Cuma, Şubat 20, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

İçimdeki Yabancının Yükselişi: Golyadkin ve Gölgesi

Fyodor Dostoyevski, kalemiyle insan psikolojisini derinlemesine çözümleyen bir yazar olarak edebiyat tarihinde önemli bir yer edinmiştir. Yazdığı “Öteki” adlı romanında “Golyadkin” karakteri, içsel bölünmenin somut hali ile karşımıza çıkmaktadır. Golyadkin’in “Öteki”si yalnızca fiziksel anlamda bir ikiz değil; bastırılmış arzularının, korkularının ve toplumsal kaygılarının yansımasıdır.

Öteki

Roman, içine kapanık ve güvensiz bir memur olan Golyadkin’in, kendisinin tıpatıp aynısı ama daha başarılı ve özgüvenli bir “öteki”yle karşılaşmasını anlatır. Öteki, Golyadkin’in hayatını yavaş yavaş ele geçirir. Golyadkin artan korku ve paranoyayla ruhsal çöküş yaşar ve sonunda akıl sağlığını yitirir. Jung der ki: Gölge, olmak istemediğimiz ama aslında bize ait olan tarafımızdır. Onu inkar ettikçe güçlenir ve bizi yönetir.

Jung’un Gölge Arketipi

Carl Gustav Jung, yaşamının büyük bir kısmını arketip kuramını geliştirmeye adamıştır. Peki arketip nedir? Bunu basitçe açıklayacak olursam; tüm insanlarda olan, ortak ruhsal kalıplardır ve evrenseldir. Birçok arketip vardır ancak biz bu yazıda “Gölge” arketipini ele alacağız. Gölge: Kökenini evrimden alan insanın en tehlikeli ve güçlü arketipidir. Kişinin “Bu ben değilim!” diyerek bilinçdışına ittiği yönlerini temsil eder. Bu yönler bastırıldıkça daha da kuvvetlenir. İnsanı gizliden tüketen bir parazite dönüşür. Var olabilmek, bu parazite karşı bir bağışıklık geliştirmeyi gerektirir. Bu bağışıklık, gölgenin isteklerini sınırlayabilecek güçte bir persona tarafından kurulur. Birinin bencilliğinden rahatsız olan kişi zamanla kendini insanlara feda eden bir role bürünebilir. Ancak bunun ardında, gölgeye itilmiş bir bencillik eğilimi olabilir. Gölgenin içindeki hapsedilmiş ögeler bilinçli hayatta her şey yolundayken ortaya çıkmaz. Kişi sarsıcı ya da zorlayıcı bir durumla karşılaştığında, gölge üstünlük kurmaya çalışır. Gölge, insana ruh ve canlılık katar; reddedildiğinde kişilik sönük kalır.

Öteki’nin Gölgesini İnceleyelim

Kitaptaki tabiri ile başkahramanı Büyük Golyadkin ikizini ise “Küçük Golyadkin” olarak ele alalım. Büyük Golyadkin, sürekli kendini denetleyen ve toplum tarafından kabul görmek için çabalayan bir figür olarak karşımıza çıkar. İçinde diğer insanlara karşı biriktirdiği; öfke, nefret, hırs ve kıskançlık gibi duygular vardır ancak oluşturduğu persona ve ahlaki kaygıları nedeniyle bunları dış dünyaya yansıtamaz. İçsel gerilim gittikçe büyür.

Bir gün, bir davete izinsiz katılması ve orada yaşadığı aşağılanma ile gerilim zirveye ulaşır. Yıkılmaya yüz tutmuş benlik duvarları yerle bir olur. O geceden sonra, sokakta yürürken karanlığın arasında Küçük Golyadkin’i görür. Ona tıpa tıp benzeyen ikizinin ortaya çıkışı Büyük Golyadkin’in hayatının akışını tamamen değiştirecek, içsel dengelerini altüst edecektir.

Küçük Golyadkin’in ilk ortaya çıkışı tehditkâr değildir. Aksine, dostça ve anlayışlı bir tavır sergiler; Büyük Golyadkin’in söyleyemediği sözleri söyler, yapamadıklarını yapar. Ancak zamanla Küçük Golyadkin, toplumsal alanda onun yerini almaya başlar; daha uyumlu, daha becerikli ve daha cesur bir figür olarak çevre tarafından benimsenir. Tüm bunlar Büyük Golyadkin’i adeta çılgına çevirir.

İçindeki kıskançlık duygusu büyür ve Küçük Golyadkin’i yok etmek ister. Gölgesine “Öteki” der; çünkü onu tam olarak tanıyamaz. Gölgesi, kurduğu kimliği sarsmaktadır. Büyük Golyadkin kendini şöyle savunur: “Ben dürüstüm, mütevaziyim, iyi bir memurum.” Ancak gölgesi karşılık verir: “Hayır, sen kıskançsın ve güç istiyorsun.” Artık içsel çatışma görünür hâle gelmiştir; bastırılmış arzular ve toplum tarafından onaylanan persona, birbirine karşı durmaktadır. Küçük Golyadkin’in varlığı, Büyük Golyadkin’in kontrol altına almaya çalıştığı kimliğini tehdit etmektedir. Büyük Golyadkin’in yaşadığı içsel çatışma, paranoyadan daha başkadır ve derindir.

Romanın sonunda, Büyük Golyadkin’in giderek yalnızlaşması ve kendi kimliğini koruyamayışı, gölgenin ne kadar güçlü ve sinsi bir şekilde insanı yönlendirebileceğini gözler önüne serer. Golyadkin’in trajedisi, gölgenin tanınmadığında ne kadar yıkıcı olabileceğini gösterir. Böylece Dostoyevski, okura yalnızca bireyin içsel bölünmesini değil, aynı zamanda kendi karanlık yönleriyle yüzleşmenin kaçınılmazlığını da hatırlatır: İçimizdeki Öteki’yi tanımadan, gerçek bir bütünlüğe ve içsel dengeye ulaşmak mümkün değildir.

Kaynakça

 Geçtan, E. (2022). Psikanaliz ve sonrası. İstanbul: Metis Yayınları Jung, C. G. (2023). Dışa bakan rüya görür, içe bakan uyanır. İstanbul: Destek Yayınları

irem okan
irem okan
Psikoloji lisans eğitimini tamamlamış bir psikologdur. Klinik alanda bilişsel davranışçı terapi ekolü üzerine aldığı eğitimle çalışmalarını sürdürmekte, aynı zamanda dinamik psikoterapi alanındaki eğitim ve okumalarıyla kuramsal derinliğini geliştirmektedir. Bir sosyal sorumluluk projesi kapsamında; toplumsal cinsiyet normları ve eşitlik temalı çocuk masalı yazarlığı deneyimi edinmiştir. Yazılarında insan ruhunun bastırılan, karanlıkta kalan yönlerini ele alır. Psikolojide düşündüren ve yüzleştiren bir anlatım dilini benimseyerek, psikolojik süreçleri yaratıcı ve çarpıcı perspektifle okurla buluşturur.

4 YORUMLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar