Stres, bireylerin yaşamları boyunca maruz kaldıkları bireysel ya da çevresel sıkıntılar karşısında ortaya koydukları tepkisel bir süreçtir. İstemsizce ortaya çıkan bu süreç bireyleri hem psikolojik hem de fizyolojik açılardan etkilemektedir (Lazarus ve Folkman, 1984).
Stresin Oluşumu ve Hormonlar
Stres, vücuttaki hipotalamus-hipofiz-adrenal (HPA) ekseninin aktive olmasıyla ortaya çıkan bir durumdur. Organizma stresli bir duruma maruz kaldığında ilk olarak hipotalamus harekete geçer. Hipotalamustan salgılanan hormonlar sayesinde hipofiz bezleri de hormon salgılamaya başlar ve adrenal bezlere sinyal gönderilir. Böbrek üstü bezler olarak da bilinen adrenal bezlerde stresin önde gelen hormonlarından biri olan kortizol salgılanır (Arnsten, 2009).
Kortizol salınımı başlangıçta organizmanın stresle baş etmesine yardımcı olurken, kronikleşmiş strese maruz kalan bireylerde kortizol seviyesinin uzun süreli yüksek kalması bilişsel fonksiyonlarda bozulmaları da beraberinde getirir (Lupien vd., 2009). Kısa süreli yaşanan stres bireyin hem kişisel hem de çevresel adaptasyonunu desteklerken, uzun süreli strese maruz kalma durumu fizyolojik sıkıntıları beraberinde getirebilmektedir. Kronik stresin; bilişsel fonksiyonlar, bağışıklık sistemi, hormonal ve metabolik sistemler başta olmak üzere pek çok biyolojik süreç üzerinde olumsuz etkisi yapılan çalışmalar tarafından belirtilmiştir (McEwen, 2007).
Stresin Performans Üzerindeki Destekleyici Etkisi
Stres ile ilgili sahip olunan genel kanı olumsuz yöndedir. Ancak güncel çalışmalar stresin belirli koşullar ve seviyelerde olmasının olumlu sonuçları beraberinde getirebileceği üzerinde durmaktadır. Literatürde özellikle belirli seviyelerdeki stresin, organizmanın performansı ve öğrenme süreçleri üzerindeki pozitif etkisine vurgu yapılmaktadır (Crum vd., 2013). Alanda yapılan bir deneysel çalışmada stres, organizmayı uyaran bir faktör olarak değerlendirilmiş ve bu uyarımın olumlu etkisine vurgu yapılmıştır. Çalışma sonucunda katılımcıların sınav performanslarında artış gözlemlenmiştir (Jamieson vd., 2010). Literatürde iyi stres olarak adlandırılan bu durum organizmanın elindeki kaynakları en iyi şekilde kullanarak var olan durumla baş etmesini kolaylaştırır (Selye, 1974).
Stres ve performans arasındaki ilişkiye vurgu yapan temel modellerden biri Yerkes-Dodson Yasası’dır. Robert M. Yerkes ve John Dillingham Dodson (1908), farelerle yaptıkları çalışmada ters U ilişkisini ortaya koymuştur. Buna göre stresin düşük düzeyde olması yetersiz uyarılmaya ve performans düşüşüne yol açarken, aşırı stres de benzer şekilde performansı olumsuz etkilemektedir. Buna karşılık orta düzeyde stres, bireylerin var olan performanslarını en iyi şekilde ortaya koymalarına yardımcı olur (Yerkes ve Dodson, 1908).
Stresi Algılama Biçimine Göre Farklılaşan Süreç
Bireyler benzer süreçlerden geçseler bile, olaylar karşısında verdikleri tepkiler ve deneyimledikleri duygudurumlar anlamlı farklılıklar göstermektedir. Bu farklılığın temelinde bireylerin içinde bulunulan durumu algılama biçimi, geçmiş tecrübeleri ve kişilik özellikleri gibi çeşitli faktörler yer almaktadır. Richard Lazarus’a göre bireylerin hissettiği stres yoğunluğu yaşanan olaydan bağımsız olarak kişinin bakış açısıyla şekillenmektedir. Bilişsel değerlendirme kuramı, bireylerin bir durumu “tehdit” ya da “meydan okuma” olarak değerlendirmelerine dayanmaktadır (Lazarus ve Folkman, 1984). Bu da stresin nesnel bir olgu olmaktan ziyade bireyin bilişsel değerlendirmelerinin bir ürünü olduğunu göstermektedir.
Bu noktadan hareketle eustress ve distress kavramlarından söz etmek mümkündür. Eustress, bireylerin stresli durumları daha olumlu değerlendirmeleri sonucunda ortaya çıkan, motivasyonu destekleyen ve performansı artıran bir stres türüdür. Buna karşılık distress, stresin tehdit olarak algılanması ve yoğun kaygı ile birleşmesi sonucunda ortaya çıkmakta ve bireyin performansını olumsuz yönde etkilemektedir (Selye, 1974).
Streye yönelik bireysel farklılıkları açıklamada öne çıkan kavramlardan biri de stres zihniyeti kavramıdır. Çalışmalar, stresin performansı artırıcı olduğuna inanan bireylerin daha yüksek başarı düzeyine sahip olduğunu göstermektedir (Crum vd., 2013). Benzer şekilde, özellikle askeri eğitim ortamlarında yapılan çalışmalar da bu bulguları desteklemekte ve stresin geliştirici olduğuna inanan bireylerin performanslarının daha yüksek olduğunu ortaya koymaktadır (Smith vd., 2020).
Sonuç
Sonuç olarak stres her ne kadar fizyolojik bir süreç olarak nesnelleştirilmiş olsa da bireysel farklılıklar, bakış açısı ve duygudurum gibi faktörlerin etkisiyle öznel bir deneyim hâline gelmektedir. Stresin etkisi yalnızca şiddeti ve süresi ile değil, bireyin bilişsel değerlendirme biçimi ile de yakından ilişkilidir. Bu bağlamda, uygun düzeyde ve doğru şekilde yönetilen stresin performans üzerinde olumlu etkiler yaratabileceği söylenebilir.
Kaynakça
-
Arnsten, A. F. T. (2009). Stress signalling pathways that impair prefrontal cortex structure and function. Nature Reviews Neuroscience, 10(6), 410–422.
-
Crum, A. J., Salovey, P., & Achor, S. (2013). Rethinking stress: The role of mindsets in determining the stress response. Journal of Personality and Social Psychology, 104(4), 716–733.
-
Jamieson, J. P., Mendes, W. B., Blackstock, E., & Schmader, T. (2010). Turning the knots in your stomach into bows: Reappraising arousal improves performance on the GRE. Journal of Experimental Social Psychology, 46(1), 208–212.
-
Lazarus, R. S., & Folkman, S. (1984). Stress, appraisal, and coping. Springer Publishing Company.
-
Lupien, S. J., McEwen, B. S., Gunnar, M. R., & Heim, C. (2009). Effects of stress throughout the lifespan on the brain, behaviour and cognition. Nature Reviews Neuroscience, 10(6), 434–445.
-
McEwen, B. S. (2007). Physiology and neurobiology of stress and adaptation: Central role of the brain. Physiological Reviews, 87(3), 873–904.
-
Selye, H. (1974). Stress without distress. Harper & Row.
-
Smith, E. N., Young, M. D., & Crum, A. J. (2020). Stress, mindsets, and success in Navy SEALs special warfare training. Frontiers in Psychology, 10, 2962
-
Yerkes, R. M., & Dodson, J. D. (1908). The relation of strength of stimulus to rapidity of habit formation. Journal of Comparative Neurology and Psychology, 18, 459–482.


