Bale, keman, tenis, yüzme, şan kursları, “en iyi okullarda” en “iyi öğretmenlerle” alınan eğitim, yurt dışı stajları, her hafta içi ve hafta sonuna ait ideal aile fotoğrafları… İşte modern çağ ebeveynlerinin “to do list” ‘leri. Ebeveynler günümüz dünyasında tarihin hiçbir döneminde rastlanmayan bir sosyal kıyaslamayla karşı karşıya kalıyor. Aynı zamanda bilgi bombardımanı ve “en iyisi olma yarışı” da cabası. Sosyal medya platformları her an mutlu, her an eğitici ve her an sabırlı o “mükemmel ebeveyn” imajını bir standart haline getirmiş bulunuyor. Ancak bu standartlar sürdürülebilir olmadığı gibi psikososyal açıdan da ideal olan değildir. “Bilinçli ve mükemmel aileler” için sosyal medya içerikleri üreten ve kontrolsüzce paylaşım yapan kişi ve kurumlar ise bu olguları devamlı olarak tetiklemektedir. Kısacası Britanyalı pediyatrist ve psikanalist Donald Winnicott’ın 1950’lerde ortaya koyduğu “yeterince iyi anne” (good enough mother) kavramı, bugün her zamankinden daha kritiktir.
Başarısızlığın Gelişimsel Değeri
Winnicott (1953), bir bebeğin sağlıklı gelişimi için başlangıçta ihtiyaç duyduğu şeyin “birincil annelik ilgisi” ile sağlanan tam uyum olduğunu belirtir. Ancak çocuk büyüdükçe, ebeveynin bu uyumu kademeli olarak bozması gerekir. “Yeterince iyi” ebeveyn, çocuğun her ihtiyacını her an karşılayabilen değil, çocuğun gelişimsel düzeyine bağlı olarak hayal kırıklıklarına tolere edebileceği seviyede izin verendir. Bu tolere edilebilen “hafif başarısızlıklar”, çocuğun dış dünyayla kurduğu bağı güçlendirir ve kendi baş etme mekanizmalarını geliştirmesine olanak tanır.
Günümüzün rekabetçi dünyasında ise ebeveynler, çocuklarına hazırladıkları suni evrenin içerisinde hiçbir zorluk olmamasını bir başarı olarak görebilmektedir. Oysa literatürde “helikopter ebeveynlik” olarak adlandırılan bu aşırı korumacı tutumun, genç yetişkinlerde bile öz-yeterlilik duygusunu azalttığı ve depresif belirtileri artırdığı gözleml demiştir (Schiffrin ve ark., 2014). Sorkhabi (2010) ise, ebeveynlerin aşırı müdahaleci yaklaşımlarının çocukla olan çatışmayı derinleştirdiğini ve özerklik gelişimini engellediğini vurgulamaktadır.
Dijital İllüzyon ve Suçluluk Duygusu
Rekabetçi ebeveynlik kültürü, ebeveynin odağını çocuğun gerçek ihtiyaçlarından alıp “ebeveynlik performansı”na kaydırır. Luthar ve Ciciolla (2016), modern annelerin hissettiği yetersizlik duygusunun, toplumun “mükemmel anne” beklentisiyle doğrudan ilişkili olduğunu belirtmektedir. Bir ebeveyn, çocuğunun gelişim basamaklarını birer proje gibi yönetmeye başladığında, aradaki otantik bağ zayıflar.
Oysa, Winnicott’ın da vurguladığı gibi, ebeveyn olmak bir teknik değil, bir ilişki biçimidir. Hata yapmaya, yorulmaya ve hatta bazen yetememeye izin vermektir. Bunların hepsi bireyler için insani sınırlardır. Bu sınırlar çocuğa şunu söyler:
“Sen hata yapabilirsin. Ben de hata yapabilirim. Hatalarımız için kendimize kızmamalıyız, çünkü bu dünya hatasız olanlar için değil, hatalarından ders çıkarabilen ve kendi gerçekliğini kurabilen insanlar için yaşanılabilir bir yerdir.” Nitekim yapılan çalışmalar, ebeveynlerin kendilerine karşı şefkatli (self-compassion) yaklaşmalarının, çocuklarıyla daha sağlıklı ve bilinçli bir bağ kurmalarına yardımcı olduğunu göstermektedir (Gouveia ve ark., 2016).
Sonuç
Günümüz dünyasının ve geçmişin ebeveynleri için mükemmel ebeveynlik yalnızca bir yanılgıdır. Çocuğa öğretilen “iyi olma” kavramı gerçek dünyanın sınırlarını zorlayan, ulaşılamaz bir ütopyadan ibarettir. Çocuğun ihtiyacı olan ise ütopik bir idealden ziyade hatalarını onarabilen, duygusal olarak ulaşılabilir ve gerçek bir figürdür. Winnicott’ın mirası bize şunu hatırlatır: Mükemmellikten vazgeçmek, çocuğa yapılabilecek en büyük iyiliktir; çünkü ancak o zaman çocuğun kendi gerçekliği için bir alan açılır.
Kaynakça
Gouveia, M. J., Carona, C., Canavarro, M. C., & Moreira, H. (2016). Self-compassion and dispositional mindfulness are associated with parenting styles and parenting stress: The mediating role of mindful parenting. Psychology and Psychotherapy: Theory, Research and Practice, 89(4), 447-464. https://doi.org/10.1111/papt.12088
Luthar, S. S., & Ciciolla, L. (2016). What it feels like to be a mother: Variations by children’s developmental stages. Developmental Psychology, 52(1), 143-154. https://doi.org/10.1037/dev0000062
Schiffrin, H. H., Liss, M., Miles-McLean, H., Geary, K. A., Erchull, M. J., & Tasher, T. (2014). Helping or hovering? The effects of helicopter parenting on college students’ well-being. Journal of Child and Family Studies, 23(3), 548-557. https://doi.org/10.1007/s10826-013-9716-3
Sorkhabi, N. (2010). Sources of parent-child conflict: Instructional and counter-instructive parental interventions. New Directions for Child and Adolescent Development, 2010(128), 63-77. https://doi.org/10.1002/cad.251
Winnicott, D. W. (1953). Transitional objects and transitional phenomena: A study of the first not-me possession. The International Journal of Psycho-Analysis, 34, 89-97.


