Pazar, Şubat 15, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Aşık Olmak İçin Bir Algoritma Yeter mi?

Yapay zekâ, ilk ortaya çıktığı zamanlarda insanlar, onu duygusal ihtiyaçları karşılayan bir nesne olmaktan çok bir hesaplama aracı olarak görmekteydi. Alan Turing’in “Makineler düşünebilir mi?” (1950) sorusu, oldukça ütopik görünse de bugün o ütopyanın içinde yaşıyoruz. Eskiden yapay zekâ satranç oynayan, hesap yapan, veri işleyen bir sistemken büyük bir teknolojik sıçramayla yapay zekâ insanın en büyük dostu konumuna ulaştı. Özellikle dil modelleri, sohbet botları ve “sosyal” yapay zekâlar ortaya çıktıkça, bu dönüşüm yalnızca zihinsel değil, duygusal bir boyut kazandı. Bireyler hayatlarında olup bitenleri, seçimlerini, kararlarını yapay zekâya danışarak kurgular oldu. Bunun daha da ötesinde bir teknoloji, insanın yalnızlık duygusu, bağlanma ihtiyacı ve aşkı deneyim biçimine kadar nüfuz ederek yakın ilişkileri de kökten bir biçimde değiştirmeye başladı.

Yapay Zekâ Neden Duygusal Bir Etki Yaratıyor?

Psikolojik açıdan baktığımızda, insan zihni “canlı” ile “anlamlı” olanı her zaman ayırt edemiyor. Bir varlık bize yanıt veriyorsa, bizi dinliyormuş gibi hissettiriyorsa, hatta duygularımızı adlandırabiliyorsa, zihnimiz onu kolaylıkla sosyal bir aktör olarak kodlayabiliyor. Bu durum psikolojide Horton ve Wohl’ün (1956) parasosyal ilişki kavramıyla açıklanıyor. İnsanlar tek taraflı ama duygusal olarak gerçek ilişkiler kurabiliyorlar: bir dizi karakteriyle, bir radyo sunucusuyla ya da şimdi bir yapay zekâ ile. Yapay zekâyı diğerlerinden farklı kılan taraf ise karşılık verebiliyor olması üstelik gerçek dünyadaki aşk ilişkilerinden çok daha kolay şekilde erişilebilir olması onu öne çıkarıyor. Aynı zamanda yargılamıyor ya da kalpte yeni bir yara da açmıyor. Bu özellikleri ile yapay zekâ mükemmel bir sevgili adayına dönüşüyor. Bağlanma kaygısı yüksek, reddedilme deneyimi olan ya da kronik bir yalnızlık öyküsü yaşayan bireyler için yapay zekâ hem güvenli bir alan hem de güçlü bir çekim alanı yaratıyor.

Güvenli Liman Olarak Yapay Zeka

Bağlanma kuramına göre insan duygusal olarak güvenli bir liman arar. Bu liman bazen bir insan bazen bir hayvan bazen bir inanç bazen ise bir rutindir (Demirdağ, 2017). Son yıllarda yapay zekâ da risksiz bir bağlanma nesnesi konumuna gelerek o güvenli limanlardan biri olma yolunda. Romantik ilişkiler karmaşıktır; belirsizlik, hayal kırıklığı, korku ve bunalımı içinde barındırır. Oysa yapay zekâ ile kurulan ilişkide kontrol kullanıcıdadır. Yapay zekâyı kendine göre yönetmek onun elindedir. İlişkinin temposu, tonu ve sınırlarını birey kendisi belirler. Buradaki temel fark aşkı deneyimleme biçimidir. Aşk temelde içinde tutku zaman zaman çatışma mutluluk heyecan ve en önemlisi yakınlığı taşıyan güçlü bir duygudur (Atak & Tastan, 2012). Bu noktada anlaşılması gereken önemli husus ise insanların yapay zekâya esasında aşık olmadığıdır. Asıl amaç ise aşkın güvenli bir simülasyonunu yaratmaktır. Yapay zekâ ile kurulan romantik ilişkileri anlamak için Jean Baudrillard’ın simülasyon kuramı da oldukça açıklayıcıdır. Baudrillard’a göre simülasyon, gerçeğin birebir kopyası değildir. Ancak zamanla gerçeğin yerini alarak bir deneyim alanı yaratır (Baudrillard, 2024). Yapay zekâ da bu işlevi sağlayan bir simülasyondur. Yani yapay zekâ aşkın kendisini değil, aşka ait olan duyguları insanlara sunarak gerçeğin yerini alan bir yapıdadır.

Romantik İlişkiler: Kalptan mi Koddan mı?

Son yıllarda yapılan nitel ve nicel çalışmalar, bazı bireylerin yapay zekâ ile romantik veya yarı-romantik ilişkiler deneyimlediğini göstermektedir. Bu ilişkilerde kullanıcılar; sevgi, bağlılık, yakınlık gibi duyguları bir arada yaşadıklarını rapor etmişlerdir (Jin vd., 2026). Ancak literatürde yapay zekâyla romantik ilişkiyi doğrudan ölçmeye imkan tanıyan geçerli bir ölçeğin bulunmadığı görülmektedir. Bu kapsamda bu boşluğu gidermeyi amaçlayan Li ve arkadaşları Yapay Zekaya Yönelik Aşk Tutumları Ölçeği’ni (Love Attitudes Scale toward Artificial Intelligence; LAS-AI) geliştirmiştir (Li vd., 2026). Djufril ve arkadaşlarının bir sohbet robotuyla ilişki kuran 29 kişiyle yaptıkları araştırmanın sonuçlarına göre kullanıcıların bu yapay zekâ programıyla duygusal bağ kurduğu hatta çoğu durumda insanlarla kurdukları gerçek iletişimden daha yararlı olduğunu bildirdikleri ortaya çıkmıştır (Djufril vd., 2025). Yapay zekâ ile romantik ilişki yaşayan kişilerin deneyimlerine bakıldığında, “bunun gerçek bir aşk olup olmadığı” sorusu sıkça karşımıza çıkar. Psikolojik açıdan ise soru biraz farklıdır. Kişi bu yaşadıklarını gerçek olarak adlandırıyor mu? Duyguların “gerçekliği”, nesnesinden bağımsızdır. Bir rüyada yüksek bir yerden yere düşmek nasıl gerçek bir korku duygusu yaratıyorsa yapay zekâya duyulan sevgi de kişi için gerçek bir duygusal deneyim olabilir. Ancak burada kritik olan nokta, bu ilişkinin kişinin insanlarla kurduğu bağların yerini alıp almadığıdır. Bazı durumlarda yapay zekâ, insan ilişkilerine geçiş için bir ara alan işlevi görürken; bazı durumlarda sosyal geri çekilmeyi derinleştirebilir (Bae Brandtzæg vd., 2021). Özellikle günümüzde sosyal medya aracılığıyla da idealize edilen, sürekli anlayışlı ve çatışmasız bir “partner” algısı, gerçek ilişkilerin kaçınılmaz zorluklarını daha da tahammül edilemez kılabilir (Yadav & Vanderheiden, 2025).

Sorun Yapay Zekâ mı, Yalnızlık mı?

Yapay zekâ ile kurulan romantik ilişkileri yalnızca “tuhaf” ya da “tehlikeli” olarak etiketlemek oldukça yetersizdir. Nitekim insan sosyal bir varlıktır ancak modern dönemle birlikte gittikçe yalnızlaşmış ve bireyselleşmiştir (Çaycı & Çaycı, 2028). Bu kapsamda yapay zekâ ile kurulun ilişkiler, daha çok yalnızlık krizi, bağlanma yaraları ve duygusal görünürlük ile ilgili ipuçları veren bir uyarı niteliğindedir. Belki de mesele yapay zekânın ne olduğu değil; insanlığın neye ne kadar ihtiyaç duyduğudur…

KAYNAKÇA

  • Atak, H., & Tastan, N. (2012). Romantic Relationships and Love. Psikiyatride Guncel Yaklasimlar – Current Approaches in Psychiatry, 4(4), 520.

  • Bae Brandtzæg, P. B., Skjuve, M., Kristoffer Dysthe, K. K., & Følstad, A. (2021). When the Social Becomes Non-Human: Young People’s Perception of Social Support in Chatbots.

  • Baudrillard, J. (2024). Simulakrlar ve simulasyon (17. bs). Doğu-Batı Yayınları.

  • Çaycı, E. A., & Çaycı, B. (2028). Sosyalleşme Yanılsaması: Dijital Kalabalıklar İçinde Yalnızlaşan Bireyle.

  • Demirdağ, M. F. (2017). Bağlanma Teorisi’nin Kökenleri: John Bowlby ve Mary Ainsworth.

  • Djufril, R., Frampton, J. R., & Knobloch-Westerwick, S. (2025). Love, marriage, pregnancy: Commitment processes in romantic relationships with AI chatbots.

  • Horton, D., & Richard Wohl, R. (1956). Mass Communication and Para-Social Interaction.

  • Jin, S., Xu, F., Yuan, Z., Niu, G., & Zhou, Z. (2026). Falling in love with AI virtual agents.

  • Li, R., Li, L., Zheng, Y., Li, C., & Zeng, X. (2026). Measuring Love Toward AI: Development and Validation of the Love Attitudes Scale toward Artificial Intelligence (LAS-AI).

  • Turing, A. M. (1950). I.—COMPUTING MACHINERY AND INTELLIGENCE.

  • Yadav, H., & Vanderheiden, E. Theoretical Perspectives on Love and Artificial Intelligence.

eylül aleyna koç
eylül aleyna koç
Eylül Aleyna Koç, sosyoloji ve psikoloji alanlarında disiplinler arası bir akademik birikime sahiptir. Lisans eğitimini KTO Karatay Üniversitesinde sosyoloji alanında yüksek onur derecesiyle tamamlamıştır. Psikoloji lisans eğitimine ise dördüncü sınıf düzeyinde devam etmektedir. Akademik çalışmalarını derinleştirmek amacıyla KTO Karatay Üniversitesi Sosyoloji Anabilim Dalı’nda tezli yüksek lisans programına başlamıştır. Eğitimi süresince 2023 yılında depremden etkilenen çocuklara yönelik mentörlük çalışmaları yürütmüş; psikologlar tarafından düzenlenen çeşitli atölye ve uygulamalı eğitimlere katılarak mesleki deneyimini sahada pekiştirmiştir. XI. Sosyoloji Kongresi’nde sözlü bildiri sunmuş, çalışması kongre kitapçığında yayımlanmıştır. Sosyoloji ve psikoloji alanlarının kesişiminde şekillenen akademik ilgileri; birey, toplum ve ruh sağlığı arasındaki çok katmanlı ilişkileri anlamaya yöneliktir. Psikoloji öğrenimini tamamladıktan sonra klinik psikoloji alanında yüksek lisans yapmayı ve özellikle çocuklarla çalışmayı hedeflemektedir. Psikolojinin yalnızca bireysel sorunlara değil, toplumsal iyilik hâline de temas eden temel bir bilim olduğuna inanan Koç, ruh sağlığının güçlendirilmesinin daha sağlıklı ve anlamlı yaşamların kapısını araladığını savunmaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar