İlişkinin ne zaman değiştiğini çoğu insan net bir anla hatırlayamaz. Genellikle büyük bir tartışma yaşanmamıştır. Kapılar çarpılmamıştır. Ayrılık kelimesi hiç telaffuz edilmemiştir. Yine de bir sabah uyanıldığında, eskiden kendiliğinden olan şeylerin artık çaba gerektirdiği fark edilir.
Aynı evde olunuyordur belki. Aynı şehirde, aynı odada, aynı yatakta. Ama gün içinde yaşananlar anlatılmadan geçer. İnsan, partnerine bakar ve söylemek istediği bir cümleyi içinde tutar. Çünkü anlatmanın eskisi gibi bir karşılığı olmayacağını hisseder. Bu his çoğu zaman kelimelere dökülmez. Sadece içinizde kalır.
Sessizliğin Başladığı O Görünmez Eşik
İlişkinin başlarında zaman çok daha farklı akar. Konuşmalar plansızdır. İnsan anlatmak için bir neden aramaz. Gün içinde yaşanan küçük bir detay bile paylaşılmaya değerdir. Karşı tarafın ilgisi hissedilir. Sorular içtendir. Dinlenildiğini bilmek ilişkiye güven duygusu katar. Bu dönemde susmak bile rahatsız etmez. Sessizlik bile paylaşılan bir şeydir. Yan yana olmak yeterlidir. İnsan, kendini anlatmak için uygun anı beklemez. Çünkü her an uygundur.
Zamanla hayat devreye girer. İş temposu artar. Sorumluluklar çoğalır. Günler hızlanır. Eve gelindiğinde konuşmak için eskisi kadar heyecan kalmaz. İlk başta bu durum olağan kabul edilir. Herkesin başına gelebilecek bir geçiş dönemi gibi görülür. Konuşmalar bitmez ama kısalır. Günler birkaç cümleyle özetlenir. Sorular sorulur ama derinleşmez. İnsan, anlatmak istediği şeyleri seçerek söylemeye başlar. Çünkü her şey anlatılmaya değmezmiş gibi hissedilir. Bir süre sonra anlatılanlar daha çok Gündelik Bilgilere dönüşür. Ne yapıldığı söylenir ama nasıl hissedildiği söylenmez. Duygular arada kaybolur. Bu kayıp başta fark edilmez. Çünkü ilişki hala devam ediyordur.
Aynı Çatı Altındaki Duygusal Mesafe
İnsan çoğu zaman bu durumu kendine bile itiraf etmez. Rahatsızlığın adını koymak zordur. Çünkü ortada somut bir problem yoktur. Ancak içte bir eksiklik hissi vardır. Bir şeyler yerli yerinde gibidir ama tam değildir. İlişkinin ortalarına gelindiğinde roller yavaş yavaş belirginleşir. Taraflardan biri daha çok anlatan olur. Daha çok zorlandığını ifade eder. Daha çok duygusal yük taşır. Diğeri ise dinleyen, toparlayan, ortamı sakin tutan tarafta kalır.
Bu düzen bir süre işe yarar. İlişki kopmaz. Ancak bu denge zamanla yorar. Anlatan taraf, yalnızca zorlandığında ilişki içinde yer bulduğunu hissetmeye başlar. İyi hissettiği anları paylaşmamaya başlar. Çünkü bu anlar ilişkiye sığmıyormuş gibi gelir. Dinleyen taraf ise kendi duygularına yer kalmadığını fark eder. Anlatması gereken şeyleri erteler. Çünkü ilişkide buna alan olmadığını hisseder. Böylece iki kişi de yavaş yavaş geri çekilir. Ama bunu yüksek sesle söylemezler. İlişki, iyi anların paylaşıldığı bir alan olmaktan çıkar. Sorunların konuşulduğu bir yere dönüşür. Birlikte olmak rahatlatıcı değil, yorucu hale gelir. İnsan, partnerinin yanında olmasına rağmen kendini Yalnız Hissetmeye başlar.
Zaman Aşımı ve Kopan Bağlar
Bu yalnızlık çoğu zaman fiziksel değildir. İnsan yalnız değildir ama anlaşılmadığını hisseder. Anlaşılmadığını hisseden kişi ise zamanla susar. Daha az anlatır. Daha az ister. Daha az bekler. Bu noktada ilişkide sessiz bir uzaklaşma başlar. Taraflar hala birlikte vakit geçirir, hala plan yapar. Ama temas zayıflar. Konuşmalar yüzeyde kalır. Derinleşmek riskli gelmeye başlar. Zaman aşımı tam olarak burada ortaya çıkar. İlişki bitmez. Ama ilerlemez. Aynı yerde dönüp durur. İnsan, ilişkide kalmasına rağmen kendini oraya ait hissetmez. Ancak bu durumu dile getirmek kolay değildir. Çünkü “her şey yolunda gibi” görünüyordur.
Bazı ilişkiler bu noktada fark edilir. Taraflardan biri durup ilişkiye bakar. Aradaki mesafeyi görür. Konuşmak ister. Ancak bu farkındalık çoğu zaman tek taraflıdır. Bu da ilişkide yeni bir yalnızlık yaratır. İlişki bu haliyle devam ettiğinde kişi içsel olarak uzaklaşır. Fiziksel olarak oradadır ama duygusal olarak değildir. İlişki alışkanlıkla sürer. Ancak bağ giderek zayıflar. İnsan, kendini anlatamadığı bir yerde kalmakta zorlanır. İlişkiler yalnızca sevgiyle ayakta kalmaz. Sevgi önemlidir, ancak ilişkiyi sürdüren şey Temastır. Temas; konuşabilmek, duyulmak ve karşılık bulabilmektir. Temas kaybolduğunda sevgi ilişki içinde hissedilmez hale gelir.
Zaman aşımına uğrayan ilişkiler sessizdir. Büyük kopuşlar yaşanmaz. Ama bağ yavaş yavaş zayıflar. İnsan, ilişkide kalmasına rağmen kendini yalnız hisseder. Bir ilişkide kalabilmek, sadece birlikte olmak değildir. O ilişkide kendin için yer bulabilmektir. Ve insan, kendine yer olmayan bir yerde uzun süre kalamaz.


