Bu olumsuz etkiler bireyin yaşamında sürdürmesi gereken sorumluluk ve işleyişi aksatarak günlük psikolojik işlevsellik bozulması, kişisel gelişimin engellenmesi, sosyal ilişkilerin zedelenmesi, yardım arama davranışının engellenmesi şeklinde bireyin karşısına çıkabilmektedir (McLeod, 2024).
Somut Bir Örnek: Akademik ve Sosyal Çöküş
Bir örnekle aktarılanları somutlaştırmanın faydalı olacağı düşünülmektedir. Annesini kaybeden bir üniversite öğrencisi, kaybı inkâr ederek derslerine devam etmeye çalışır. Ancak birkaç hafta içinde sınavlara hazırlanamaz, ödevlerini teslim edemez ve derslere geç kalmaya başlar. Arkadaşlarının desteğini reddeder ve iyi olduğunu belirterek konudan kaçınır. Geceleri uyuyamaz, gün içinde yorgun hisseder ve rehberlik hizmetlerine başvurmayı erteler. Zamanla akademik performansı düşer ve sosyal ilişkileri belirgin biçimde zayıflar. Bu örnek, inkârın kısa vadede işlevselliği koruyor gibi görünmesine karşın, uzun vadede günlük yaşamı çok boyutlu olarak bozabileceğini göstermektedir.
Bu makalede aktarılanlar göz önüne alındığında, inkarın yas süreci için kısa vadede işlevsel nitelikte geçici bir sığınak olduğunu ancak uzun vadede inkara başvurmanın yas için düşman olduğunu söylemek mümkündür.


