Hepimiz kendimize ayrılan zamanın sınırlı olduğunu ve bir gün yaşamın sona ereceğini biliriz ama insanız ve sonsuzluğa vurgunuz. Ne zaman ki birisi hayatımızdan eksilir, işte o zaman ölümün yalnızca gidenin değil, kalanın da gerçeği olduğunu fark ederiz. Ölüm; karanlık ve acı bir kopuş olarak nitelendirilebilir ancak hayatın anlamlı ve güzel yaşanabilmesi için bir armağandır da. Kemal Sayar bir kitabında anlam duygusunun ne kadar önemli olduğunu ve ölümün hayatı değerli kılan bir gerçek olduğunu şu şekilde ifade ediyor: ‘’ Solmayan bir gül olabilir mi a canım? Batmayan bir güneş bize bıkkınlık vermez mi? Ayrılık olmasaydı aşkın kıymetini nasıl bilecektik?’’ İşte bu anlamlı gerçeği kabul etmeyi içeren yas, acılı bir deneyim olmasının yanı sıra kişiyi dönüşüme uğratan bir süreçtir.
YAS NEDİR?
Yas kişinin kayba karşı verdiği öznel tepkidir. Kayıp, kişinin hayatında yaşayabileceği en stresli olaylardan biri olarak görülmekte ve fiziksel, duygusal, bilişsel, davranışsal, sosyal ve psikolojik sağlığı büyük ölçüde etkilemektedir (Latham and Prigerson, 2004; Çelik, 2006). Kişi kayıp sonrası yas sürecine girer ve bir takım tepkilerde bulunur. Bunlar yas tepkisi olarak adlandırılır. Yas tepkisi kayba karşı verilen doğal ve insani tepkilerdir (Cesur, 2017).
YAS SÜRECİNİN EVRELERİ
1969 yılında İsviçreli psikiyatrist Elisabeth Kübler-Ross, yaptığı klinik çalışmalar sonucunda yas sürecinin beş temel aşamasını tanımlamıştır. Bu evreler sırasıyla inkar, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenme olarak adlandırılır. Her birey bu aşamaları farklı yoğunluklarda ve farklı sıralamalarda yaşayabilir.
İnkar: İnkar, kötü haberlere verilen ilk tepkidir. Bu evrede kişi şok ile inkar durumunda olur. İnkar, benliğin acı verici gerçeklerden kaçınmak için bilinçdışı kullandığı bir savunma mekanizmasıdır. Kişi bu aşamada, “Bu benim başıma gelmiş olamaz” veya “Neden ben?” gibi ifadelerle durumu reddeder (Kübler-Ross ve Kessler, 2014).
Öfke: Bu aşamada birey, kontrol edemediği duygularını dışa vurur ve çoğunlukla başkalarını suçlar. Öfke, kaybedilen kişiye, kendine, doktorlara, çevresindekilere hatta yaratıcıya yansıtılabilir.
Pazarlık: Bu aşamada, kişi durumu tersine çevirmek için neler yapılabileceğine dair farklı yollar arar.
Depresyon: Bu aşama, kaybı yaşamanın acısını ve verdiği sıkıntıları içermektedir. Bu dönemde kişi derin üzüntü, yalnızlık ve umutsuzluk hissedebilir.
Kabullenme: Gerçeğin kabullenildiği, oluruna bırakıldığı, yeni yaşam sürecine uyum sağlanmaya başlanıldığı aşamadır (Kübler-Ross ve Kessler 2014).
YAS SÜRECİNİN BELİRTİLERİ
Yas sürecindeki bir bireyde duygusal, davranışsal, fiziksel, zihinsel (bilişsel) ve sosyal düzeyde çeşitli belirtiler görülebilir. Her bireyin yasla baş etme biçimi farklı olsa da, sıkça gözlemlenen bazı ortak tepkiler bulunmaktadır:
- Duygusal uyuşukluk
- Öfke
- Suçluluk
- Kaygı
- Üzüntü
- Umutsuzluk
- Konsantrasyon güçlüğü
- Uyku ve yeme sorunları
- İlgi kaybı
- Yorgunluk ve enerji eksikliği
- Hastalıklara karşı savunmasız hale gelme
- Somatik belirtiler
- Sosyal izolasyon
- Ağlama nöbetleri
- Kayıp hakkında sürekli düşünme
- Madde kullanımı
YAS SÜRECİNİN TÜRLERİ
Yasın öznel doğası ve bireyler arası farklılıklar göz önünde bulundurulduğunda, bu süreç üç ayrı şekilde sınıflandırılmaktadır:
Akut Yas: Kaybın doğal bir sonucu olarak kayıp sonrasında kişilerde gözlenen duygusal, bilişsel, fiziksel ve davranışsal tepkilerin varlığını tanımlamaktadır (Worden, 2001).
Patolojik/ Karmaşık Yas: Kaybın ardından en az altı ay geçmesine rağmen kayıp yaşayan kişinin kişisel, sosyal ve mesleki yaşam alanlarındaki işlevselliğini giderek bozulması sonucu kendini gösteren bir sorun olarak tanımlanabilir (Zhang, El-Jawahri ve Prigerson, 2006).
Travmatik Yas: Sevilen birinin beklenmedik ve ani bir şekilde şiddet veya korkunç bir biçimde ölüm sonucunda kaybı yaşayan kişilerde oluşan tepkilerdir ve bu tepkilerin kişinin işlevselliğini bozması olarak tanımlanabilir (Parkes, 2001).
YAS VE DEPRESYON ARASINDAKİ FARK NEDİR?
Yas süreci, bir kaybın ardından gelen boşluk, özlem ve dalgalı duygularla karakterizedir. Bu duygular zamanla hafifler. Depresyonda ise, kişi derin bir umutsuzluk ve çaresizlik hisseder ve bu duygusal durum zamanla değişmez ya da ağırlaşabilir.
Yas sürecinde, kişi mizaha veya dikkatin başka yöne çekilmesine tepki verebilirken, depresyonda bu tür dış uyaranlara karşı yanıt yok denecek kadar azdır.
Depresyonda, kişide intihar düşünceleri veya kendi canına kıyma planları olabilir. Yasta, “Ölen kişiyle birlikte olma arzusu” olabilir, ancak kişi yaşamın hâlâ yaşanmaya değer olduğunu düşünür.
Yas, kayba verilen doğal ve sağlıklı bir tepkidir; depresyon ise klinik düzeyde işlev kaybına yol açabilen ve tedavi gerektiren bir durumdur.
YAS TUTMANIN ÖNEMİ
Yas, gerekli ve sağlıklı bir süreçtir. Normal bir yas sürecini birey genellikle bir uzmandan yardım almadan, çoğunlukla sosyal destek sayesinde sağlıklı bir şekilde tamamlamaktadır (Çelik ve Sayıl 2003, Bildik 2013). Ancak, patolojik yas durumu söz konusu olduğunda yasın sağlıklı tamamlanabilmesi için bireyin sağlık profesyonellerinden yardım alması gerekmektedir (Bildik 2013).
Yani; yas sürecinde sosyal destek, iyileşmenin en temel şartıdır. Istırap çekerken, düşerken, ağlarken yüreğimizde sakladığımız insanların omzuna yaslanmak bu süreci sağlıklı bir şekilde atlatabilmemiz için son derece kıymetlidir.
SONUÇ
Özetle, yeterince iyi vedalaşamadığımız hiçbir yas tam olarak bitmez. Bu nedenle, ölen kişiye veda etmek önemlidir çünkü kapanmayan yaralar insanı incitir ve ruhunu savunmasız hale getirir. Psikanalizin meşhur sözlerinden biri olan “Usulünce gömülmeyen ölüler geri döner” ifadesi bu durumu çarpıcı bir şekilde ifade eder.
KAYNAKLAR
Bandini, J. (2015). The medicalization of bereavement:(Ab) normal grief in the DSM-5. Death studies, 39(6), 347-352.
Bildik, T. (2013). Ölüm, kayıp, yas ve patolojik yas. Ege Tıp Dergisi, 52(4), 223-229. Bonanno, G. A., & Kaltman, S. (2001). The varieties of grief experience. Clinical psychology review, 21(5), 705-734.
Bowlby, J. (1961). Processes of mourning. The International journal of psycho-analysis, 42, 317.
Çelik, S., & Sayıl, İ. (2003). PATOLOJİK YAS KAVRAMİ YENJ BİR YAKLAŞIM: TRAVMATİK YAS. Kriz Dergisi, 11(2).
Çolak, G. V., & Hocaoğlu, Ç. (2021). Kayıp ve yas: Bir gözden geçirme. Kıbrıs Türk Psikiyatri ve Psikoloji Dergisi, 3(1), 56-62.
EDITION, F. (1980). Diagnostic and statistical manual of mental disorders. American psychiatric association, Washington, DC, 205-224.
Kahraman, S. (2021). Yas süreçleri ve kişilik. Adıyaman, İKSAD Yayınevi.
Klein, M. (1940). Mourning and its relation to manic-depressive states. International Journal of Psychoanalysis, 21(1), 125-153.
Kübler-Ross, E., & Kessler, D. (2014). On grief and grieving: Finding the meaning of grief through the five stages of loss. Simon and Schuster.
Lally, M., & Valentine-French, S. (2019). Lifespan development: A psychological perspectiv
Maraş, A. (2014). Komplike yas: Derleme ve vaka çalışması. AYNA Klinik Psikoloji Dergisi, 1(1), 41-59.
oğuz Berksun, E. (1995). Psikososyal ve Medikal Yönleriyle Kayip, Yas, Ölüm. Kriz Dergisi, 3(1), 68-69.
Önal, A. A., & Yalçın, İ. (2019). Yas sürecinin grupla psikolojik danışmada ele alınması üzerine bir inceleme. Turkish Psychological Counseling and Guidance Journal, 9(55), 1013-1051.
Özel, Y., & Özkan, B. (2020). Psychosocial approach to loss and mourning. Psikiyatride Guncel Yaklasimlar, 12(3), 352-367.
Saraç, Y. (2022). Ölüme ve Ölmeye Dair Ölümsüz Bir Eser: Elisabeth Kübler-Ross’ un “Ölüm ve Ölmek Üzerine” Kitabı.
Seven, R. (2023). Neden Yas Tutarız?. Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, (57), 33-51
Shear, M. K., Simon, N., Wall, M., Zisook, S., Neimeyer, R., Duan, N., … & Keshaviah, A. (2011). Complicated grief and related bereavement issues for DSM‐5. Depression and anxiety, 28(2), 103-117.
Şener, Ö., & Açar, M. Y. Kayıp Yaşayan Bireylerde Kaybı Kabullenme ve Travma Sonrası Büyüme Arasındaki İlişkide.
Yilmaz, C. (2024). Normal Yas Sürecinde Manevi Destek.
Worden, J. W. (2018). Grief counseling and grief therapy: A handbook for the mental health practitioner. springer publishing Company.


