Salı, Ocak 20, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

İlişkide Duygusal Dalgalanmaların Psikolojisi

İnsan ilişkileri, doğası gereği lineer bir düzlemde ilerlemez; aksine, yoğun hazlar ile derin hayal kırıklıkları arasında gidip gelen döngüsel bir yapı arz eder. Modern psikoloji literatüründe “duygusal dalgalanmalar” (affective lability), genellikle bireysel bir semptom olarak ele alınsa da, romantik ilişkiler bağlamında bu durum iki dinamik sistemin çarpışmasıdır. Bir ilişkideki duygusal istikrar, sadece partnerlerin karakter özelliklerine değil, aynı zamanda birbirlerinin duygusal regülasyon süreçlerini nasıl etkilediklerine (co-regulation) bağlıdır. Bu makalede, ilişkilerdeki iniş çıkışların temelindeki psikodinamik süreçler, bağlanma kuramı ve nörobiyolojik temeller ışığında incelenecektir.

Bağlanma Kuramı ve Duygusal İniş Çıkışlar

Duygusal dalgalanmaların temelinde yatan en güçlü açıklamalardan biri John Bowlby’nin temellerini attığı Bağlanma Kuramı’dır. Kaygılı bağlanma stiline sahip bireyler, partnerlerinden gelen en ufak bir mesafeyi bir “terk edilme sinyali” olarak algılama eğilimindedir. Bu durum, duygusal bir hiper-aktivasyona ve ardından gelen yoğun bir öfke veya hüzün dalgasına yol açar. Hazan ve Shaver (1987), yetişkin romantik ilişkilerinin çocukluktaki bağlanma modellerinin bir yansıması olduğunu savunur. “Kaygılı-kararsız bağlanan bireyler, partnerleriyle birleşme arzusu ile reddedilme korkusu arasında sıkışıp kaldıklarından, duygusal bir ‘roller coaster’ (lunapark treni) deneyimi yaşarlar” (Hazan & Shaver, 1987). Burada dikkat çekilmesi gereken nokta, bu dalgalanmaların sadece “sorunlu” kişiliklerden kaynaklanmadığıdır. Aslında bu, sistemin kendini koruma çabasıdır. Partnerine ulaşamayan birey, tepkisini uçlarda yaşayarak partnerinin dikkatini çekmeye çalışır; ancak bu “duygusal çığlık” genellikle karşı tarafın daha fazla geri çekilmesine neden olur.

Nörobiyolojik Temeller ve Duygusal Su Baskını

Nörobiyolojik açıdan bakıldığında, ilişkideki çatışma anlarında beynin rasyonel karar verme merkezi olan prefrontal korteks devre dışı kalırken, ilkel korku merkezi olan amigdala kontrolü ele alır. Gottman (1994), bu durumu “duygusal su baskını” (flooding) olarak tanımlar. Bu aşamada birey, partnerini bir “güvenli liman” olarak değil, bir “tehdit unsuru” olarak görmeye başlar. “Partnerlerin nabız sayısı dakikada 100’ün üzerine çıktığında, bilişsel işlemleme durur ve yerini savunma mekanizmalarına bırakır” (Gottman, 1994). Bu biyolojik tepki, küçük tartışmaların neden bir anda devasa duygusal krizlere dönüştüğünü açıklar.

Duygusal Bulaşma ve Regülasyon

Ayrıca, “duygusal bulaşma” (emotional contagion) kavramı da bu dalgalanmalarda kilit rol oynar. Hatfield, Cacioppo ve Rapson (1994) tarafından öne sürüldüğü üzere, bireyler partnerlerinin yüz ifadelerini, ses tonlarını ve duruşlarını farkında olmadan taklit ederler. Eğer bir partner yoğun bir stres altındaysa, bu durum hızla diğer partnerin duygu durumuna sirayet eder ve ortak bir gerginlik alanı yaratır.

İlişkilerde duygusal dalgalanmalar kaçınılmaz olsa da, bu dalgalanmaların şiddeti ve sıklığı ilişkinin uzun ömürlülüğünü belirleyen kritik faktördür. Araştırmalar göstermektedir ki; duygusal dalgalanmaları kontrol altına almanın yolu, bireysel farkındalıktan ve partnerlerin birbirlerinin “tetikleyicilerini” tanımasından geçer. Sağlıklı bir ilişkide asıl mesele dalgaların hiç olmaması değil, fırtına koptuğunda gemiyi birlikte nasıl yüzdüreceğini bilmektir. Duygusal regülasyon kapasitesini artırmak ve çatışma anlarında “mola verme” (timeout) tekniklerini kullanmak, amigdalanın yarattığı kaosu dindirebilir. Sonuç olarak, duygusal iniş çıkışlar, doğru yönetildiğinde partnerleri birbirine daha derinden bağlayan birer öğrenme fırsatına dönüşebilir.

Kaynakça

  • Bowlby, J. (1988). A Secure Base: Parent-Child Attachment and Healthy Human Development. Basic Books.

  • Gottman, J. M. (1994). What Predicts Divorce? The Relationship Between Marital Processes and Marital Outcomes. Lawrence Erlbaum Associates.

  • Hatfield, E., Cacioppo, J. T., & Rapson, R. L. (1994). Emotional Contagion. Cambridge University Press.

  • Hazan, C., & Shaver, P. (1987). Romantic love conceptualized as an attachment process. Journal of Personality and Social Psychology, 52(3), 511–524.

  • Mikulincer, M., & Shaver, P. R. (2007). Attachment in Adulthood: Structure, Dynamics, and Change. Guilford Press.

Mehmet Karahan
Mehmet Karahan
Mehmet Karahan, 2003 doğumlu olup Cumhuriyet Üniversitesi Psikoloji Bölümü 3. sınıf öğrencisidir. Lisans eğitimine devam ederken çeşitli staj programlarında yer almış, farklı seminer ve eğitimlere katılarak akademik bilgisini pekiştirmiştir. Psikoloji kulübü başkanlığını yürütmektedir. Hâlen bir akademinin temsilciliğini üstlenmekte; bu görev aracılığıyla alanındaki güncel gelişmeleri takip ederek mesleki ağını genişletmektedir. Hem teorik bilgisini hem de pratik deneyimini derinleştiren Karahan, alanın dinamik yapısına uyum sağlamak için sürekli öğrenmeyi ilke edinmiştir. Psikolojiye dair kaleme aldığı yazılarla bilgi ve gözlemlerini okuyucularla buluşturmayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar