Sosyal medyada stalklamak (ya da stalk yapma) bir kişinin başkasının sosyal medya hesaplarını fark ettirmeden takip etmesi, geçmiş paylaşımlarını incelemesi, fotoğraflarını gizlice görüntülemesi anlamına gelir.
Stalk yapmanın ortaya çıkışı da internetin büyümesi ve sosyal medya platformlarının yaygınlaşmasıyla ilgilidir. Sosyal ağların güçlenmesi insanlardaki merak duygusunu tetikleyerek “stalker” kavramını hayatımıza sokmuştur. Pek çok kişi stalk’lamayı başta masum bir gözlem sayarken, zamanla bu eylem özel hayatın ihlali tartışmalarını da beraberinde getirmiştir.
İnsanları stalk yapmaya iten nedenler çok çeşitlidir. Genelde aşağıdaki duygular ve ihtiyaçlar rol oynar:
-
Merak: Başkalarının yaşamını öğrenmeye yönelik güçlü bir içgüdüdür. Stalk eylemini gerçekleştirenlerin temel motivasyonu merak duygusudur. İnsanlar, sosyal medyada iletişim kuramadıkları kişileri merak yüzünden takip etme eğilimindedir; özellikle duygusal bağ kurdukları kişiler hakkındaki merakları stalklama davranışını tetikler.
-
Kıskançlık ve Güvensizlik: Romantik ilişkilerde veya sosyal karşılaşmalarda görülen kıskançlık duygusu stalk’a yol açabilir. Örneğin retroaktif kıskançlık durumunda kişiler, partnerlerinin geçmiş ilişkilerini takıntı haline getirip sosyal medyasında eski fotoğraflarını incelerler. Bu davranış, kişide aşırı kaygı ve depresif ruh hali yaratabilir. Kıskançlık, çoğunlukla özgüven eksikliği ve yetersizlik hissiyle bağlantılıdır: Geçmiş ilişkiyi şimdikiyle kıyaslama ihtiyacı bu eksikliğin bir belirtisidir. Kısacası, güven duygusu zayıf olanlar sosyal medyada eski partnerlerini takip edip onları inceleyerek rahatlamaya çalışabilir.
-
Aidiyet ve FOMO (Kaçırma Korkusu): Sosyal medyadaki paylaşımlarla sanal topluluk tarafından kabul görme isteği, “kaçırma korkusu” (FOMO) hissini tetikleyebilir. Örneğin “arkadaşlar neler yapıyor” merakı, özellikle yalnız veya uzak kalmış hisseden bir kişinin sosyal medya üzerinden o bağa tutunma çabasına dönüşebilir.
-
Özlem ve Tek Taraflı Bağlanma: Özellikle eski bir sevgili veya uzak bir kişiyle ilgili duyulan yoğun özlem, tek taraflı bir sanal bağ üzerinden devam ettirilebilir. Örneğin “hikayesinin sonunu çok merak ettiğiniz birisi” olduğunda, onun yaşamının gidişatını anlamak için sosyal medya profiline bakmak sık yapılan bir davranıştır. Ancak bu durum kişinin kendini kandırmasına ve geçmişte yaşamaya devam etmesine neden olabilir.
-
Sosyal Karşılaştırma: Kişisel tatminsizlik de stalk’un nedeni olabilir. İnsanlar kendilerini başkalarıyla kıyaslayarak değer ölçmeye çalıştıklarında sosyal medya bir tuzak haline gelebilir.
Yani stalklama motivasyonları genellikle merak, kıskançlık/güvensizlik, aidiyet özlemi, özlem duygusu ve karşılaştırma etrafında şekillenir. Bu ihtiyaçlar ve duygular kişiyi sosyal medyada iz sürmeye, bir tür kontrol veya tatmin aracı olarak yararlanma çabasına itebilir.
Duygusal İlişkilerde Stalk Davranışı
Romantik ilişkilerde stalklama sık rastlanan bir olgudur. Ayrılık yaşamış veya karşılıksız duygular besleyen kişiler, eski partnerlerini ya da ilgilendikleri kişileri sosyal medyada takip ederek yakınlık hissetmeye çalışabilir. Yüksek öz-kontrolü olanlarda bu davranış çok daha nadir gözlenir. Ayrıca, sosyal medyayı aktif kullanan kişilerin partnerlerini izleme olasılığı daha yüksektir. Bu durum, ilişki içindeki güvensizlik ve kontrol ihtiyacını yansıtır.
Ancak sürekli eski sevgiliyi stalklamak psikolojik olarak zararlı olabilir. Yani duygusal ilişkilerde stalk yapmak, başlangıçta merakın tatmini gibi görünse de uzun vadede kaygı, takıntı ve gerçeklikten kopma gibi olumsuz sonuçlar doğurabilir.
Stalk Yapmanın Kişinin Psikolojisine Etkileri
Stalk yapmanın olumlu etkisi genellikle kısa ömürlüdür. Çoğu kişi bu eylemden önce merakını gidermek veya bir nebze olsun huzur duygusu elde etmek ister. Yani kişi bir süre için merakını giderir, kontrol hissiyle bir rahatlama duygusu yaşar.
Ancak stalk yapmanın olumsuz etkileri çok daha ağırdır. Bir çalışma, bu davranışın kişiyi kısa zamanda alışkanlık hâline getirdiğini vurgular. İlk başta zevkli gelen takip etme eylemi kısa sürede “yapmak zorunda” kalınan bir takıntıya dönüşür; kişi gün içinde defalarca sosyal medyayı kontrol etme ihtiyacı duyar, yapmazsa kendini huzursuz hisseder. Uzmanlar bunun obsesif kompulsif bir süreç haline gelebileceğini belirtir. Sonuç olarak stalkerlar arasında giderek artan kaygı, odaklanamama, uyku düzensizliği ve duygusal yıpranma görülebilir.
Özetle, stalking yapmanın sağladığı kısa süreli merak tatmini veya kontrol duygusu ağır bir bedelle gelmektedir. Bu davranış zamanla strese, obsesyona ve psikolojik huzursuzluğa dönüşür. Kişinin günlük yaşamı ve ruh sağlığı ciddi şekilde etkilenebilir.
Stalk Davranışıyla Başa Çıkma ve Farkındalık Geliştirme
Stalk yapma eğilimiyle başa çıkmak için önce bu davranışın normalleşmesine izin vermemek önemlidir. Kişi merak ettiğinde bile bu dürtüleri kontrol edebilmeli, ne kadar zaman harcadığına dikkat etmelidir. Uzmanlar, aktif sosyal medya kullanımını sınırlamayı ve gerçek dünyadaki ilişkilere odaklanmayı önerir. Örneğin telefonunuzu kenara bırakarak yakın bir arkadaşla yüz yüze vakit geçirmek, beyninize yeni uyaranlar sağlar ve sosyal medya kontrol ihtiyacını azaltır.
Mahremiyet, Merak ve Biz
Sosyal medya çağında, merak ve bağlantı ihtiyacımızla özel hayatımız arasındaki çizgi belirsizleşiyor. Stalk yapmak –çok sıkı olmasa da– toplumda yaygın kabul gören bir davranışken, bunun bedelini çoğu zaman fark etmiyoruz. Bu dijital dünyada, başkalarının hesaplarını “gizlice” dolaşarak merakımızı giderirken belki de en çok kendi sınırlarımızı ihlal ediyoruz. Uzmanlar uyarıyor: kimin hayatını merak ediyorsak, o kişi artık hayatımıza dahil olmayabilir; stalk’ladıkça kendi şimdiki hayatımızdan kopuyor olabiliriz.
Düşünelim: Birilerinin bizim özel hayatımıza bu kadar kolay erişebildiği bir ortamda mahremiyetimize ne kadar hak tanıyoruz? Sosyal medyada başkasını izlerken, acaba başkası da bizi izliyor mu? Bu sorular, modern ilişkilerde sadece çevrimiçi mahremiyet ve etik meselelerini değil, aynı zamanda kendi içsel güvenimiz ve insanlarla nasıl etkileştiğimiz sorusunu da gündeme getiriyor. Stalklamanın cazibesi düşündürücü; ama bu dijital dolapta ne sakladığımızı ve neyi açığa çıkardığımızı bilinçle seçmek belki de geleneğimizdeki en büyük sınav olabilir.


