Cuma, Ocak 16, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Bağlanma Stilleri: Aşkın Görünmez Dinamikleri

Aşık olmak, sevmek, bağlanmak ve ilişkiler, insan doğasının kaçınılmaz gerçekleridir. Bağlanma stillerimiz ise ilişkilerimizin temel taşı niteliğindedir. Gelişim gösterdiğimiz her evrede bağlanma stillerimizin büyük oranda değiştiğine de şahit oluruz. Bebekken annemizle kurduğumuz ilk bağ, yaşamımız boyunca kuracağımız her ilişkiyi büyük oranda etkiler ve belirler. Annemizle olan ilk ilişkimizden sonra sıra akrabalara, arkadaşlara ve romantik partnerlere gelir. Romantik ilişkilerimizin dinamikleri de bağlanma stillerimizle paralel şekilde ilerleme gösterir. Yani aslında ilişkilerde yaşadığımız sorunlar veya doyumlar bağlanma şeklimizle ilgilidir diyebiliriz. Birden fazla bağlanma şeklimiz söz konusudur, gelin bu bağlanma şekillerini beraber inceleyelim.

Bağlanma Stilleri Nedir ve Kaç Farklı Türdür?

Bağlanma kuramı, kişinin erken çocukluk döneminde ilgi ve bakımını üstlenen kişiyle (genellikle anneleriyle) kurduğu ilişkinin niteliğinin, yaşamın daha sonraki dönemlerinde onun duygu, düşünce, davranışlarında ve kurulacak olan ilişkilerinde belirleyici olduğunu vurgulamaktadır (Bowlby, 2012). Diğer bir deyişle, bağlanma teorisi insanlarla yakınlık kurma biçimimizin önceki yaşam (özellikle çocukluk çağımızdaki) deneyimlerimize dayandığını savunur.

4 ana başlık olarak bağlanma stillerini inceleyebiliriz. Bunlar güvenli bağlanma, kaçıngan bağlanma, kaygılı bağlanma ve korkulu-kaçıngan bağlanma (düzensiz bağlanma) olarak karşımıza çıkar.

Güvenli bağlanma, bağlanma stilleri içindeki en sağlıklı bağlanma türü olarak literatürde karşımıza gelir. İlişkide güvenli bağlanmaya sahip birey kendine ve partnerine güvenen, duygusal olarak dengeli ve ilişkideki yakınlıktan çekinmeyen bireydir. Partnerlerden ikisi de güvenli bağlanma sergileyebilirse ilişkilerinde daha mutlu olabilirler ve doyuma ulaşabilirler.

Kaygılı Bağlanmaya sahip bireylerin ilişkide en çok ihtiyaç duyduğu unsur onaylanma ihtiyacı olabilir. Kaygılı bağlanan bireyler ilişkilerinde sık sık endişe yaşayabilirler. Bu yüzden aşırı ilgi beklentileri var olabilir. Partnerlerinin davranışlarına aşırı dikkat etmekle beraber farklılık olduğunu düşünürlerse aşırı bir kaygı hissedebilirler. Terk edilme korkusu bu kaygılarını tetikleyebilir. Erken yaşta, bakım verenlerin tutarsız davranışları bu bağlanma stiline yol açabilir. Her ne olursa olsun, kaygılı bağlanma stiline sahip bir bireyi güvenli bağlanan bir birey haline getirmek mümkündür.

Kaçıngan bağlanmaya sahip bireyler için her daim bir mesafe söz konusu olabilir. Bağımsızlıklarını koruma çabaları mevcuttur. Bu mesafe genellikle duygusal olarak görülür ve kaçıngan bağlanan kişiler için ilişkide yakınlık kurmak zorlayıcı olabilir. Bu durumun temel sebebi çocukluk döneminde ebeveynlerinin kişiye ilgisiz ve mesafeli davranması olabilir. Bu kişiler duygularını ifade etmekte zorlanabilir ve partnerine güvenemeyebilir. Bu durumda kişi uzun vadeli ilişkiler kuramayabilir.

Korkulu-Kaçıngan bağlanma, diğer bir adıyla düzensiz bağlanma ise hem kaygılı hem de kaçıngan bağlanma stillerinden gelen davranışların bir kombinasyonu gibi görünebilir. Düzensiz bağlanan bireyler, kaçıngan bağlanma stiline sahip bireyler gibi, romantik partnerlerinden uzak dururlar. Ancak, kaçıngan bağlanan bireylerden farklı olarak, partnerlerinin sevgisi, güvenilirliği ve dürüstlüğü konusunda endişe ve ihtiyaç hissetmeye devam ederler. (Schachner, Shaver & Mikulincer, 2003, s. 248). Bu bağlanma stiline sahip bireyler, duygusal olarak bağlanmamak adına partnerini uzakta tutmaya eğilim gösterebilir. Bu durum, bireyin romantik ilişkilerinde flört aşamasında uzun süre geçirmesi anlamına gelebilir. Bu her daim tercih ettikleri veya istekleri bir durum olmayabilir. Birine yakınlaşmaktan korktukları için bu aşamayı daha rahat bulabilirler. Bir araştırma, korkulu kaçıngan bağlanma stiline sahip kişilerin diğer bağlanma stillerine göre daha fazla cinsel partneri ve daha yüksek cinsel uyumu olma eğiliminde olduklarını ortaya koymuştur (Favez & Tissot, 2019).

Sonuç

Romantik ilişkilerimizde sahip olduğumuz dinamiklere göre bazı sorunlar ve doyumlar yaşarız. Bu ilişki dinamiklerimiz bir nevi bağlanma stilimiz olarak da görülebilir. Romantik ilişkiler, erken bağlanma stilini yansıtma eğilimindedir, çünkü bir kişinin çocukluk döneminde bakıcısıyla yaşadığı deneyimler, daha sonraki ilişkilerinde, örneğin ebeveynleri, arkadaşları ve romantik partnerleriyle de aynı deneyimleri yaşamasına yol açar (Bartholomew ve Horowitz, 1991). Ancak, bağlanma stillerinin değişken olduğu ve yaşam boyu dalgalanmalar gösterdiği yönünde araştırmalar bulunur. (Waters, Weinfield ve Hamilton, 2000). Bu durumda bireylerde bağlanma stili ve sistemi bebeklik veya çocukluk döneminde son bulmaz, yaşam boyu devam eder.

Kaynakça

Bowlby, J. (2012). Attachment and loss. Bartholomew ve Horowitz, 1991 Favez & Tissot, 2019 Schachner, Shaver & Mikulincer, 2003, s. 248 Waters, Weinfield ve Hamilton, 2000

Meryem Ayca Keskin
Meryem Ayca Keskin
Meryem Ayca Keskin, Doğu Akdeniz Üniversitesi İngilizce Psikoloji Lisans öğrencisidir. Klinik psikoloji alanında uzmanlaşmayı hedeflemekte olup; sosyal ilişkiler, depresyon ve anksiyete, sosyal medya, fobiler, yeme bozuklukları, çocukluk döneminin birey gelişimine etkileri ve çift terapisi gibi konulara ilgi duymaktadır. Lisans eğitiminin yanı sıra sürekli olarak kendini geliştirmeyi ve mesleki alanda ilerlemeyi amaçlamaktadır. Aldığı çeşitli eğitimler ve klinikte yaptığı gönüllü stajyerlik deneyimleri, bu hedef doğrultusundaki en güçlü örneklerdir. Psikolojiye ilgi duyan herkesi bilgilendirmeyi ve aydınlatmayı amaçlayan Keskin, sade, akıcı ve herkesin rahatlıkla anlayabileceği bir dil kullanarak psikoloji meraklılarına ulaşmayı hedeflemektedir. 23 yaşında başladığı bu yolda, bilgi paylaşımının dönüştürücü gücüne inanmaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar