Gün içinde verdiğimiz kararların çoğunu fark etmeden uygularız. Sabah alarm çaldığında yataktan kalkmamız ya da birkaç dakika daha uyumamız, kahvaltıda ne yiyeceğimiz, bir işi ertelememiz ya da tamamlamamız… Bu seçimler basit tercihler gibi görünse de karar verme süreci zihnin oldukça karmaşık bir işleyişine dayanır.
Karar verme süreci, önce fark etmekle başlar. Ardından seçenekleri tanımlar, değerlendirir ve kendimiz için en uygun olduğunu düşündüğümüz yolu seçeriz. Ancak süreç burada bitmez. Verdiğimiz kararın sonuçlarını gözden geçirir, gerektiğinde yeniden düzenleriz. Bu döngü, insanın yaşam boyu devam eden uyum ve öğrenme mekanizmasının bir parçasıdır. Bu yönüyle karar vermek, anlık bir tercihten ziyade belirsizliği tolere etme, riskleri değerlendirme ve sorumluluk alma becerisidir.
Karar vermek, birden fazla seçenek arasından bilinçli bir tercihte bulunmaktır. Eğer ortada yalnızca tek bir seçenek varsa bu bir karar değil, zorunluluktur. Günlük tercihlerden meslek seçimine, ilişkilerden yaşam tarzına kadar uzanan bu süreç, kişinin kimliğini ve hayat yolculuğunu şekillendirir. Karar verememe durumunda ise kişi ne yapacağını bilemez halde içsel bir çatışma yaşar. Kişi, seçenekler arasında kaldıkça yalnızca kararını değil, kendisiyle olan bağını da sorgulamaya başlayabilir.
Kararsızlık Neden Zorlayıcıdır?
Kararsızlık, “ne yapacağını bilememek”ten değil, seçeneklerin beraberinde getirdiği zihinsel yükten kaynaklanır. Bir seçim yapmak, aynı zamanda diğer seçeneklerden vazgeçmek anlamına gelir. Bu vazgeçiş duygusu ise kişide kaygıyı artırabilir. Kaygı arttıkça kişi daha fazla düşünür, daha fazla düşündükçe karar verme süreci zorlaşır. Karar vermeden önce tüm ihtimalleri değerlendirmek ister, ancak “en doğru” seçeneği bulma çabası süreci uzattıkça uzatır. Bu durumda düşünmek, karar vermeye hizmet etmek yerine kararın ertelenmesine yol açar. Kişi hazır hissetmediği için harekete geçemez ve zamanla seçim yapma kapasitesine olan güveni azalabilir. Bu durumun zıddı olarak belirsizliğe tahammül edememe sonucu hızlı karar verme eğilimiyle de kararsızlık görülür. Kişi bir an önce sonuç almak ister ancak yeterince değerlendirme yapmadan verdiği kararları kısa süre sonra değiştirebilir. Bu durum, sürekli fikir değiştirme, başladığını sürdürememe ve seçimlerinden tatmin olamama şeklinde kendini gösterebilir.
Niçin Kararsızlık Yaşarız?
Modern yaşamın sunduğu sayısız seçenek, karar vermeyi daha da zorlaştırır. Seçeneklerin artması özgürlük hissi oluştururken aynı zamanda zihinsel yükü de artırır. Bu noktada seçenekleri yazılı olarak değerlendirmek, alternatifleri sadeleştirmek ve öncelikleri belirlemek süreci daha yönetilebilir kılar. Bununla birlikte kişi, kendi değerleri ile çevresinin beklentileri arasında kaldığında karar vermek daha karmaşık hâle gelir. Hangi seçimin değerlerine ait olduğunu ayırt edebilmek, bu belirsizliği azaltır ve kişiyi daha tutarlı bir yöne taşır. Benzer şekilde, kişinin olmak istediği kişi ile mevcut durumu arasındaki fark büyüdükçe karar vermek zorlaşır. Ulaşılması güç hedefler yerine, ulaşılabilir ve gerçekçi adımlar belirlemek harekete geçmeyi kolaylaştırır. Öte yandan “mükemmel karar” beklentisi, zihnen ve bedenen yıpratıcıdır. Hayatta çoğu zaman en doğru olanı değil, mevcut koşullar içinde yeterince işlevsel olanı seçmek gerekir. Bu bakış açısı, karar vermeyi kusursuzluk arayışından çıkararak ilerlemeyi mümkün kılar.
Sonuç
Kararsızlıktan çıkış, tüm belirsizlikleri ortadan kaldırmakla değil, belirsizlikle birlikte hareket edebilmeyi öğrenmekle mümkündür. Farklı bakış açılarıyla düşünmek, deneyimlerden yararlanmak, seçenekleri somutlaştırmak ve kişinin kendi değerlerini tanıması bu süreci destekler. Özellikle çocukluk döneminde bireyin karar süreçlerine dahil edilmesi, ilerleyen yıllarda belirsizliğe karşı daha dayanıklı olmasını sağlar. Böylece kişi, karar verirken yalnızca sonuca değil, sürece de güven duymayı öğrenir.
En nihayetinde kararsızlık, seçememekten çok, seçimin beraberinde getirdiği belirsizliğe karşı duyulan kaygıdan doğar. İnsan zihni kesinlik arar; oysa hayat kesinlik sunmaz. Karar vermek, tüm ihtimalleri kontrol etmek değil; sınırlı bilgiyle ilerleyebilme cesaretini gösterebilmektir. Attığımız her adım gibi, atmadığımız her adım da bir sonuca varır. Bu nedenle karar verirken asıl mesele seçimin sorumluluğunu alabilmektir.
Kaynakça
Arslan, Ç. (2007). Üniversite öğrencilerinin sürekli kaygı ve kişisel kararsızlık düzeylerinin incelenmesi.
Sardoğan, M. E., Karahan, T. F., & Kaygusuz, C. (2006). Üniversite öğrencilerinin kullandıkları kararsızlık stratejilerinin problem çözme becerisi, cinsiyet, sınıf düzeyi ve fakülte türüne göre incelenmesi. Mersin Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 2(1), 78-97.
Tuncel, M., Yıldız, S., Yıldız, K., & Yavuz, R. (2018). Öğretmen adaylarının kişisel kararsızlık ve eleştirel düşünme motivasyonları. Abant İzzet Baysal Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 18(2), 1127-1155.


